Ateş Böceği Nasıl Işık Saçıyor ve Biyoluminesans

Kategori: Bilim

Ateş böceği. Keyifli bir yaz akşamı naçizane esen rüzgâr bizi alıp kırlara götürdüğünde güneşin batışını seyre dalmıştık. Bu esrarengiz manzara ile beraber Ahmet Haşim’in şu dizelere hatıramıza gelmiş ve ne kadar haklı olduğunu göstermişti yıllar sonra kendini: “Bu bir lisân-ı hafidir ki ruha dolmakta / Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta”

  Tabii böylesine eşsiz bir anın aşkı anlatan cümleleri olmayacak mı? Elbette olacak.

Saçlarını sevdiği kadını ile beraber sırt üstü uzanıp çimlere yaslamışken ve de manzaranın tadını çıkarıyorken tam da gözlerini kapatıp gelecek hayallerini kurmak üzerelerken hikâyenin bu kısmında zamanı durdursam sorun olur mu değerli okur? Neden ve nasıl mı bunu yapıyorum? Çünkü ben bu hikâyenin ilahi bakış açısı sahibiyim.

Evet, belki birbirine deli gibi âşık olan çift gözlerini kapatıp gelecek hayalleri kuruyor olabilirler. Ancak bu hikâyede onların göremedikleri bazı şeyler var. Onlar tam da hikâyenin donan kısmında daha az önce önünden geçtikleri dalları salkım ağacın etrafında parıldamaya başlayan ateşböcekleriydi.

Günün karanlık anlarında parıldamaya başlayan ateşböcekleri dikkatimi bu denli dağıtmışken sizlere her aşk ile ilgili romanda anlatılan manzara betimlemelerini sunamazdım, bunun için özür dilerim.

Öyleyse size ne anlatmalıyım? , diye sorduğumda kendime ‘Neden ateşböceklerini anlatmayalım ki?’ sorusunu sordum. Yazıdan beklentisi edebi bir parça olanların okumayı bırakmamasını öneririm. Nedenini ise anlatamam ama yazabilirim 😊

Oku takip edin  

Ateşböceğinin Kendisi

Ateş böceği, ateş böceğigiller (Lampyridae) familyasını oluşturan bahar ve yaz aylarında geceleri uçarken yanıp sönen ışıkları ile tanınan, kınkanatlılar takımında yer alan böcek türleridir. –Hikâyemizdeki mevsim ve saat ateşböceklerinin anlamına binaen anlamlandırılmıştır. –

Erkekleri kanatlı, dişileri kanatsız olup larvalarına benzerler. Erkeklerin tamamı, dişilerin ise neredeyse çoğu ışık üretir. Bazı bölgelerde ise larvalarının da ışık üretebilme özelliği vardır. Bu özelliklerinden dolayı ateşböceklerine yıldız kurdu adı verilmiştir.

Her türün kendisine has sinyal şifresi vardır. Ateşböcekleri genellikle kısa aralıklarla yanıp sönen bir ışık saçar; bu ışık sarı, yeşil, kırmızı hatta mavi olabilip ışığın yanıp sönme ritmi, erkek ile dişinin buluşmasını sağlayan işaret sisteminin bir parçası ve ateşböceklerini öbür ışık saçan böceklerden ayırt eden bir özelliktir.

Ateşböceklerindeki bu ışık saçma periyotları birden fazla anlama gelebilmektedir. Bunların arasında haberleşmek, çiftleşmek ve kendini savunmak gibi anlamlara gelebilmektedir. Çiftleşirken kanatlı olan erkekler dişi ateşböceklerinin yanına gidip ışık saçarlar. Ve karşılıklı ışık saçarak anlaşırlar.

Ateşböcekleri yenildiğinde oldukça kötü bir tadı olduğu bilinmektedir öyle ki yenildiklerinde -örneğin kurbağa tarafından- kusmaya neden olacak kadar kötü tadının olduğu bilinmektedir. Haliyle ateşböcekleri tehlike anında ışık saçarak avcıya kendini adeta gösteriyor ve kendisini yediğinde nelere mal olabileceğini anlatıyor.

Çok fazla bilinmeyen bir bilgi daha sunmak istiyorum sizlere. Ateşböcekleri otçul değil; etçildir. Solucan, sümüklü böcek, kene hatta yılan ne varsa inciğini cıncığını emerler. Yine de gözünüz korkmasın 😀

Ha bir de ışıkları o denli kuvvetlidir ki yenildiklerinde dahi ışık saçmaya devam ederler.

