Koronavirüs
Yeni Koronavirüs: COVID-19

COVID-19: Corona Virüs Salgını

14

İlk olarak Çin’in Hubei eyaletinin Wuhan şehrinde ortaya çıkan corona virüs salgını (COVID-19 virüsü), şu ana kadar 1,093,103 onaylanmış vakaya sebep oldu. 58,729 ölümle birlikte ciddiyetini git gide arttırıyor. 806,335 aktif hastadan 39,403 (5%) kişinin durumu ise ciddiyetini sürdürüyor. Bunun yanı sıra 766,932 (95%) hastanın durumu hafif seyrediyor.

Corona Virüs Salgınının Başlangıcı

31 Aralık 2019’da Wuhan şehrinde sebebi bilinmeyen bir pnömoni (zatürre) vakası Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Çin ofisine iletildi. Bunu takiben 3 Ocak’a kadar vaka sayısı 44’e ulaşmıştı ve hala bunun nedeni belirlenememişti. Bu vakaların Wuhan’daki bir deniz ürünleri pazarıyla ilişki içinde olan kişilerde görüldüğü tespit edildi ve Çinli otoriteler tarafından hastalığa neden olan etken 7 Ocak’ta tanımlandı.

Bu yeni virüsün MERS1 ve SARS2 gibi soğuk algınlığına neden olan corona virüs ailesine dahil bir virüs olduğu keşfedildi. Yarasa SARS-benzeri coronavirüs suşu ‘BatCov RaTG13’ ile %96 benzerliğe sahipti. Geçici olarak 2019-novel (new) corona virüs (2019-nCov) olarak isimlendirildi.

Salgının muhtemel kaynağı Huanan deniz ürünleri ve canlı hayvan pazarının karantina altına alınması

Türkiye’de İlk Corona Virüs Vakası Ne Yazık Ki Görüldü

Bugüne kadar ülkemizde görülmeyen corona virüs, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın 11 Mart gece yarısı yaptığı basın toplantısındaki açıklamasıyla ilk corona virüs vakasının görüldüğü onaylandı. Açıklamaya göre hastanın erkek olduğu ve hastalığı Avrupa’dan kapmış olabileceği belirtildi. Ayrıca tanının erken konduğu ve hastanın genel durumunun iyi olduğu söylendi.

Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre:

  • Bugüne kadar yapılan test sayısı 141.716
  • Ülkemizde toplamda 20.921 vaka bulunuyor.
  • Ayrıca 425 hasta kaybedildi.
  • Kaybedilen hastaların yaklaşık %80’i 60 yaşının üzerinde ve %70’inde eşlik eden hastalık olarak hipertansiyon bulunuyor.
  • Görülen vakalardaki ölüm oranı %1.58 .
  • 1.251 hastanın –867’si entübe– yoğun bakımda tedavileri sürüyor. 484 hasta ise iyileşerek taburcu edilmiş durumda.

Önlem olarak umre ziyaretinden ve yurt dışından dönen vatandaşlar 14 gün süreyle bazı öğrenci yurtlarında karantina altında tutulacak.

Corona Virüs Nedir ve Adı Nereden Gelir?

Corona-virüsler; esas kaynağı yarasalar olmak üzere develer, kediler ve sığırlar gibi birçok hayvan türünde yaygın olarak görülen bir virüs ailesidir. Bu virüsler nadiren de olsa hayvanlardan bulaş ile insanları enfekte edebilir. MERS ve SARS corona-virüs gibi insandan insana bulaşabilir. İnsan corona-virüsleri ise ilk 1960’lı yıllarda tespit edilmiştir.

Corona-virüsler RNA virüsleridir ve alfa, beta, gama ve deltacoronavirüsler olarak 4 alt grupta incelenir. Mikroskobik olarak etrafında taç görünümü ya da güneşteki patlamalara benzer şekilde bir hale vardır. Bu nedenle Latincede taç anlamına gelen corona ismi verilmiştir, yani Coronavirüs (koronavirüs) taçlı virüs anlamına gelir. Bu taç görünümü, virüsün zarfında yıldızsı çıkıntılar şeklinde bulunan glikoproteinlerden oluşmaktadır. Koronavirüs ailesi bilinen en büyük genomik yapıya sahip (30 kb genom) RNA virüs ailesidir.

