Arif Damar

Arif Damar: “Yoksulduk Dünyayı Sevdik”

Arif Damar; bir yönüyle toplumcu-gerçekçi, bir yönüyle İkinci Yenici ama her zaman kendisi olmuş çok özel bir şair… Daha küçük yaşlarda başladı şiir yazmaya. Edebiyatın şiir adlı asi ve romantik türünü çok beğenmiş olacak ki kaleminden kağıda mısralar yolladı durdu. Hep şairdi, hep şair olarak kaldı. Şiir yazmaya, bu çok özel lezzetle hayatını harmanlamaya başladıktan sonra; kendi tarzını buldu. Arif Damar’dı o, başkası değil. Peki kimdi Arif Damar?

23 Temmuz 1925 tarihinde dünyaya gelen Damar, Türk edebiyatının en özel şairlerinden bir tanesi. Çanakkale’nin Gelibolu ilçesinde doğduğundan, ilkokulu Çanakkale’de okudu. Fakat daha sonra İstanbul’a gittiği için ortaokula burada devam etti. İstanbul Erkek Lisesine başlasa da 2 yıl okuduktan sonra lise eğitimini yarıda bıraktı.

Şiiri Küçük Yaşlardan İtibaren Benimsedi

Şiir yazmaya çok küçük yaşlarda başladı Arif Damar. Belli ki şiir, onun için bambaşka bir dünya olacaktı. Bu nedenledir ki ilk şiiri olan “Edirne’de Akşam”ı “Yeni İnsanlık” dergisinde yayımladı. İlk şiiriyle ilgi görmeye başladı. Bu, onun için önemliydi. Edebiyatın en isyankar türü olan şiiri çok beğenmişti.

1945 yılında, “Ant Dergisi’nde” pek çok şiiri yayımlandı. 1951-52 yılları arasında “Yeryüzü” adlı derginin yönetim kadrosunda yer aldı. Şiirini ilmek ilmek örüyordu. Kendi tarzını oluşturan, tarzını ön plana çıkaran şiirler yazan Arif Damar, şiir dünyasında farklı akımlara dahil oldu. Bunlardan ilki toplumcu gerçekçi şiir akımıydı.

Arif Barikat İsmiyle Toplumcu Gerçekçi Şiirler Yazdı

Toplumcu gerçekçi şiir akımı, toplumun sorunlarını anlatan; bu sorunları halkın anlayacağı bir dil ile yansıtan bir akımdır. En önemli temsilcisi hiç şüphesiz Nazım Hikmet’tir. Damar da bir dönem bu akım içerisinde yer alarak benzersiz şiirlerin yaratıcısı oldu. Bu şiirleri yazarken Arif Barikat takma ismini kullandı. Toplumcu gerçekçi şiirlerini “Günden Güne” adlı kitapta toplayan Arif Damar, Günden Güne’yi 1956 yılında çıkardı.

Yönünü İkinci Yenicilere Çevirdi

Arif Damar’ın şiir dünyasını oluşturan akımlardan bir diğeri İkinci Yeni idi. Döneminde şiirden anlamı uzaklaştırdıkları iddiasıyla çok fazla eleştirilen İkinci Yeni; Cemal Süreya, İlhan Berk, Edip Cansever, Ece Ayhan gibi şairlerden oluşan bir topluluktu. Toplum için sanat yapma kaygısında bulunmayan bu şairlerin büyük bir kısmı, toplum sorunlarını şiirden tamamen uzaklaştırmadı.

Cemal Süreya’nın birçok şiirinde, dönemin sosyopolitik olayları, toplumda iz bırakmış olaylar ve daha pek çok unsur yer alır. İşte Arif Damar da böyle bir topluluğun üyesi olmaya başladı. Arif Barikat takma ismini bir kenara bırakarak kendi ismiyle şiirler yazmaya başladı.  Muhteşem şiirler yazmaya bu dönemde de devam eden şair, duygunun zirvelerini gören şiirlere imza atıyordu.

“Kime ne desem

Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum”

diyen Damar, şöyle devam ediyordu:

“Düşünmeden biliyordum deniz ılıdı

Dökülen çelik katı

Yürüyenler yan yana”

Şiirin en can alıcı mısrası ise şöyleydi:

“Yüzümü güneşte dinlendirsem.

