Ümitsizlik Bize Kimden Miras Kaldı?

Kategori: Eleştiri Yazar:

Öncelikle şu soruyu sormalıyız ki bu ümitsizlik kimden bize angaje ediliyor? Bu sorunun cevabını neredeyse hepimizin çokça aşina olduğu, büyüklerimizin sürekli dediği şu cümlelerde aramanın isabetli olduğu kanaatindeyim:

“Bizden geçti.”,
“Biz yapamadık bari siz yapın.”,
“Siz gençler olarak bu vatanın medar-ı iftiharı olmalısınız.”,
“Biz yaşlandık elden ne gelir?”,
“Bu yaştan sonra bizden bir şey olmaz.”,
“Toplumu yalnızca gençler kurtarabilir, bu saatten sonra biz hiçbir şey değiştiremeyiz.”

Tahlile geçersek eğer, şunu söylemek istiyorum. Bu sözler kanaatimce -hüsnüzannımla daha çok- iyi niyetli bir şekilde özellikle o kişiye göre “genç” kategorisine giren kimselere söyleniyor. Ama bu iyi niyetli(?) cümleler, (ki bazıları bunları sırf insanları yıldırmak için de söylüyorlar) arkasındaki korkunç ümitsizlik ve bunalımın ister istemez karşıdaki insana da yansıyabileceği ve çoğu zaman onun da kendi çocuklarına ya da kendinden genç olanlara aktaracağı ve kendini bu yükümlülükten kolaylıkla kurtarabileceği bir çözüm olarak hafızasında kalabileceği gerçeğini değiştirmiyor. Şimdi burada itiraz olarak yaşlandıkça insanın doğal olarak kuvvetten düşeceği gerçeğini bana karşı delil getirebilirsiniz ancak ben her ne kadar böyle olursa olsun bu sözlerde ciddi manada tehlike gördüğümü belirtmek zorundayım. Çünkü ölüm denilen şeyin ne zaman kimin başına geleceğinden hiçbirimiz haberdar değiliz. Dolayısıyla kimsenin ümitsizliğe düşmek için bir bahanesi olduğunu düşünmüyorum. İtirazın savunmasına gelince de benim açımdan bunun cevabı teorikte mi genç yoksa pratikte mi genç olmanın daha önemli olduğuna verilecek yanıtta geçiyor. Bir insan teoride genç olduğunu söyleyip de pratikte bir gencin yapması gereken olumlu aktivitelerden tamamıyla uzaksa ki bunlardan en önemlisi de çalışmaktır, ben o kişinin gerçek manada genç olmadığını düşünmekte haklılık payı görürüm. Hatta yukarıda bahsettiğim cümleler günümüzde özellikle pratikte genç olan yaşlılardan, teoride genç pratikte yaşlı olanlara söylenen koskocaman bir ironi olarak maalesef çokça karşımızda duruyor. Sonuç olarak sözlerin insan psikolojisine olan etkisini hepimiz yaşamımızda hatta neredeyse her gün gözlemlerken , bu sözlerin de ümitsizliğimize yaptığı katkıyı farketmek beni endişelendiriyor. Kaç yaşında olursa olsun bir insanın ağzından bunları duymak , o kompleksi hissetmek çok üzücüdür çünkü hepimizin bu dünyaya katacak iyi bir şeyi olduğuna inanıyorum ki insan buna inanmadığı zaman da yaşamak için -açık söyleyeyim- bir neden bulamaz bence. Şimdi sözleri değiştirelim:

“Son nefesi verene kadar kimseden geçmez.”
“Hep beraber yapalım.”
“Biz hep beraber bu vatanın medar-ı iftiharı olmalıyız.”
“Yaşlansak bile elimizden ne gelmez ki?Bu engel değil.Yeter ki gayret gösterelim.”
“Bir şey olmak için belli bir yaş sınırlaması yoktur.”
“Toplumu hep beraber kurtarırız.Kaç yaşında olursak olalım çalışkanlığımızı kaybetmemeli ve kötü yönlerimizi ,dolaylı olarak da toplumun kötü yönlerini değiştirebiliriz.”

Bu yazıyı yazarken bile ilk yazdıklarımda ve sonradan değiştirdiğimde yazdıklarımda hissettiğim duygular değişti. Yazarken bile bu kadar etkisini bizzat gözlemlediğim sözlerin (birinci paragraftaki cümleleri tabi ki ,ikinci paragrafı alayına söyleyelim. 🙂 ) gerçek hayatta gerçek kişilerle kullanılmamasını,kullanılanların da güzellikle uyarılmasını ve en önemlisi de bir şeyleri değiştirmekten kaçınıp yükü tamamen başkasına atmanın değil yükü eşit bir şekilde paylaşarak hepimizin üzerine düşen bu yükü birlikte taşımanın verdiği gururla insanlık için dertleri olan ümitli kimselere dönüşmemizi temenni ediyorum.

Şöyle bitirelim:

72 kitabım var , çoğunu 80 yaşından sonra yazdım. Bir şeye aşık oldunuz mu her şeyi unutursunuz…
Halil İnalcık

Konuk Yazar: Melike Büşra

1 Yorum

  1. Ölüm umutsuzluğun bahanesi olmamalı. Evet herkes bu dünyadan gidecek birgün. Ama aslolan gitmek değil, ardımızda bırakdıklarımızla bitmemeli hedeflemek olmalı
    Kaleminize sağlık

Bir Cevap Yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*