Ortadoğu’nun Boş Kovanları
Hasan

Ortadoğu’nun Boş Kovanları

    Bir merminin ateşlendikten sonraki halidir kovan. Sıcağı sıcağına çıkar da ellerseniz sıcaklığını hissedebilirsiniz hatta belki yakar elinizi. Barut kokusu gelir üzerinden oysa boştur içi. Mermiyken heybetlidir duruşu, belki ürkütür karşıdakini. Kurşundan yapılmış çekirdeği vardır başında ve barutla doludur içi. Şarjörde sırası gelince namluya sürülür. Bundan sonrası ateşleyene kalmıştır. Basarsa tetiğe, kurşun çekirdek ayrılır gövdeden. Setler, yivler aşar ve döne döne çıkar namludan oysa çoktan savrulmuştur kovan. Dönüp bakılmaz yüzüne çünkü esastır kurşun olan.

    Bugün Ortadoğu’da yaşanan onca zulüm, savaş, karışıklık ve vahşetin sebebidir kovanlar. Her biri mensubu olduğu ülkeye veya komşularına ama mutlaka birilerine yaparlar bunca kötülüğü, şiddeti, vahşeti. Kimler midir bu kovanlar? Bazen halkına kimyasal silahlar kullanırken görürsünüz onları, bazen kendilerini patlatırlar, bazen Gazze’de çıkar karşımıza gökten fosfor bombaları yağdırırken, bazense Halep’tedir onlar masumlara varil bombaları atarken. Her ne kadar çapları farklı ve çıktıkları silahlar türlü türlü de olsa aynı isimle bilinir kovanlar, ‘zalimdir adları’. Maiyetindeki insanların cehaleti âlim yapar onları ve her şeyin en doğrusunu onlar bilir ve uygularlar(!). Çıktıkları silahların ateşleyenini sormazlar hiç. Düşünmezler neden barutla dolu olduklarını. Öyle ya mermiler silahları sorgulayabilir mi? Aklı olan insanlar düşünürler, sorgularlar yaptıklarını. Kimin, hangi silahın namlusunda olduğunu bilirler.

    Son örneği Suriye’dedir kovanların. Şehirler yıkılmış, insanlar katledilmiş ve zulüm sürmektedir dört bir yanda. Kulakları sağır gözleri kör insanlar bir hiç uğruna devam ederler zulümlerine, kovanlık yapmayı sürdürürler yani. Savaş bitip cephaneler tükendiğinde her şeyin düzeleceğine inanır bunca kovan. Heyhat… Başta belirtmiştim kovanların yüzüne bakılmayacağını ve sırası gelenin ateşlendiğini. Sadece üzerlerine basılır onların çünkü sebepleridir bunca sefaletin, savaşın, açlığın. Savrulacaklardır her biri bir kenara ve örtülecektir üstleri topraklarla.Elbet bitecektir cephaneler ve düşecektir tüm kovanlar birer birer. Arada tutukluk yaptıracaklardır belki sahiplerine ama patlasalarda patlamasalar da sona erecektir bunca savaş ve dağılacaktır barut kokusu. Dinecektir her acı, sarılacaktır her yara ve sona erecektir her zulüm çünkü biliriz ki zulüm ile âbâd olunmaz ve sorulur her mazlumun hakkı. Bırakılmaz zalimin yanına…


Önceki: İki Kadın Bir Adam Sonraki: Soluk Mavi Nokta

  • Ömer OSMANOĞLU
    Ömer OSMANOĞLU 27 Ocak 2017 at 18:16

    Benzetmelerin olağanüstü.Bu yazı karşısında elim ayağım titredi.Duygularımıza tercüman olduğun için sana çok teşekkür ederim.

Yorum bırakın