Bir Betacoronavirüs olan COVID-19

Wuhan şehrinde salgına neden olan coronavirüs diğerlerinden farklı olduğu için geçici olarak yeni keşfedilmiş corona-virüs olarak isimlendirilmiştir.(2019-nCov)

11 Şubat itibariyle DSÖ yeni corona virüsü COVID-19 ( corona virus disease-19 )* olarak isimlendirdi.

COVID-19 (eski adıyla 2019-nCov), MERS ve SARS’a genetik olarak benzer şekilde bir betacoronavirüstür. Özellikle SARS virüs ile yakın benzerliğe sahiptir. Lakin özellikleri yönünden farklılıklar göstermekte ve zaten bu yüzden ayrı bir isimle anılmaktadır.

Her ne kadar yarasalardan insanlara bulaştığı öne sürülse de yeni koronavirüs COVID-19’un bulaşma orijini henüz belirlenememiştir.

DSÖ, yeni corona virüsü COVID-19 olarak isimlendirdi.

COVID-19 mu yoksa SARS-CoV-2 mi?

Yeni koronavirüsün isimlendirmesi konusunda kafa karışıklığı yaşayanlar oldu. Koronavirüs bir virüs ailesinin ismidir ve içerisinde birçok tür bulunmaktadır. İşte bunlardan bir tanesi de 2019 yılında ortaya çıkan yeni koronavirüstür.

Dünya Sağlık Örgütü bu hastalığı COVID-19 olarak isimlendirmiştir. Fakat Uluslararası Virüs Taksonomisi Komitesi (ICVT) bu virüsün ismini SARS-CoV-2 olarak belirlemiştir. Çünkü yine 2002 yılında ortaya çıkan bir başka koronavirüs olan SARS ile genomik yapısı %82 oranında eşleşmektedir. Bu sebeple 2. SARS gibi adlandırılmıştır.

Corona-virüs Enfeksiyonu Belirtileri

Corona-virüs enfeksiyonları, üst ve alt solunum yollarını etkiler. Sıklıkla hafif üst solunum yolları enfeksiyonu (soğuk algınlığı) şeklinde geçirilmesine rağmen bu enfeksiyonda şiddetli hastalık tablosu ve ölüm görülebilir.

SARS ve MERS virüs şiddetli solunum yolu hastalığına neden olurken henüz keşfedilmiş COVID-19 klinik belirtileri tam açık değildir. Onaylanan vakalarda bulgular ise az ya da hiç semptom olmayan tablodan, şiddetli hastalık ve ölüme kadar geniş bir aralıktadır.

Çoğu insanın özellikle çocukluk döneminde corona-virüs enfeksiyonu geçirdiği düşünülür. Genç kişilerde hastalık hafif soğuk algınlığı şeklindeyken, şiddetli solunumsal yetmezlik daha sıklıkla ileri yaştaki kişilerde ve yaşı fark etmeksizin eşlik eden diğer hastalıkların varlığında (hipertansiyon, diyabet, kalp-damar hastalıkları, kanser, bağışıklık sisteminin baskılandığı durumlar) görülür.

Örneğin İran’daki lösemi hastası 3 yaşındaki bebeğin ölüm haberi yaşı ne olursa olsun ek hastalığı olan kişilerde ölümcül seyredebildiğini gösteriyor. Ve bu, dünya üzerinde COVID-19’dan 0-10 yaş arası ilk ölüm vakası.

COVID-19 Semptomları Nelerdir?

Semptomları diğer viral solunum yolu rahatsızlıklarına benzer şekilde:

  • Ateş
  • Kuru öksürük
  • ve solunum güçlüğüdür.

Aynı zamanda bunlara ek olarak; yorgunluk, ağrı, nazal konjesyon ve akıntı, boğaz ağrısı ve ishal gibi bulgular da görülebilmektedir.

Bu semptomların ortaya çıkış süresi ise maruziyetten sonraki 2-14. günler arasındadır. (Bu MERS virüsü ile benzerdir.) Fakat inkübasyon periyodu sıklıkla 3-7 gündür.

CDC, bu semptomların varlığına ek olarak, son 2 hafta içerisinde Çin’de bulunma hikayeniz var ise doktora başvurmanızı öneriyor. (CDC artık alarm semptomları varlığında başvurmanızı öneriyor) Dünya Sağlık Örgütü ise bu semptomların varlığında doktora başvurmanızı öneriyor. Ev izolasyonuna önem veren DSÖ, eğer solunum güçlüğün artması gibi semptomlarınızın şiddetlendiğini fark ederseniz, maskenizi takarak bir hastaneye başvurmanız gerektiğini belirtiyor. Ancak bu salgının son derece yayılmasıyla birlikte ve henüz kesin bir tedavisinin olmaması sebebiyle, grip benzeri hafif semptomlarınız var ise evinizde kendinizi izole ederek bağışıklık sisteminizi güçlü tutabilirsiniz. Ancak, alarm semptomlarınız olması durumunda kesinlikle hastaneye başvurmalısınız.

