Makyavelizm

Makyavelizm, Niccolo Machiavelli ve Hükümdar Üzerine

Kategori: Eleştiri/Kitap/Politika Yazar:

Laf arasında gizliden gizliye bolca kullanılan bir tabir olan Makyavelizm(machiavellianism), 1469 yılında doğmuş olan Niccolo Machiavelli tarafından ortaya atılmış siyaset felsefesine ait bir düşünce türüdür. Makyavelizmin özeti genelde “amaca ulaşmak için yapılan her şey mubahtır” şeklinde yapılsa da bu tanım tam olarak makyavelizmi yansıtmaz. En azından Machiavelli’nin söylemek istediği şey tam olarak bu değildir. Eğer Makyavelizm tabirinden kasıt günümüze evirilmiş şekli ise onu ayrı tutabiliriz. Günümüzde hala makyavelizm ile ilgili kitaplar yazılmakta ve daha da önemlisi bilimsel araştırmalar yapılmaktadır.

Makyavelizm düşüncesi tanım itibariyle iktidar amacı uğrunda her türlü şeyin yapılabileceği savunur. Burada siyaseti ahlak kavramından soyutlama durumu olduğu söylenegelmiştir. Halbuki Machiavelli, ahlak kavramını amaca ulaşmak için “yerine göre” kullanılması gerektiğini söyler. Yani ahlakı bir kenara atıp siyaset yapılmasını değil, ahlak kavramının “yerine göre” kullanılmasını söylemiştir. Bu fikirlerini kitabı olan ve yazıldıktan ancak 17 yıl sonra yayımlanmasına izin verilen “Il Principe” (Hükümdar-Prens) adlı kitabından öğreniyoruz. “Yerine göre ahlak” aslında onun Hükümdar isimli eserinden ziyade başka eserlerinde erdem, hukuk ve ahlak kavramlarının öneminden bahsederek çelişkiye düştüğü fikrinin yanlış olduğunu kanıtlar. Çelişkiye düşmemektedir, makyavelistlere göre ahlak denen kavram amaca göre şekillendirilir. Bir iş erdem, hukuk amacıyla da veya iktidarı elde tutmak amacıyla da yapılabilir. Yani ahlak kavramı onlara göre siyasal bir kavramdır. Niccolo Machiavelli, siyaseten amaca ulaşmak ve iktidarı elde tutmak için her türlü ahlaki kuralın çiğnenebilecği savını ortaya atmasından dolayı yüzyıllardır çok kötü anılmaktadır ve “Makyavelist” sözcüğünün bir hakaret olmasının nedeni budur.

Makyavelizme göre her türlü yolun denenmesi kişisel çıkarlar yerine “ulvi bir amaç” yolunda kullanılmalıdır. Lakin buradaki “ulvi amaç” tam olarak nedir? Eğer “ulvi amaç” denilen şey toplumun çıkarları ise o zaman burada ister istemez ahlak felsefesi işin içine girmektedir. Öyleyse ahlakı siyasetten ayıran bu görüş doğal olarak bir tezata ulaşmaktadır. Bu tezattan anlayabileceğimiz üzere Machiavelli’nin “ulvi amacı” iktidarı elde tutmaktan başka bir şey değildir. Ne kadar ulvi değil mi?

Bir hükümdar başkasının malına, mülküne göz dikmemelidir, çünkü insanlar babalarının ölümünü kolaylıkla içlerine sindirebilirler, ama mal varlıklarından yoksun kalmalarını asla. -Niccolo Machiavelli

Ortaya koyduğu felsefede siyaset için tek merkez realizmdir. İktidarın elde tutulması için yapılması gerekenleri eserinde sıralamıştır. Gerekenlerden bir tanesi korkudur. Ona göre, ülkeye korku hakim ise iktidar kendini daha kolay korur ve ülke daha kolay yönetilir. Aldatmak da gerekliyse yapılmalıdır. “Aldatmak isteyen biri mutlaka aldanacak birini bulur.” sözü meşhurdur. Bence de bu söz doğrudur, çünkü kendinizi de aldatmak isterseniz bu çok kolaydır. İnsanları nankör, değişken, içten pazarlıklı, riyakâr, korkak ve çıkarcı olarak tanımlamıştır. Bu tanımlamalara dayandırarak bir hükümdarın iyilik ve kötülük seçiminden sadece birini seçmesi gerekirse kötülüğü seçmesi gerektiğini söyler. Ona göre insanları yönetebilmenin yolu budur. İnsanların sahip olduğu kötü özelliklerden dolayı fikirlerinin meşruiyeti hiçbir zaman bulunmasa da onun sistematikleştirdiği düşünceyi uygulayanlar tarihin hiçbir döneminde eksik olmamıştır.

