radyoyu hümayun
Ankara Devlet Tiyatroları'nın sahnelenen ünlü gösterisi Radyo-yu Hümayun oyunu hakkında düşüncelerim.

Radyo-yu Hümayun Oyun İncelemesi – Ankara Devlet Tiyatrosu

in Sanat/Tiyatro Oyunları Yazar:

Değerlendirme

Oyunculuk
9/10
Dekor tasarımı
8/10
Işık tasarımı
8/10
Kostüm tasarımı
8/10
Kurgu- metin
9/10
Ortalama
8.4/10

Radyo-yu Hümayun: Zamanın padişahının radyosu demektir. Bir bakıma devletin radyosu da diyebiliriz. Aslında böyle bir kurum yok. Sahi ya, bu oyunu izledikten sonra, Radyo-yu Hümayun’un olmadığına kim inanır?

Yazan: Özlem Lale

Yöneten: İlham Yazar

28 Aralık 2017’de prömiyerini yapan Radyo-yu Hümayun; 2 perde ve yaklaşık 2 saat uzunluğunda.

Bu sezon ADT’nin tüm oyunlarını izlemiş biri olarak, komedi tarzında oyunlardan Eyvah Nadir oyununu çok beğenmiştim. Radyo-yu Hümayun ön planda bulunan bir beşlinin hikayesi olma yönüyle Eyvah Nadir’den farklı olduğu için biraz da meddahlığa yakın olan Eyvah Nadir’i bu oyundan ayrı değerlendirmek gerekir. O yüzden Radyo-yu Hümayun’a en sevdiğim takım işi komedi oyunu diyebilirim.

Efenim şimdi bir hikaye var. Hikayenin delisi var. Zamparası var. Kalfalık hariç her işi yapan bir kalfası, temiz yürekli sempatik bir mafyası, o çok fazla duyamadığımız gizli zampara bir de paşası var. Bunların hepsinin içinde de bir aşk hikayesi var. Aslında birden fazla aşk hikayesi var.

Dekor tasarımı: Yükseklikten yararlanılarak, farklı mekanları ayırt etme amacıyla oluşturulmuş bir dekor vardı. Bence çok da güzel düşünülmüş.

Işık tasarımı: Ara sıra çılgınlıklar yaparak ışık da hikayeye renk kattı.

radyoyuhümayun

Kostüm tasarımı: Kostüm tasarımları da gayet hoştu. Oyun tanıtım broşüründe kostüm eskizleri de var meraklılarına. Çevren Sarayoğlu’nun emeğine sağlık.

Oyunculuk: Oyunda: Serdar Karaokay, Tolga Tekin, Şirin Giobbi, Ahmet Burak Bacınoğlu ve Feray Darıcı harika bir beşli olmuş. Oyuncuların da can atarak, severek oynadığı apaçık ortadaydı. Birbirine zıt karakterlerin, oyunun bazı bölümlerinde ustaca karakter değişimleri oyuna ayrı bir hava kattı. Ustaca söylenen yalanlar değil, patavatsız gerçekler olunca oyuncu daha da içten oynuyor galiba. Oyuncuların duygu değişimleri, taklitleri, dekoru özümsemeleri gerçekten benim açımdan oyunu daha zevkli kıldı.

Kısaca hikayemiz: Hayrunnisa’nın kardeşi olan Hayri, karıştığı bir kavga sonucu devletteki görevinden atılır. Kız kardeşi Hayrunnisa ile sürekli bir çatışma içinde olan Hayri bu yaşananlar üzerine olmadık laflar işitir. Hayrunnisa olanları, kendisine tambur dersleri veren hocası Mehmet ‘e anlatır. Mehmet de kardeşi Kenan’ın bir icat üzerine çalıştığını ve bu icat çalışırsa her şeyi kotarabileceklerini söyler. Ancak icadın hayata geçirilmesi için paraya ihtiyaç vardır. Çaresiz kalan Mehmet, Kenan ve Hayri tefeci Moşe’den borç para alır. Lakin para ellerine daha yeni geçmişken hırsıza kaptırırlar. Böylece çözümü pek beklendiği gibi olmayan ama sonu istediğimiz gibi mutlu biten bir maceraya girişirler. Radyo- yu Hümayun’un dramaturgu Orhan Karataş’ın da dediği gibi oyunun devamını da yazıp sürprizi yok etmek olmaz. Bırakalım da hikayeyinin geri kalan kısmını, temsiline gittiğiniz vakit, onlar sahnede anlatsın.

Genel olarak:

*Oyunda bel altı espri çoktu. Ama öylesine güzel yedirilmiş ki oyuna, ince ince yapılan espriler insanı rahatsız etmek bir yana, sürekli, birlikte geldiği kişiyi dürtme isteği uyandırıyor. Bence arkadaşlarla gidilmesi gereken bir oyun.

*Gittiğim oyunlarda orkestra olması her zaman hoşuma gider. Tiyatroya daha çok ısındırır beni. Radyo-yu Hümayun’da da canlı orkestra olması bu içten havayı daha da sıcak kıldı.

*Oyuncular rolden role giriyor. Oyuncular: Bizle oyun mu oynuyorsunuz diye anlatıcı kadınlara isyan ediyor. Ama inanın bu tatlı bir isyan. Bu beşlinin planladığı onca sahtekarlık, dönen her entrika masum. Ve inanın onların hepsi tatlı bir direniş içinde umut ediyorlar.

