Ben Toprakla Oynadım!
Ekrem

Ben Toprakla Oynadım!

Toprak ihtiyaçlarımız için her zaman önemli olacak. Ama insanlar zamanla toprağın önemli olduğunu unutuyor. Herkes demiyorum ama çoğu insan günlük yaşamında toprağı hiç düşünmüyor. Etin sütün ana kaynağının toprak olduğunu, meyvenin, sebzenin ve havuç ile domatesin topraktan yetişip de tabağımıza geldiğini unutuyoruz.

Çevremde küçük çocuklardan artık hiçbirini toprakla oynarken göremiyorum. Bu gerçekten içimi yakıyor. Toprağın kokusunu öğrenemiyorlar. O toprağın parmaklar arasındaki ufalanışını, suyla buluşunca nasıl çamur olup da şekil verilebildiğini bilemeyecekler. Önemli olan bunu büyükken bilmek değil, küçükken öğrenebilmek, yaşayabilmek. Ben hatırlıyorum, topraktan yapmaya çalıştığım evleri, köprüleri. Asla yapamadım tabi BEN OYNADIM TOPRAKLA. Kokusunu hissettim. İşte size gözünüz açık gitmeyecek bir sebep daha, toprakla oynadıysanız size ne mutlu…

Anneler babalar mı oynatmıyor çocukları toprakla, izin vermiyorlar? Belki de. Ya da bazen. Yoksa çocuklar eve gelip başka işlerle mi uğraşıyor, asla dışarı mı çıkmıyor? Belki de okuldan gelir gelmez ebeveynleri tarafından hemen basketbol, piyano, keman kursuna gönderiliyor. Acaba dışarı çıktıklarında üstleri başları toz toprak içinde kaldığı için mi?

Vaktiyle televizyonda bir kamu spotu* oynatılıyordu. Belki hala oynatılıyordur. Toprağın önemini anlatan, düz araziye ev-fabrika yapmayın diyen bir kamu spotu. Şimdi önemini daha iyi anlıyorum. Zamanında dedelerimiz evlerini hep tepelere, eğimli araziye yapmışlar. Düz arazi boş kalsın da oraları ekelim, biçelim diye. Ne de doğru yapmışlar. Günümüzde de artık “düz alanda şehirleşme” diye bir şey var. Yanlış, çok yanlış. Yapacak bir şey var mı? Planlar çoktan yapılmış, krokisi çizilmiş, imar izni alınmış. Mimarlar projeleri çizme yolunda. Yahu resmen düz alanı kapatıyoruz, ekilip biçilmesi gereken yeri. Kim izin verdi ki bu duruma? Ben izin vermiyorum kardeşim. Gün gelip de içinde kıyamete kadar uyuyacağım toprağı böyle heba etmelerini istemiyorum.

Alan daralıyor. Binaların, apartmanların katları gitgide yükseliyor. Biz de maalesef toprağa değil, işimize bakıyoruz. Her karışı şehit kanı ile sulanmış ve hala da sulanan vatan toprağımızın bizim için ne ifade ettiğini unutuyoruz. Âşık Veysel’in ve daha nice şairlerin, ozanların “benim sadık yârim kara topraktır” diye söylediğini unutuyoruz. Unutuyoruz…

*Bu yazıyı okuduktan sonra bir de aşağıdaki linklerden bahsettiğim kamu spotunu izlemenizi tavsiye ederim.

https://www.youtube.com/watch?v=qBpyBhXjbmI

https://www.youtube.com/watch?v=SyaIWr9xsi0

https://www.youtube.com/watch?v=y1pr7ut20EQ


Önceki: Neyhanede Bir Neyzen: Ömer Faruk Keskin Sonraki: Geçmişten Günümüze Kadın Olmak

  • Fatma Kübra
    Fatma Kübra 7 Mart 2017 at 10:32

    “Okuyorum hayatı
    Toprağın üstünden çok
    Altındakilerle var olduğunu

    Toprak
    Ölüme aç
    Ölüme muhtaç
    Hayat

    Ölüm muhakkak
    Ve ölüm mutlak
    Tek kapısıdır ölümsüzlüğün ”

    Toprağım deriz ya hani hemşehrilerimize kimi zaman da şehir ayırmadan sevdiklerimize. Böyle daha da biz oluruz ya hani. Ve işte vatan toprak, geçmiş toprak, gelecek toprak, bir bedeninin sonsuz uykuda olduğu yer toprak, bir filizin yeşerdiği yer toprak.

    Bize bizi toprağımızı hatırlattığın için teşekkür ederiz
    Kalemine sağlık…

Yorum bırakın