Dağın dağ olduğunu bilsem ovanın ova ağacın ağaç

Kurtulurdum”

Sene 1985 iken Damar, Melih Cevdet Anday ile birlikte “Yağmurlu Sokak” isimli romanını yayımladı. Bir şiire imza atan, şiirleriyle okurlarını mest eden ve mest etmeye devam eden Arif Damar, 20 Ekim 2010’da dünyaya gözlerini yumdu. 85 yaşındaydı, 85 yıla neler de sığdırmıştı. Onca şiir, onca kitap, onca yaşanmışlık…

Yoksulduk Dünyayı Sevdik

Yoksulduk Dünyayı Sevdik, Arif Damar’ın toplu şiirlerinin bulunduğu ve ilk baskısı 1988 yılında yapılan çok önemli bir eser. İçinde aynı ada sahip şiirin de bulunduğu kitap, edebiyatın en nadide eserlerinden bir tanesidir. Birçok duygunun yer aldığı, muhteşem Arif Damar şiiri olan Yoksulduk Dünyayı Sevdik şu şekilde başlar:

“Öyle uzak

Gitgide

Öyle güzelleşti ki

O yüzü hiç görmedim

Hiç yaşamadı belki”

Eşsiz benzetmelerle harmanlanan şiir, sanatsallığın doruk noktasıdır adeta. Şiir, asi ve naif benzetmelerle devam eder:

“Tülin’in yüzündeki

Duru güzellik

Nasıl da benzer

Ben kırgın

Küskünken

Evsiz barksız bir anının

Puslu

Kırık

Yerinden düşmüş camındaki”

Bazen öyle ıssız olur ki insan, evsiz barksız kalmış bir anının gölgesine sığınır. O anı gibi kalır yapayalnız. Bir yandan pusludur, bir yandan kırılmıştır birilerine. Tıpkı virane bir evin yerlere düşmüş camındaki kırıklık gibidir. Paramparçadır, yanılmıştır, bütünlüğünü özlemiştir.

Bu yazımızı da tavsiye ederiz:  Aşk-ı İstanbul (Bu Şehrin Havasını Soluduğum Anda!)

Şiir şu etkileyici mısralarla biter:

“Ama zor

Ama kolay

Yoksulduk

Dünyayı sevdik

Tavanda bir yarım ay”

Her şey yarım kalmış, her şey birbirinden habersiz. Kendini bulmaya çalışan insan… Anılarıyla var olmaya çalışan insan… Özüyle bir olmak isteyen insan…

“Nice Nice Acıları Aklına Getir”

Arif Damar’ın şüphesiz ki birçok şiiri çok özeldir. Her şiirin okuyucuya hissettirdiği duygu bambaşkadır. Bu şiirlerden bir tanesi olan ve her mısrası ilmek ilmek dokunan “Gitme Kal”, şu mısralarla başlar:

“Nice nice acıları aklına getir

Bunca yoksulluğu aklına getir

Gözyaşlarını aklına getir

GİTME KAL var yok dinlemez bir çocuk isteğidir

Gitme aklına getir”

Gidişlerin acısı, gitmenin hüznü… Birçok duyguyu şiirlerinde başarılı bir şekilde okuyucuya aktaran şair, şiirin estetiğin vücut bulmuş hali olduğunu bilir. Bu nedenle duygularını aktarırken estetik dokunuşları geri plana atmaz. Bu nedenledir ki şiirin bir kısmında şu dizelere yer verir:

“Her şeyi her şeyi aklına getir

Gece yarılarını aklına getir

Söylediklerini aklına getir

Sinsi yağmurlar yağıyordu

Soğuktu

Yaktığımız ateşi aklına getir”

Alıcı Kuş, Her Gün Yaşamak, Sokak, Saat Sekizi Geç Vurdu, Yol Gider Ah Nasıl da başta olmak üzere birçok şiirin yaratıcısı Arif Damar, geride eşsiz şiirleri ve eserleri bıraktı. Bize düşen, bu şiirlerin estetik dünyasında kaybolmak.

Yorum bırakın

Your email address will not be published.

Edebiyat Kategorisinde Son Yazılar

Bir Palamut Meselesi

Bak! Şişman bir tekiri andıran yaramaz beyaz bulut, küçük bir sincap bulutunun peşinden gidiyor. Hava, ne

Çubuk Köprüsü

Öykü/  Sarı Ahmet’im geldin mi nazara Onsekizinde koydular mezara Çıbık Köprüsü gözlerin kör ola Nasıl kıydın

Şişedeki Yasa

Öykü/  Esasında başlangıcın ne ilham verici bir kadın güzelliğinden, her anı birbirinden farklı bir doğa olayından