Alarm semptomları (hepsini kapsamamaktadır):

  • Solunum güçlüğü
  • Göğüste sürekli ağrı veya basınç hissi
  • Yeni başlayan konfüzyon (bilinç değişiklikleri) ve kalkmak, harekete geçmek gibi aktif eylemleri yapamamak
  • Mavi-mor dudak veya yüz
  • Ciddi ve ağır olduğunu düşündüğünüz farklı semptomların varlığı

Meydana getirdiği tablo ise Yeni Koronavirüs Enfekte Pnömonisi (NCIP) olarak isimlendirilir.

20 Şubata kadar görülen olguların yaşı 2 gün ile 100 yıl arasında değişir ve çoğu 30-69 yaş aralığındadır. Yani her yaştaki insan bu virüsten etkilenebilir. Ancak daha önceki başlıkta belirttiğimiz gibi ileri yaştaki ve kronik hastalığı olan kişiler ağır hastalık tablosuna daha yatkındır. Ölümle sonuçlanan olgularda buna paralellik göstermektedir.

Kimler Özellikle Risk Altında?

  • 65 yaş ve üzerindekiler
  • Huzurevinde kalan veya bakım ünitesindeki insanlar
  • Kronik akciğer hastaları
  • Orta ve şiddetli astım hastaları
  • Komplikasyonlarla seyreden kalp hastalıkları
  • İmmünyetmezlikli kişiler
  • Ağır obezler (BKİ>40)
  • Kontrol altında olmayan diyabet, böbrek yetmezliği ve karaciğer hastalıkları

Koronavirüs testi yaptırmalı mıyım?

Yeni koronavirüs ile enfekte olunmuşsa bile herkesin COVID-19’a yönelik test yaptırmasına gerek yoktur. Çünkü:

  • SARS-CoV-2 ile enfekte birçok insan (yaklaşık %95) hastalığı hafif geçirmektedir.
  • Bu virüse karşı onaylanmış bir tedavi henüz yoktur.

Bu sebeple sağlık çalışanları test yaptırmanıza karar vermediği sürece test yaptırmak konusunda ısrarcı olmanızın sağlığınız açısından hiçbir pozitif anlamı yoktur.

Fakat test yaptırmanız sizinle temasa geçen insanları bilgilendirmek açısından önemli olabilir.

COVID-19 Nasıl Bulaşır ve Kaynağı Nedir?

Yeni keşfedilen bu corona-virüsün MERS ve SARS’a benzer şekilde kaynağının yarasalar olduğu düşünülmektedir. Ancak insana geçişi yarasa dışındaki bir başka konak vasıtasıyla olabilir. (Daha ayrıntılı bilgi için tıklayın.)

Wuhan şehrinde ortaya çıkan ilk vakaların ortak özelliği orada bulunan Huanan deniz ürünleri ve canlı hayvan pazarıyla bir şekilde ilişki içinde olmasıdır. Bu yayılımın hayvanlardan insanlara olduğunu destekler. Ancak daha sonraki görülen vakalarda bu deniz ürünleri pazarıyla bir ilişkinin olmaması ise virüsün insandan insana bulaşabildiğini gösterir.

Diğer viral enfeksiyonlara benzer şekilde corona virüsler de enfekte insanın öksürme, hapşırma ve konuşması esnasında virüs içeren damlacıklar dış ortama yayılır. Bu damlacıkların ağız, burun ve göz yoluyla vücuda girmesiyle bulaş olur.

CDC’ye göre insandan insana bulaş riskleri:

  • İnsanların 1.83 metreye kadar yakın temasta bulunmasıyla (DSÖ’ye göre 1 metre)
  • Hasta bir insanın öksürerek veya hapşırarak damlacıkları saçmasıyla
  • Bazı çalışmalara göre, semptomları olmayan fakat hasta olan bireylerden
  • Virüsle kontamine olmuş yüzeylere temas sonrası ellerin ağıza, buruna ve göze götürülmesiyle

bulaşabilmektedir.