Il Principe’de şöyle yazmaktadır: “Şiddet tüm hışmıyla ve bir kerede uygulanmalıdır, halk tadına varmamalıdır yoksa canını yakar. Oysa iyilikler azar azar yapılmalı ki (insanlar) tadına varabilsin.” Tüyler ürpertici değil mi? Tarihe bir bakın, bu bir realizmdir. İğrenç bir realizm…

Farklı bir açıdan bakacak olursak, Niccolo Machiavelli muazzam bir gözlemciydi. İnsanın zaaf ve hislerini sahip olduğu tecrübelere dayandırarak kitabına işlemişti. Bazıları buna “yeni bir devlet felsefesi yaratmıştır” derler. Bana sorulacak olursa Machiavelli tarihte gördüğü, zamanında yaşadığı olayları iyi gözlemlemekten başka bir şey yapmamıştır. Asırlardır hükümdarların uyguladığı yöntemleri yani bilineni sistematikleştirmiş, gerçekleri olduğu gibi insanların yüzüne vurmuştur. Eserini okuduğunuzda yüzünüz kızarır ama etrafınıza baktığınızda anlarsınız ki yazdıkları asırlar sonra bile geçerlidir. Belki de şunu yapın demeye çalışmamış, şu oluyor demeye çalışmıştır. J. J. Rousseau, onun aslında bu kitabı krallara ders verme bahanesiyle halkı uyarmak amacıyla yazdığını söyler. Bunun gerçek olmadığı çok açıktır ama bu kitap insanlara gerçekleri göstermiştir.

Bilmem bilir misiniz, Geroge Orwell’in 1984 kitabı için gerçekleri apaçık yazmış derler. Bir kesim ise “George Orwell bu eseri yazarken ileride bunun bir el kitabı olarak kullanılacağını hiç düşünmemişti.” der. Aynı bu latifede olduğu gibi “Hükümdar” kitabı da bir el kitabı olarak kullanılagelmiştir. Nigel Warburton şöyle yazmaktadır: “Günümüz siyasetçilerinin çoğu Hükümdar(Prens) kitabını okumuştur, ama kitabın ilkelerini pratikte uyguladıklarını açık etmemek için pek azı bunu itiraf eder.” 1

Napolyon, devlet şurasında şu konuşmayı yapıyordu: “Vende Savaşı’nı kendimi Katolik göstererek kazandım, daha sonra kendimi Müslüman göstererek Mısır’a yerleştim, Papa’nın nüfuzunu yaymaya taraftar biri gibi görünerek İtalya’da papazları elde ettim. Eğer Yahudi bir kavme hükmetseydim Süleyman’ın mabedini yeniden inşa ederdim.” 2

Bunca ahlak yıkan düşüncelerden sonra iki ayrı savaşım yolu olduğunu söyler ve ekler: “Biri yasalara uyarak, diğeri zora başvurarak.” Ona göre ilki insanlara özgüdür, ikincisi ise hayvanlara. Ama ilkinin yetmeyeceğini belirtir. Yani Machiavelli bu yolların ahlak dışı olduğunu bilmektedir ve kabul etmektedir. Lakin ona göre bu yolları kullanmak zorunludur. Günümüz demokrasileri ve hukuk kavramları açısından baktığımızda bu fikirlerin kesinlikle meşruiyet sağlamadığı çok açıktır ve aklın gereğidir. Ama bilindiği üzere konuşan her zaman demokrasiler ve hukuk olmamaktadır.

Günümüzde de birçok alanda göze çarpan bu siyaset sistematiği üzerine yıllardır bilimsel araştırmalar yapılıyor. Bir dönem makyavelistlerin insan ilişkilerinde diğerlerine göre düşünceleri daha iyi tahmin edebildikleri söyleniyordu. Lakin bugün, bu teoremin Makyavelizm ile bağlantısı çökmüştür. 3

Bu tip yüz kızartıcı işleri meşru gören bir sistematik düşüncenin insanlar tarafından hala nasıl kabul edilebildiği kafanızı karıştırıyor olabilir. Dediğim gibi “yerine göre ahlak” insanların bazı gerçekleri görmesine engel olabiliyor. Ayrıca bazı bilimsel çalışmalar makyavelistlerin insanlara daha karizmatik ve daha çekici geldiğini gösteriyor. 4

Makyavelizm ve makyavelistler, tarihi bir gerçekliği yansıtır. Bu düşünce Machiavelli’den önce de vardır. O ise bu düşünceyi sistematikleştirmiştir. Hiç şüphesiz Machiavelli’nin yazdıkları yüz kızartıcıdır. Fakat bazen gerçekler yüz kızartır. Tarihin derinliklerinden günümüze kadar hiçbir sistemde bu tanımların yani makyavelizmin uygulanması akla, mantığa, ahlaka, özgürlüğe ve adalete uymadığı gibi ayrıca derin bir utanç kaynağıdır.

1 = Nigel Warburton, Felsefenin Kısa Tarihi, 12.Baskı – Alfa Yayınları, s.83.
2 = Gustave le Bon, Kitleler Psikolojisi.
3 = Loftus, S. T., & Glenwick, D. S. (2001). Machiavellianism and empathy in an adolescent residential psychiatric population. Residential Treatment for Children and Youth, 19, 39-57
4 = Deluga, R. J. (2001). American presidential Machiavellianism:Implications for charismatic leadership and rated performance. Leadership Quarterly, 12,339-363.
5 = Jones, D. N., Paulhus, D. L., Individual Diffrences in Social Behavior. Newyork: Guilford.

Uzayzaman boşluğunda incir çekirdeğinin hacmi kadar bilgi ve düşünce kaplıyorum.
Ve ayrıca gece vakitleri güneş ışınlarını görebiliyorum…

Bir Cevap Yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*