Sherlock Holmes

Karizmatik Sosyopat: Sherlock Holmes

Kategori: Film/Kitap Yazar:

Suç… Kabil’in Habil’i öldürmesi sonucu cinayetle başlayıp tarih boyunca peşine sayısız icraatı ekleyen ve genelde bir başkasının sahip olduklarını yani bazen parasını, malını; bazen özgürlüğünü; bazen de canını gasp etmeye dayanan sözlü ve yazılı hukukta muhakkak cezalandırılması gereken eylemlerinin tümünü kapsayan bir kavram. Yani hayatımızın her anında her yerinde… Çevremize her baktığımızda aslında bir şekilde bir suça tanıklık ediyorken daha önceleri toplumun aynası olan kitapların ilerleyen zamanla da sinema ve televizyonun suç unsurunu ele almaması pek de mümkün değildi. Eh pek tabii konu hayal âlemine girince de kazananlar her zaman olduğu gibi iyilerdi. Ama bir karakter var ki onun için ne tam iyi demek doğru ne de tam kötü…

Her şeyden önce bir sosyopat dahi… Dünya’nın Güneş etrafında döndüğü gerçeğini bile gündelik hayatta kullanmayacağını düşündüğü için hafızasından silen ve suçu sadece keyfi için çözen karizmatik bir dedektif… Sir Arthur Conan Doyle tarafından 1887 yılında Kızıl Dosya adındaki ilk hikayesiyle gazetede yayınlanmaya başlayan Sherlock Holmes o kadar sevildi ki yazarın bir yerden sonra artık karakteri bitirip hikayede öldürmesi, okurlardan ve hatta yazarın annesinden büyük tepki aldı. Aldığı bu tepki de şimdi günümüz Türk dizileri vari bir sonuçla tabi daha mantıklı bir kurguyla ölen Sherlock Holmes’ün geri dönmesine ve maceralarına kaldığı yerden devam etmesine neden oldu.

Polisiye türü edebiyatın ilk ve en önemli karakterlerinden olan Sherlock; olayları, ipuçları arasında kimsenin göremediği bağlantıları görüp birleştirerek kolaylıkla çözmesiyle ünlenmiş olup yalnızlık Allah’a mahsustur ya da her süper kahramanın bir yardımcısı muhakkak vardır mantığıyla Afganistan’dan dönen doktor John Watson’ı yanına almasıyla olaylar başlar. Ve birçok macera onun anlatımıyla okuyuculara ulaşır. Kahramanın baş düşmanı Profesör James Moriarty onun gibi bir dehanın düşmanı olabilmek adına sahip olması gereken tek şeye sahiptir: Aynı onun gibi bir zeka… Hatta öyle ki dedektif Holmes onu yendikten sonra bir daha çözmekten zevk alacağı bir dava olmayacağı düşünmektedir. Bunun sonucu olarak da birçok kahraman-antikahraman ilişkisinde görmediğimiz ve göremeyeceğimiz bir şekilde iki baskın karakter birbirlerine büyük bir saygı duymaktadır.

Dedektif birçok özelliğinin yanında benim en hatta tek sevmediğim özelliği olan kadınların yeterince zeki olmadığı düşüncesi de kendinin kadın versiyonu olan Irene Adler tarafından bertaraf edilmiş ve böylece benim de sevmediğim tek özelliği böylece ortadan kaldırılmış oldu.

Bu kadar sevilen bir karakterin hikayesi olur da bunlar beyaz perdeye uyarlanmaz mı?

Gazetedeki hikayelerin toplanıp basılmasınından sonra film beyaz perdeye ve hatta televizyona birçok kere uyarlandı, birçok efsane oyuncu da bu efsane karakteri canlandırmak için kamera karşısına geçti. Günümüzde ise sinemada ve hikayenin geçtiği dönemde kendini izleten aynı isimli filminde Robert Downey Jr’ı Sherlock olarak görürken aynı isimli ve günümüzün Londra’sında geçen dizisinde karakteri Benedict Cumberbatch canlandırmaktadır. Bir diğer versiyonu olan ve New York’ta geçen Elementary dizinde ise efsane karaktere hayat veren kişi Jonny Lee Miller’dır ve ilginç bir detayla bu dizideki Dr. Watson bir kadındı. (Ama benim favori Sherlock’um Benedict Cumberbatch.)

Sir Arthur, Sherlock karakterini dönemin ünlü doktorlarından Profesör Joseph Bell’in dedektif hali olarak ortaya çıkarmışken, 2012 senesinde biten Dr. House dizisindeki Gregory House da piyasaya Sherlock’un doktor hali olarak çıkan dahi bir karakterdir.

Sözün özü edebiyata ve aslında hikayeleriyle, filmleri ve dizileriyle bize eskimeyecek dahi, karizmatik bir sosyopat bırakan Sir Arthur Conan Doyle’ye sonsuz saygımızı sunarız.

Bir kadının sezgileri bazen en mantıklı çıkarımlardan bile daha değerli olabilir. Karmaşık beyinleriyle art arda sıraladıkları senaryoları mutlaka dikkate alın Bunlar sizi hiç tahmin etmediğiniz sonuçlara ulaştırdığında haklı olduğumu anlayacaksınız. -Sherlock Holmes

Sonbaharın başında doğmuş ve Laz kızı olmamın getirisidir belki; aslında hafif bulutlu, yeri geldiğinde fırtınalar koparan atmosferim. Yazılarıma oranla içim umut dolu, daha mutluyum. Mavi ve tonlarını ne kadar özgürse o kadar severim. Kendi hikayesini yazmaya çalışan o herkesten biri de benim.

2 Yorum

Bir Cevap Yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*