Salgının oluşmasındaki önemli faktörlerden biri insandan insana bulaşın olmasıdır.

En çok bulaştırıcılar semptomatik hastalardır. Henüz 14 güne kadar uzayabilen inkübasyon periyodunda olan asemptomatik hastaların bulaştırıcılığı şimdiki verilere göre seyrek olsa da bulaş mümkündür. Bu sebeple karantina yöntemi kullanılmaktadır.

Yeni coronavirüs ne kadar tehlikelidir?

Bir mikroorganizmanın ne kadar tehlikeli olduğunu belirleyen 3 parametre kullanılır:

1-Bulaş HızıTek bir vakadan yeni enfekte olmuş kişi sayısı

2-Olgu Ölüm Hızı: Ölümle sonuçlanan vakaların yüzdesi

3-Asemptomatik geçiş

Wuhan Coronavirüsü Ne Kadar Bulaşıcı?

Bir virüsün yayılım hızı Ro (reproductive number , R sıfır) olarak ifade edilir. Yeni coronovirüsün en son güncellemelere göre bulaş hızı 3 ile 4 arasında olduğu kabul edilir. Yani bu, bir enfekte insandan yeni 3-4 sağlıklı insanın enfekte olduğu anlamına gelir. Bu değer DSÖ’nün  1.4-2.5 arasındaki öngörüsünden daha fazladır.

SARS için Ro değeri 2.0 ve soğuk algınlığı için bu değer 1.3’tür.

Türkiye’de İstanbul özelinde yapılan değerlendirmede COVID19 enfekte bir kişinin bunu 16 sağlıklı kişiye bulaştırdığı belirtiliyor.

Wuhan Coronavirüsü Vaka Ölüm Oranı

DSÖ’nün 3 Mart’taki raporuna göre olgu ölüm hızı %3,4’tür. Yani her 100 hastalıktan yaklaşık 3-4’ü ölümle sonuçlanır. Bu rakamlar aynı aileden olan MERS ve SARS’a göre oldukça düşüktür. MERS salgınındaki ölüm oranı %34, SARS salgınındaki oran ise %10’du.

Ancak yine de bu tür enfeksiyon ajanları çeşitli adaptasyonlar geçirerek daha ölümcül hale gelebilirler. Ayrıca bu mortalite oranı genel popülasyona göre hesaplanmaktadır. Dolayısıyla bu oran yanıltıcı olabilir. Yani ölüm oranı yaş gruplarına göre oldukça fark edebilir. Yeni doğan ile ileri yaş grubu ve ek hastalığa sahip kişiler daha yüksek riske sahiptir.

11 Şubata kadar olan olgulardaki yaşa göre ölüm oranları. China CDC Weekly’den hazırlanmıştır.

 

11 Şubata kadar olan olgulardaki yaşa göre ölüm oranları. China CDC Weekly’den hazırlanmıştır. 23.690 hastanın verisi eksiktir.

Yeni Koronavirüsün Muhtemel Virülans Patogenezi (Sağlık Profesyonelleri İçin)

Bütün koronavirüsler gibi COVID-19’un da patogenezinde Nsp’ler ve yapısal proteinler bulunmaktadır. Özellikle Non-strüktürel protein 3 (Nsp3) koronavirüsler tarafından üretilen anahtar bir proteindir. Nsp3 koronavirüslerin diğer virüslerle ve konak hücreyle bağlantı kurmasını sağlarlar. Ayrıca bu protein reverse transkriptaz (RT) formasyonu için de olmazsa olmazdır. Non-strüktürel proteinler ayrıca konağın doğal immünitesini engelleme özelliğine sahiptir. Strüktürel proteinler ise virüs patojenitesinde önem kazanmaktadır. Fakat birçok nsp’nin ne işe yaradığı henüz yeterince tanımlanamamıştır.

Koronavirüse taç görünümü veren glikoproteinler S1 ve S2 olmak üzere iki subünite sahiptir. Bu subünitler virüsün konak hücreye (yani insana) tutunmasını sağlar. Zaten bilim insanları bu virüsün birden insana geçebilme özelliği kazanmasının sebebinin bu glikoproteinlerin mutasyona uğraması olduğunu düşünmektedir. Fakat füzyon proteini içeren S2 subüniti virüslerde ileri derecede korunmaktadır. İşte bu sebeple tedavide S2 subünitine hedefelen Anti-S2 antiviral ilaçlar ümit verici olabilir. Ayrıca Nsp2, Nsp5 ve Nsp15 gibi nonstrüktürel proteinler de hedefe yönelik tedaviler için kullanılabilir.

