Timur

Bozkırın En Güçlü Komutanı: “Timur”

Timur ya da daha çok bilinen adıyla “Timurlenk”, Türk dünyasının en büyük ve görkemli komutanlarından biridir. 1370 senesinde başladığı seferlerle Türk dünyasına hükmeden bu büyük komutan; Orta Asya’dan Rusya’ya, Hindistan’dan Afganistan’a, Kafkaslardan Anadolu’ya kadar devasa bir alanı hükmetme başarısı göstermiştir. Muhteşem askeri dehası ile ön plana çıkan Timur’un etnik kökeni hakkında bazı tartışmalar bulunmaktadır. Bu tartışmalar, çoğunlukla Timur’un bir Moğol olduğu yönündeki iddialara dayanır.

Bununla birlikte birçok kaynakta açıkça belirtildiği gibi komutan, “Moğol” etnisitesinden nefret etmiş, Türk kimliğini ön plana çıkarmıştır. Ayrıca Cengiz Han’ın soyundan gelen Kazan Han’ın kızı Saray Mülk Hanım ile evlenmiş, Türk kimliğine yaptığı vurguyu aile yaşamına da taşımıştır. Timur’un en büyük ve ilk ideali yıkılmaya yüz tutan ve büyük oranda zarar gören Cengiz Han İmparatorluğu’nu çok daha görkemli bir şekilde yeniden kurmaktır. İşte tarihin gördüğü en büyük komutanlardan biri olan Timur’un askeri dehasına ve yaşamına dair her şey!

Timur Kimdir? Kökeni Nedir? Timurlenk İsmi Nereden Geliyor?

Türk dünyasının en büyük komutanlarından biri olan Timur’un, Şerefeddin Ali Yezidi’nin “Zafername” adlı eseri referans alınarak 27 Nisan 1336 tarihinde doğduğu düşünülmektedir. Semerkant doğum yeri olarak yine aynı eser de belirtilmiştir. Bununla birlikte Timur’un doğduğu ortamın siyasal arka planına ilişkin önemli bilgiler de bulunuyor.

Söz konusu kaynaklara göre Timurlenk, Hoca Ilgar Köyünde dünyaya gelmiştir. Hoca Ilgar Köyü, Semerkant’ın oldukça yakınında; Şehr-i Sebz şehrine bağlı bir köydür. Bu dönemde Semerkant’a Cengiz Han’ın oğlu Çağatay Han’ın hükümdarlık yaptığı Çağatay İmparatorluğu hükmetmekteydi. Dolayısıyla Timur, doğrudan Cengiz İmparatorluğu’nun önemli bir parçasında dünyaya geldi.

Bu durum onun askeri dehasını, askeri alandaki başarılını ve Türk ırkına olan bağlılığını büyük oranda etkiledi. Bozkırın en büyük komutanı Timur’un Timurlenk’e dönüşmesi ise katıldığı bir savaşta aldığı yara sonucunda olmuştur. “Aksak Timur” anlamına gelen Timurlenk, Fransızca “- leng” ekinin aksak anlamından gelir. Avrupalılar Timur’u “Tameriane” ismiyle anmaktadır.

Komutanın Yükselişi ve İlk Dönem Fetihleri

Timur askeri başarılarına uzanan yolculuğu, Maveraünnehir’e dayanır. Buraya ilk geldiği andan itibaren Timur, Çağatay Hanlığına olan bağlılığını bildirdi. Ancak Timur’un hanlığa olan bağlılığı çok fazla zaman almadı. Henüz 24 yaşındayken Barlas Boyunun başına geçerek bu önemli Türk boyunun lideri oldu.

Timur’un Maveraünnehir yönteminde ikinci pozisyona düşmesi ve emir komuta zincirinde ast pozisyonuna düşmesi, Çağatay Hanlığından kopmasında ilk dönemeç oldu. Uzunca bir süre bir grup askeri ile Çağatay Hanlığının askerlerine yakalanmadan baskınlarla ganimetler elde etti. 1362 yılında ise Horasan’a doğru yol alırken Türkmenler tarafından yakalandı.

Daha sonra çok büyük bir askeri deha ile Maveraünnehir’in hükümdarlığını ele geçiren Timur’un efsanesi ise başlamış oldu. Önce Taşkent’te Moğollara saldıran Timur, kısa süre içerisinde bu kadim şehri kazandı. Timur’un en önemli hedefi Cengiz Han’ın ülkelerini tek tek Türk medeniyetine tekrardan kazandırmaktı.