Yani aslında buraya kadar anlatılmak istenen şu: Ateşböcekleri sırf romantiklik olsun diye ya da ‘Hava karardı yak yak..’ diye değil; sırf bir amaç uğruna ışık saçıyorlar. Ve bu amaçlarının doğaya ve insanlara açık açık ‘Hayatta kal ve soyunun devamını koru’ olduğunu gösteriyorlar.

Helal olsun valla.

Çok uzatmak istemiyorum ve hepimizin merak ettiği ‘Ateşböcekleri nasıl ışık saçıyor?’ sorusuna gelmek istiyorum.

Oku takip edin  ↓

Ateş Böceği Nasıl Işık Saçıyor?

Ateşböceklerinin ışık organları karın bölümünün son kısmında bulunur ve saydam bir kütikula tabakası ile örtülüdür.

İç kısmı fotojenik hücreler ve otomobil farları gibi ışığı yansıtıcı bir tabakadan müteşekkildir. Işık organında üretilen yağa benzer Lüsiferin maddesi Lüsiferinaz enziminin katalizörlüğünde kademeli olarak oksijenle yakılır. Bu kimyasal olayda ışık meydana gelir. Hava oksijeninin kontrollü tüketimine bağlı olarak ışık zaman zaman yanıp söner. Ateş böceğinin ürettiği ışık, yavaş yavaş meydana gelen oksitlenme sonucu kimyasal enerjinin ışığa dönüşmesidir.

lusiferin

Yukarıda oluşan tepkime gösterilmektedir. Yine açmak istersek;

luciferin + ATP + O2 → oxyluciferin + AMP + IŞIK      şeklinde özetleyebiliriz.

Evet, baktığımızda bir tepkime söz konusu olduğunu gördük. Basit bir kimyasal tepkime gibi duruyor ancak doğadaki var olan gizemin aslında bu kadar basit olmadığını insanlık çağı boyunca bakıp da göremediğimiz şeyler üzerine bahsetmek istiyorum.

Öncelikle tepkimede var olan oksijenin kaynağı ateşböceğinin soluk almasıdır. Yani ‘Nefesi ışık saçıyor maşallah’ demek yersiz olmaz.

Peki, bu tepkimede oluşan enerjinin yüzde kaçı sizce ışık enerjisine dönüşüyordur? %20? %40? %50? Ehe. Tam %100. Evet, inanmadınız ben de inanmadım çünkü. Ancak maalesef öyle. ATP’ den harcanan enerjinin tam %100’ü ışık enerjisine dönüşüyor.

Ya evinizde kullandığınız tasarruflu lambaların harcadığı enerjinin %’de kaçı ışık enerjisine gidiyor dersiniz? %10 😊

(Eğer bir ampul firmasının satış elemanı olsaydım rekabet için %20 derdim 😀 )

Bu anlamda bakarsak eğer Güneş’in, ampullerin ışık ile birlikte ısı da ürettikleri için ‘sıcak ışık’ ; oysa ateşböceklerinin ürettiği ışığa rağmen ısı ortaya çıkarmadığından –yani elinize aldığınızda ışıktan beklenilen sıcaklığı vermediği için- ‘soğuk ışık’ denildiğini biliyor muydunuz?

Yok, yok bu değil 😀

Anlayacağınız doğanın, manzaranızın hemen arkasındaki ateşböceğinin, ‘ay ne kadar güzel’ dediğiniz küçücük böceğin biz insanoğlu teknolojik olarak ne kadar gerisindeyiz gözler önüne seriliyor.

Peki, kimyasal bir enerji ile ışık üretebilme tablosuna bir isim verilmeyecek mi? Elbette verilecek ve ‘biyoluminesans’ olacak.

Doğada Biyoluminesans

Direkt olarak kelime anlamına baktığımızda biyoluminesans, canlı bir organizmada kimyasal bir reaksiyon sonucu açığa çıkan kimyasal enerjinin ışık enerjisine dönüşmesi sonucu ışık üretilmesi ve ışık yayması durumuna denir.

Bu durum az önce de anlattığımız şekilde Luciferin pigmentinin oksitlenmesi sonucu görülen bir durumdu. Peki, biyoluminesans özelliği doğada yalnızca ateşböceklerinde mi var dersiniz? Demezsiniz 😀

Bilhassa bu özelliğe sahip olan canlılar karada değil; denizlerdedir. Bunlara denizanası, bazı köpek balıkları, fener balığı, mürekkep balığı gibi canlılar dâhil edilebilir. Karada ise daha çok akıllara ilk ve tek gelen ateşböcekleri demek yanlış olmaz.

