Biraz Soluklanırken

Üç değil beş değil on kere yüz kere milyon kere hayal etti. Kimse bilmedi, öyle çok hayal etti ki az kalsın çocuklara hayal tozu kalmayacaktı. Bırakacaktı bu yüzden, ama olmadı.
Işıklı günler, hani yanarlı oyuncak çubuklar gibi, ışıldaklı günler süsledi rüyalarında. Sonra?
Sustu dünya, bir bebeğin gözlerinde 100 yıllık hüzün görünce. İlk aşkının önlüğünde çamur değil kan lekesi gördüğünde küçük Leyla, o da sustu.. sonra bir daha konuştu mu sahiden dünyayla kimse öğrenemedi. Leylalar çünkü sustu mu çok büyük susarlardı, kimse duymazdı.
Çok gerildim, çok ne desem diye düşündüm farkettiniz mi? Kasıldı kelimelerim fazlasıyla.Leylalardan bahsediyordum çünkü, söz onlara değince açılırdı içimizde bir yara. Hangi sayfada hangi kelimenin altı çizilecekti? Hangi yarayla sınanacaktık bu defa? İşte bundan.. durdum düşündüm saatler oldu şuracıkta iki paragraf etmedi yüzyıllık hikayeler. Neyse ne diyecektik? Bir şeyler söylemeli değil mi nasıl olsa vakit ayırıyorsunuz sizleri de memnun etmeli.. yahut ne duymak için buradaysanız işte acı, mutluluk, ağrı belki. belki biraz kurmaca yalnızlık vehmine kapılıp sahoş olmak istiyorsunuzdur benim gibi. Ben biraz sarhoş oldum sonra bugün biraz öldüm, bir az geldi dünya gözüme bu gün. Kelimeler de ortadan ayrılınca mana değiştirirler. kalp kelimelere benzer bu yüzden. Kalplerimizin kesilip parçalanması da yeni bir mana kazanmaları içindir hiç bahsetmiş miydim? Eski zamanlardan bahsedecektim bir de size. işkencelerin ve tecritlerin iyi yanlarından da. Olur mu öyle ne saçmalıyorum? Ama haklıyım bilmiyorsunuz.. mesela Kız Kulesi’ne soralım. Kız Kulesi’ni bunca seven İstanbul ahalisine de.. Prensesi hapsetmek için inşa edilmemiş olsaydı bu kule yani diyorum ki mutlu olsaydı prensesimiz. Yalnız bırakılmasaydı boğazın orta yerinde, İstanbul İstanbul olacak mıydı? Diyorum ki yani birçok güzel şey acılardan oluşmuştur. Bu minvalde sözler de çok söylenmiştir klişe oldu biliyorum. Buralarda yeniyim affedin.
Dostlar herkes gittiği yolun sonunu hep varılacak ve imrenilecek sayar. Yolun sonundan çok yolda olmayı sevenler duraklarda soluklanmayı bilirler.. Bizim de yolumuz bu durakta keşisti sizinle. Birazdan ayrılacağız. Belki birgün yeniden ve sahiden görüşebilecek miyiz? Bilmem. Fakat size ayrılmadan bir diyeceğim var
Sevgili dostlarım, ellerinizi sıkı bağlayın.Bu dünya hızlı dönüyor. Bir gün sağlamlığından katiyen şüphe duymayacağınız bağlar yarın bir bakmışsınız hiç varolmamış oluyor. Hazırlıklı olun hayata, azığınızı dikkatli ayarlayın.
Az harcayın ilişkilerinizden.
Bakmayın çok durduğuna çabuk tükeniyor.

Konuk Yazar: Sahra Güray

Yorum bırakın

Your email address will not be published.

Edebiyat Kategorisinde Son Yazılar

Umudu Kesme Yurdundan

Yaprakların kokusunu alıyorum. Yağmur yağıyor. Tenimi gıdıklıyor. Güneş gözlerimi hiç yormuyor. Hayret diyorum. Hayret! Ne kadar

Yalnızlığa Farklı Bir Bakış

Yalnızlık insanın bütün benliğiyle; bütün zamanlarda ve bütün mekanlarda kendini diğer varlıklardan uzak hissetmesi halidir aslında.

Dolunay Zamanı

Sen sanki ay gibisin ama dolunay misali… Hep dolunay gibi parlıyorsun. “Yeni ay” hiç olmuyorsun bende,