İyi, Kötü, Suskun
Kocaoğlu

İyi, Kötü, Suskun

   İyi ve kötü. İki zıt kavram. İyinin iyi olduğu belli, kötünün kötü olduğu belli. Bir de kötüden de kötü biri var o da “susan”. Bir haksızlık karşısında arkasını dönen, görmezden gelen. Kendi başına gelmeyeceğinin garantisi varmışçasına susan.

   Kaybediyoruz çünkü susuyoruz. Susuyoruz, belki sonunda yararımıza bir şey olmadığı için, bilmiyorum, belki de korktuğumuzdan susuyoruz. Belki de bizim  başımıza aynı şeylerin gelmeyeceğini düşündüğümüz için susuyoruz. Susuyoruz, belki de haksızlığa uğrayan bize benzemiyor, bizim gibi düşünmüyor diye susuyoruz. Susuyoruz, belki de bana dokunmayan yılan bin yaşasın dediğimiz için susuyoruz. Susuyoruz, haksızlık karşısında susmaya nasıl katlanabiliyoruz? Biz sustukça, haksızlığın sesi daha da gürleşiyor, daha da artıyor.

    “ Biz ” diye kurdum her cümlemi. Neden mi? Çünkü benim de böyle davrandığım zamanlar yok değil de o yüzden. Diyeceksiniz ki daha kendin söylediklerini yapmıyorsun. Haklılık payınız var ancak ben en azından bunu değiştirmek için çaba sarf ediyorum. Çünkü bu aynı zamanda insanın kendisine olan saygısıyla da alakalı bir durum.

    Susmadığımızda, haklı gördüğümüzün arkasında durduğumuzda belki arkamızda büyük bir kalabalık, bir destek olmayacak belki birçokları karşı çıkacak lakin çok kişinin savunması onların haklı olduğu anlamına da gelmez. Günümüzde, gözlemlerimce yapılan en önemli yanlışlardan. Bir konuyu ne kadar çok kişi savunuyorsa o kadar haklı olduğu düşünülmekte ancak şöyle bir durum var ki bu çoğunluğu kimlerin oluşturduğuna bakılmıyor. Bu çoğunluk irdelemeden, kurcalamadan körü körüne savunuyorsa, o konuda çoğunluk olmaları onları haklı mı çıkarır? Bence elbette çıkarmaz.  

    İnsanlar ölüyor, savaştan ölüyor, kimileri bin bir çeşit yiyecekle beslenirken kimileri açlıktan ölüyor, cinayetten ölüyor, ölüyor. Bunlar sanki kimsenin umrunda değil, kimse kendisinden başkasını önemsemiyor, ses dahi çıkarmıyorlar. Bu olanlar neredeyse sıradanlaşıyor ve bu sıradanlaşmaya sebep olanlar da ses çıkarmayanlar, susanlardır. Unutmayın siz susmaya devam ettikçe birgün sizin başınıza geldiğinde de onlar susacaklar. Haksızlığa susmak, haksızı desteklemek demektir. Haksızlığa susmak, bence tehdit karşısında kafasını kuma sokan devekuşuna benziyor. İnsanlar haksızlık karşısında kararsız kalma hakkına sahip değiller.

    Susmamalıyız; hakkımızı, haklı gördüğümüzü sonuna kadar savunmalıyız. Bunu yaparken de kırmadan, incitmeden, haklıyken haksız duruma düşmeden yapmalıyız. Haksızlığa susarak aynı durumun bizim de başımıza gelmesini beklememeliyiz.

   Son olarak yazımı kesinlikle herhangi birine ya da birilerine veya siyasi bir amaç güderek yazmadığımı belirtip yazımı sonlandırıyorum. Haksızlığa susmayanlardan olmak dileğiyle…


Önceki: Uzay’a Gittim, Geleceğim Sonraki: Bir Çayın Hikayesi: Ölüm

  • Zeynep
    Zeynep 13 Mart 2017 at 16:47

    ‘Dünya’da her millet, icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine ortak sayılır.’
    M. K. ATATÜRK

  • Bir Tutam Karınca
    Bir Tutam Karınca 13 Mart 2017 at 19:20

    Susmak insanoğlunun kendine yapmış olduğu en büyük kötülüktür. Güzel ve dokunaklı bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık.

  • Nurettin Selami
    Nurettin Selami 24 Mart 2017 at 17:39

    Yazılarınız gittikçe profosyonelleşiyor. Elinize sağlık güzel bir konuya değinmişsiniz. Cesaret göstermek herkes susarken avazı çıktığı kadar bağırmak gerçekleri haykırmak herkesin harcı değil gerçekten. Bir dahaki yazınızı sabırsızlıkla bekliyorum. İyi günler

    • Kocaoğlu
      Kocaoğlu 26 Mart 2017 at 21:56

      Teşekkür ederim elimden geldiğince yazmaya çalışıyorum

Yorum bırakın