kedi

Bayım

Kategori: Edebiyat Yazar:

Not: Yazımda kullanacağım bayım kelimesi hiçbir cinsiyet anlamı içermemektedir önüne gelen herkes üstüne alınabilir. Bazen böyle kelimelerin manasını genişletmek gibi acayip hareketlerim husule gelse de hala yazmaya devam ediyorum. Bu kelimeyi de çok seviyorum keşke sadece erkeklere hitaben kullanılagelmeseydi. 🙂

Size yazdığım ve yazacaklarım bitmedi. Ben konuşmaya devam etmeyi planladım her zaman. Susarak da konuşmaya azmim var. Bildim daha doğrusu bilmeye çalıştım çünkü ben bir şeyi bildiğimi iddia edemem bayım. Bu hadsizliğin son haddi olur herhalde ve ben bilemem bayım arkamdan ihanet türküsü çığıran dost dediklerimin benden haklı olup olmadıklarını. Yalnız bir ihtimal daha var tamamen haklı oluşumla ilgili ben bu ihtimali dahi kullanmak istemiyorum ancak kendi lehime. Merak ettiğim şeyin cevabı için inandığım mahşer gününü bekleyeceğim ve bekleyeceğim ki gerçekten haksız olan susar mı her zaman ya da haksız olanın sesi hep yüksekten mi çıkar? İnandığım, kalplerin yarılıp açıldığı günü bekleyeceğim. Bazı insanlar da hala beni ihanet eden kişi olarak çarpı olarak taşıyorlar belki kağıtlarında ben affetmenin tertemiz sayfası önümde dururken çarpı atmaya tenezzül etmem ki bayım.

Şunun çelişki olduğunu da kesinlikle söyleyebilirim ki hepimiz insanlardan şikayetçi olduk, insanla ilgili genellemelerin hiç ardı arkası kesilmedi bayım. Halbuki farketseydik her genellemeye birkaç kişiyi dahil ederken dünyada geri kalan binlerce kişinin de bu tarz genellemelerine dahil olduğumuzu. Belki o zaman sabırla beklerdik bayım ve sevmezdik genellemeleri. Sabırla susup içimize akıtsaydık dert namına bildiğimiz şeyleri, susarak şikayet edilebileceğini anlasaydık o zaman bambaşka olurduk belki. Şikayet de nedir bayım? Bir şok geçirmeliydiniz şikayet lafını duyunca. Susarak şükredilebileceğini bilseydik o zaman farklı olurduk belki. Aslında içimizdeki şikayetleri konuşmamızda şükre çevirseydik çok daha güzel olmaz mıydı acaba? Ya seni gidi laf cambazı, kelime senaristi diyorsunuz belki bana. Umurumda değil bayım hatta umurumda olması bile artık umurumda değil bayım. Neden mi? Çünkü ben yaşamak için umur denilen şeyin kaybedilmesi gerektiğine çoğu zaman şahit olmuş acınılası bir insanım ya da tam tersi herkese üstten bakan ve gerçekten zavallı kibirli bir şarlatanım. İçinizden diyecekseniz belki ya bu kız ne kadar olgun ne kadar güzel cümleleri var. Bana kalırsa demeyin bayım çünkü iyi ya da kötü tahminleriniz enterese etmiyor beni yaklaşık on yedi yıldır birlikte olduğum birini siz mi daha iyi tanırsınız yoksa ben mi? Bakın işte meydana çıktı içimde nihan olan kibrim, hayır yoksa gerçekten doğruyu mu söyledim?

Bizim bir kibir sorunumuz da var bayım. Yaşımızla, cinsiyetimizle, ırkımızla. Ve daha nice şeyle. Ben neyi gördüm biliyor musunuz bir de? Ahlakıyla kibirleneni. Ahlakı olan nasıl kibirlenir diye sorarım. Kibri olanın ahlakı olurmuymuş diye sorarım. Olurmuş demek ki. Olurmuş da o nasıl bir ahlakmış acaba bilemiyorum bayım. Irk ve cinsiyet kibri dedim onlar başlıbaşına bir saçmalık olmaktan kurtulamayacaklar benim zihnimden hiçbir zaman.

Ha bir önemli konu daha var. Yaşım var benim. Çok rahat bir şekilde kendimden küçük birini sen ne yaşadın ki diye aşağılayabilirim. Neden mi? Ben büyüğüm ya bayım.(!) Büyüseydim gerçekten büyümekle derdin bir alakası olmadığını, yaşla yaşamanın bambaşka kavramlar olduğunu bu yaşa kadar tahlil edemez miydim bayım? Edememişim işte. Büyüdüğümü sanmışım, belki fizyolojik olarak olmuştur ama ruhen sınıfta kalmışım bayım. Bir de kendimden büyüklere tasladığım üstünlük,çok bilmişlik rolleri. Buna büyük insanlar gülmüyor lakin ben kendime katıla katıla gülüyorum bayım çünkü gerçekten büyümüş insanlar alaydan sakınıyorlar hep bak ben kendimle bile alay ediyorum bayım.

Dünyada bir sürü mesele varken, zulüm, adaletsizlik, cinayetler alıp başını yürümüşken senin burada konuşmak gibi bir hakkın nasıl olabilir? Diyorsunuz belki bana. Size sonuna kadar hak veriyorum demek isterdim yalnız kendi hakkıma da girebilirim belki bunu derken bayım. Yardım etmek namına inancımız veya inandığımız değerler namına elimizden ne geliyorsa yapmalıyız insan için. Dua, yardım, sevgi, duyarlılık ve daha ne gelirse ellerimizden,dillerimizden bilhassa gönüllerimizden. Ama kendi sıkıntılarımızı unutarak, kendi benliğimizi hiçe sayarak özgüvenimizi,ümidimizi yitirmiş bir şekilde de çıkmayalım her şeyini yitirmiş insanların karşısına…

Ve noktalıyorum çok sevdiğim, rahmetli bir şairenin sözleriyle yazımı. Onun yazısına uydurmak için yazdım belki kimbilir, kimbilir o benim gibi birinin yazısına uyması için yazdı. Bilmedim, bilemiyorum…

Çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım,

Bilmiyorsunuz darmadağın gövdemi,

Çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum.

-Didem Madak

 

Konuk Yazar: Melike Büşra

2 Yorum

  1. Yüreğine sağlık güzel insan 🙂 Tadı damağımızda kaldı yazınızın. Hepimizin kendi içine dönüp bakmasını gerektiren noktalara parmak basmışsınız. Gerçekten daha çok okumalı daha çok sormalı daha çok aramalıyız cevaplarımızı ve sonra harekete geçmeliyiz insan olarak. Şu nokta çok dikkatimi çekti; kendi kendinizi eleştirerek neticeye varmaya çalışmışsınız ya, bu, ince yüreğinizin tellerinin ne kadar titreştiğini yansıtıyor sanki… Yüreğinizin frekansını doğru algılayan insanlarla karşılaşmanız ümidiyle, sizin ve hepimizin… :))

  2. Sen kendine bak bayım ne varsa içinde sözlerinle ayan etmişsin kendini. Allah hepimize iyilikler versin.:)

Bir Cevap Yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*