Ateşböcekleri gibi bu canlılar da yaradılışı gereği sahip oldukları bu özelliklerini farklı amaçlar uğruna kullanmışlardır. Bilim adamları bunu 4 ana başlık altında toplamıştır: kamuflaj, çekicilik, uzaklaştırma ve haberleşme.

-Kamuflaj: Cookiecutter köpek balıkları biyoluminesans özelliğini daha çok kamuflaj için kullanılır. Vücutlarının üst kısmı ışık saçarken alt kısımları değildir, karanlıktır. Bu sayede ışık kırılır ve alttan bakınca daha ufak görülürler. Haliyle bu avcıyı av yapar ve sonuç ne mi olur? Bir illüzyon gösterisi!

Yine burada Cookiecutter köpek balıklarının röntgen niteliğinde biyoluminesans özelliği gösteriliyor

-Çekicilik: Fener balıkları ise bunun aksine bu özelliğini yemlerin dikkatini çekmek ve karnını doyurmak için kullanır. Yine ateşböceklerinin de birçok amaçla olmakla beraber dişilerin dikkatini çekebilmek için de periyodik olarak ışık yaydıklarını biliyoruz.

-Uzaklaştırma: Bu özelliği ile daha çok benimsenen canlılar mürekkep balıkları ve bazı kabuklulardır. Vücutlarındaki biyoluminesanslı kimyasal karışımları mürekkep gibi yararak avcılarının dikkatini dağıtırlar ve bunu başarırlar da.

-Haberleşme: Hiç bahsi geçmedi ama bazı bakterilerin de biyoluminesans özellikte olduğunu biliyor muydunuz? Ve de bu özelliklerini haberleşme için kullandıklarını?

Peki ya bilim adamlarının tam 1986 yılında lusiferaz enzimini üreten genin ateşböceklerinden alınıp bir tütün yaprağına enjekte ettikten sonra oluşan tabloyu biliyor musunuz?

ışık saçan bitki

Ve daha birçok şey…

Hatta insanın da ışık saçtığınızı biliyoruz. Ya havaalanındaki termal kameralar ne olacaktı? Biyoluminesans özelliğinin olmayışı ışık yaymıyor olduğu anlamına gelmiyor ki bazı canlılar ışık saçıyor ışığı emiyor 😊

Konu uzun, derin, muazzam ve geleceğe kendilerinin sahip oldukları gibi ışık tutabilir nitelikte. Öyle güzel de bir konu ki gri-beyaz seyirli hayatlarımıza milyonlar yıl önceden renk katmış canlılar onlar. Onun için onları görmezden gelmeyin. Ki onlar bizim zaten hayatımızda.

Bu sözleri Özdemir Asaf’ ın naif dizesi ile kapatmak istiyorum: ‘’Sen bana bakma ben senin baktığın yönde olurum.’’

Hikâyenin devamında ise ne oluyor biliyor musunuz?

-Tam da dalıp gitmişken bir telaş ile gözlerini açtı kadın yüzünde hissettiği şeyin bir örümcek olduğu korkusuyla. Sonrasında ufacık parlayan bir ateşböceği olduğunu anladı. Ateşböceğini eline alıp seveceğim derken bir anda uçuverdi. Eşi ne olduğunu anlamaya çalışadururken gözlerini açtı ve havada  uçuşan bir şey gördü ve gözlerini ona kitledi. Ve o muazzam güzellik ile karşılaştı. Az önce önünden geçtikleri ağaç ışık saçıyordu adeta. Bir iki fotoğraf çektikten sonra geri yaslanıp uyudular.

Biz de bu güzel anı sizlerle hem yazılı hem sözlü betimlemek istedik.

Teşekkürler…

Kaynakça:

4 Yorum

  1. Birbiri ardınca faydalı bilgilerle zengin bir paylaşım olmuş.Tefekküre de kapı aralamış. Teşekkürler. Bloğunuzu yeni keşfettim. Kaleminize sağlık. Ben de beklerim bebiş bloğuma, sevgiler 🙂

    • Bu yazının çeşitli amaçları olduğunu fark etmeniz güzel 🙂 Ben teşekkür ederim, saygılarımla.

Bir cevap yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*