Bu doğrultuda Timur’un ilk seferi Harezm’e yönelik oldu. Burada da istediklerini alan komutan, üç yıl boyunca sürecek Anadolu seferini başlattı. Önce bugün Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan olarak anılan bölgeleri ele geçirdi. Anadolu sırtlarına doğru uzanan serüveninin ikinci basamağında ise Altın Orda Devleti ve İran vardı.

Altın Orda, Osmanlı ve Memluk Devletleri üçlü bir ittifak oluşturdu. Buna karşın komutan, 12 Eylül 1393 tarihinde Bağdat’ı ele geçirmeyi başardı. Komutanın önlenemez yükselişi ve sahip olduğu benzersiz askeri deha herhangi bir güç tarafından durdurulamadı. Her geçen gün daha da büyüyerek geniş bir alana hükmeden Timur İmparatorluğu, Cengiz Han’ın imparatorluğunun sınırlarından çok öteye ulaşmıştı.

Muhteşem Askeri Deha: Hindistan Seferi

Büyük komutanın askeri dehasını anlamak adına birçok çarpıcı detay vardır. Özellikle onun savaş alanında verdiği kararlar, fetih süreçlerindeki muhteşem azmi ve ortaya koyduğu irade tüm detaylarıyla kusursuzdur. Bu örneklerden biri de Timur’un Hindistan’a yönelik gerçekleştirdiği seferde kayıt altına alınmıştır.

Dilden dile aktarılan Timur efsanesinin büyüklüğünü gösteren Hindistan seferinde komutan, kalabalık Hint ordusu ve 100’ün üzerinde fil ile karşı karşıya kalmıştı. Timur’un kalabalık Hint ordusu karşısında izleyeceği stratejiden çok devasa fillere karşı alacağı önlem komutanları tarafından merak konusuydu. Timur, komutanlarına 500 adet deve toplamaları talimatını verdi.

Bu yazımızı da tavsiye ederiz:  5.56x45 Mermisinin İnsan Yaralamak İçin Tasarlandığı Yanlışı

500 deveyi birbirine zincirlerle bağlatan büyük komutan, bu develerin üzerine yanmaz bir tabaka yerleştirtti. Develerin üzerini ateşe vererek birbirlerine bağlı olarak şekilde Hint ordusunun üzerine saldı. Yanar vaziyette üzerlerine gelen develeri gören filler, korkarak Hint askerlerine yönlerini çevirdi. Tam da bu esnada Timur okçularına ateş emri verdi ve Hint seferini başarıyla tamamladı.

Timur Osmanlı’nın Karşısında: Ankara Savaşı

1401 yılında Bağdat’ı ele geçiren Timur, Osmanlı Devleti ile bazı problemler yaşıyordu. Bu problemlerden en önemlisi Timur’un düşmanı Karakoyunlu Kara Yusuf’un Osmanlı’ya sığınmasıydı. O dönem Osmanlı hükümdarı olan Yıldırım Bayezid ile yaşayacakları büyük gerginliğin ilk ateşleyicisi bu sığınma olayları olmuştu.

Birçok tarihi kaynağa göre Timurlenk Yıldırım Bayezid ile savaşmadan önce aralarındaki sorunların çözülmesine ilişkin Farsça, Arapça ve Türkçe mektuplar göndermiş, Bayezid’den gerginliğin sulhla tamamlanmasını talep etmiştir. Buna karşın Yıldırım Bayezid’in Timur’a cevabı serttir. Timur, Bayezid’den ona sığınanları öldürmesini ya da kendisine teslim etmesini talep etmiştir ki, bu durum Bayezid için mümkün değildir.

Tüm bu olanların üzerine komutan, 12 Mart 1402 tarihinde Karabağ’dan Osmanlı ile savaşmak üzere harekete geçti. Son kez Bayezid’e tekrardan savaşmak istemediğini ve olayın sulhla çözülmesi gerektiğini elçi aracılığıyla ileten Timur, yine olumsuz yanıt aldı. Timur’un harekatına karşılık Bayezid de devasa bir ordu ile Doğu Anadolu yönüne doğru harekete geçmişti.

Bununla birlikte komutan, Karabağ’dan güney doğu yönünde ordularını harekete geçirdi ve Çubuk Ovası’na konumlandırdı. Ordusundaki filleri, o dönem devasa ağaçlarla kaplı Ankara ormanlarında saklamayı başardı. Büyük çarpışma başladı ve Bayezid, Timur’a esir düştü. Bayezid’in esareti, uzun yıllar boyunca devam edecekti.

Yorum bırakın

Your email address will not be published.

Tarih Kategorisinde Son Yazılar