*Oyun sürekli canlıydı. Yavaşlamaya başladığı sıralarda, çoğu rolü üstlenen iki anlatıcı çıkıyor ortaya. Oyun hız kesmeden devam ediyor. Kesinlikle uzun değildi. Tam olması gerektiği kadardı.

*Bence arkadaşlarla keyifle izlenecek bir oyun. Yahu yok mu komedi oyunu, çağır da gidelim diyen, çok fazla tiyatro izlemeyen arkadaşlarınızın bile seveceği türden bir oyun olmuş bence. Kaçırmayın derim.

Oyunun bana hatırlattıkları: İnce ince göndermeler bana, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım adlı oyununu hatırlattı. Ama güldürmek amacıyla yapılan göndermelerin çok da öğretisi olmadığı bir gerçek. Bana kalırsa böyle daha iyi olmuş. Çünkü hepimiz bazen her şeyden uzaklaşıp sadece gülmek istiyoruz.  Oyunda anlatıcı rolünde ve birçok rolde oynayan ikili de: Harika bir ikili olan, geçen sezon izlediğim, Felatun Bey İle Rakım Efendi’deki Bay Ziklas’ın kızlarını hatırlattı.

Salonda hiç kesilmeyen bir kahkaha silsilesi vardı. Aynı, sonucunu okurun tahmin etmesini isteyen bir yazarın yaptığı gibi her şey belli gibiydi. Biz zaten bu hikayeyi biliyorduk. İşler ne kadar karışık olursa olsun, durumlar ne kadar zora girerse girsin, saf sevginin aşamayacağı engel yoktur. Zaten ondan sonra ver elini macun, kaymak… 😀

 

Oyun Ekibi:

DEKOR TASARIMI

HAKAN DÜNDAR

KOSTÜM TASARIMI

ÇEVREN SARAYOĞLU

IŞIK TASARIMI

ZEYNEL IŞIK

MÜZİK

OKTAY KÖSEOĞLU

YÖNETMEN YARDIMCISI

AHMET BURAK BACINOĞLU

ASİSTANLAR

KORAY ALPER

PELİN ŞAHİN

MURAT KESİM

SAHNE AMİRİ

PINAR GÜLDÜ

KONDÜVİT

HÜSEYİN ATASEVEN

IŞIK KUMANDA

ENGİN KARADEMİR

SUFLÖZ

BURCU TEZEL

DEKOR SORUMLULARI

YALÇIN EKİCİ

METİN BEŞTAŞ

AKSESUAR SORUMLUSU

DAVUT AKKUŞ

KADIN TERZİ

RABİA İPEK

ERKEK TERZİ

HAKAN AÇIKGÖZ

PERUKACI

ÖMER FARUK CİHAN

OYUNCULAR

ALİ FUAT DAVUTOĞLU

AHMET BURAK BACINOĞLU

TOLGA TEKİN

ŞİRİN GİOBBİ

FERAY DARICI

SERDAR KAYAOKAY

PELİN ŞAHİN

ELİF KAMAN

BERKAY ŞEKERCİ

ÜMİT ATALAY

BARKIN KENAN

ORKESTRA

PİYANO: MEHMET SAN/İBRAHİM ÖZBEK

KLARNET: EMRE KOÇ/OZAN SAĞLIK

KANUN: FEVZİ İPTEŞ/BARKIN İPTEŞ

UD: KEMAL CANER ATAKANLI

DARBUKA: BURAK ÇOŞKUNER/CANER ÖZCAN

 Kaynakça:

http://www.devtiyatro.gov.tr/programlar-sehirler-ankara-detay-bolum_oyunekibi-radyo-yu-humayun.html

*Radyo-yu Hümayun oyun broşürü

Not: Oyunlarda yaptığım eleştiriler akademik anlamda çözümlemeler içermemekle birlikte, herhangi bir tiyatro tutkunu gibi pratik eleştiri niteliğindedir. Bu nedenle ele alınan konular yüzeysel cümlelerle ve çözümlemelerle değerlendirmektedir. Kısacası basit tiyatro anlayışıyla herkesin anlayabileceği basit analizler yapıyorum. Bu anlamda akademik açıdan eksiklerim olursa mazur görülmesini canı gönülden isterim. Amacım insanı anlatan tiyatro sevgisini aşılamak. Elimden geldiğince…

Umarım faydalı olmuştur. Ayrıca eksik gördüğünüz kısımları ya da oyun hakkında başka fikirlerinizi ve bakış açılarınızı yoruma yazarsanız çok memnun olurum.

Tiyatro kardeşliktir 😀

Tiyatro izlemek, unutulmayan dünya klasikleri okumak, yemek yemek başlıca sevdiğim şeylerdir. Bunun yanında; gülmenin, en azından gülümsemenin bir ihtiyaç olduğunu erken yaşta fark ettiğimden ötürü bol bol gülerim. Yazdıklarım, bir şairin dizesi gibi kısa ve anlamlı olsun isterdim ama uzun uzun hayal edip uzun uzun gece yazmalarını severim.

  1. 19 ocakta gittiğimiz bu oyun gerçekten çok eğlenceliydi…
    Oyuncuların başarısını alkışlıyorum buradan..

  2. Yorumunuz için teşekkürler. Ben de arkadaşımla gitmiştim. İzlerken birbirimizi sürekli dürttüğümüzü resmen oyun bittiğinde fark ettik. Dediğiniz gibi dertlerden uzak, eğlenceli bir oyun. Alkışları bol olsun.

Bir cevap yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*