Acının Mevsimi

Kategori: Edebiyat

Soğuk sabahlara uyandı

Halkım, susarak inandırdı

Heykelleri, neferleri, destanları,

Biri varmış, biri yokmuşu,

Bir varmış bir yokmuş gibi

Masal sandı;

 

Geliyorum…

Ellerimde kelepçe,

Doğacak her güneş

Ve yeniden işkence

 

Gidiyorum…

Bırakıp hayallerimi,

Uykusuz geceleri,

Ezanları, askerleri,

Bırakın! Bırakın güvercinleri!

 

Bitsin ayrılığı gökyüzünün

Kartallara hasret yaşanmaz,

Yıllardır süren bu hüznün

Adına, ardına kuş konmaz

 

Bırakın artık uçsunlar

Kanatları kırık kuşlar

Bırakın bu ilkbahar

Bir ağaca konsunlar

 

Ben umudun bekçisiyim,

Gelecek biliyorum,

Elbet gelecek!

Bir gözüm kapıda,

Bir gözüm geçen yılda,

Biliyorum gelecek!

 

Ben umudun bekçisiyim

Ağlamaktan utanmam,

Yağmurlara şahidim

Biliyorum, silecek izlerini

Bu acıya alışmam;

 

Şimdi senli bir dizede,

İnanarak mevsime, atıf yapmalı gerçeğe;

Öyle bitmemesi gereken tüm şeyler üzerine,

Saklanmış cümleler üzerine;

Biliyorum sen sonbaharı severdin,

Ben bir ağaç gibi rüzgara,

Soğuğa ve ölüme direndim

Direnmekteyim!

Yaşlı gözlerimde sararan yıllar

Dökülmekteyim!

 

İşte şimdi böylesine;

Beklemek, bin bir türlü sancı

Gerçek olansa dayanılmaz acı;

Katlanılmaz, tekil çaresizlik

Sessizlik!!!

Tags:

Gezmeye, okumaya, güzel bir tiyatro izlemeye aşığım. Gecenin bir yarısı eve giderken, sessizce yanınızdan geçebilirim. Sizinle aynı oyunda, yan yana aynı repliğe gülebiliriz. Evet, o gün bunun farkına varamayabiliriz. Ama belki bir gün, bir anıda, bir yazıda rastlaşırız sizinle. Kim bilir?

Bir cevap yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*

Edebiyat Kategorisinde Son Yazılar

Anksiyete

Bedelleri ödenmiş doğrularım ceplerimde, kanayan dizlerim ve toprak dolmuş tırnaklarımla hiç bilmediğim
Yukarı Çık