SARS-CoV-2 yani yeni koronavirüs nasıl hücreyi enfekte ediyor?
The Economist Dergisi, 14-20 Mart 2020 sayısından alınmıştır.

Nsp5 (3CLpro), diğer Nsp’lerin matürasyonunu sağlayarak virüsün hayat döngüsünü sağlamaktadır. Bu sebeple Nsp 5’e yönelik tedaviler önemli olabilir. Fakat bu konuların ileri çalışmalara ihtiyacı vardır. Zira Nsp 5’e yüksek afinite gösteren ilaçlara sahibiz. Bunlardan en çok bilinenleri doksisiklin, demoksisiklin, nikarpidin ve konivaptan olarak sayabiliriz. Hatta zeytin yağının içindeki oleonalik asit bile muhtemel bir 3CLpro inhibitörüdür. Fakat bunu görüp spekülatif amaçla zeytin yağı için demenin hiçbir bilimsel yanı yoktur. Bu ilaçlar gelecekte Nsp5’e yönelik inhibisyon amacıyla SARS-CoV-2 tedavisinde kullanılabilir. Fakat klinik çalışmalar olmadan yapılacak her yorum, bilime katkıdan ziyade bilimselliği çöpe atmaktadır.

Ayrıca S proteininin konak hücre proteazları ile priming’e uğraması viral içeriğin konağa geçmesinde çok önemlidir. COVID-19, bu işlem için bir serin proteaz olan TMPRSS2’yi kullanır. Bu sebeple camostat mesylat gibi serin proteaz inhibirtörleri tedavide çok değerli olabilir.

SARS-CoV-2 virüsüne yönelik tedavide muhtemel hedefler.

S1 subünitinin resptör bağlanma noktası konağın akciğerindeki ACE2 reseptörünün peptidaz uzantısına bağlanır. Bu aynı zamanda S2’nin parçalanmasına da yol açar ve bu olayların hepsi virüsün enfeksiyona yol açmasında temel noktalardır. Ayrıca virüsün ACE2’ye bağlanmasından ötürü losartan gibi anjiyotensin reseptör blokörleri virüsün mortalitesini azaltabilir. Özellikle virüs tarafından kodlanan proteinlerin sürekli mutasyon geçirme ihtimali bulunması sebebiyle, aşılar çok etkili olmayabilir ve aşının bulunması halinde her dönem yeni aşılar yapılması gerekebilir (influenza gibi). Fakat bunun aksine, ACE2’ye yönelik tedaviler çok daha etkili ve kalıcı olabilir.

Fakat tüm viral bulaşı ACE2 üzerinden açıklamak da mümkün görünmüyor. Bilimsel olarak biliyoruz ki 2002 yılında ortaya çıkan bir başka koronavirüs SARS’ın ACE2’ye bağlanması daha güçlüydü. Bu tezat durumda SARS-CoV-2 virüsünün SARS’a göre bu denli hızla artıyor olmasının altında başka bir mekanizma yatıyor olabilir. SARS-CoV-2’nin insan hücrelerine tutunurken başka reseptörler kullanıyor olması veya SARS-CoV-2 ‘spike’larının (glikoprotein uzantıların) farklı konformasyonel bağlantılar kurabiliyor olması mümkündür. Bu konuda ileri çalışmalar gerekmektedir.

ACE2’ye yönelik tedaviler iyileştirmekten çok öldürüyor mu?

Anjiyotensin reseptör blokörlerinin ACE2 upregülasyonuna yol açtığını biliyoruz. SARS-CoV-2’nin bağlanma bölgesi ACE2 olduğu için, bu durumun virüsün bağlanmasını kolaylaştıracağına dair yorumlar ve hipotezler üretildi. Fakat SARS-CoV-2 konusunda henüz yeterli çalışmalara sahip değiliz. Bu hipotez ilk bakışta mantıklı gibi geliyorsa da patogenez bu şekilde ilerlemiyor olabilir.

ace2
ACE2 ve Anjiyotensin 1-7’ye yönelen yolak.

Başka birtakım çalışmalar ACE2 upregülasyonunun “paradoksal” olarak SARS-CoV-2 ile enfekte bireylerde akut akciğer hasarını azalttığını gösteriyor. Virüs ACE2’ye tutunduğu zaman onun downregülasyonuna sebep oluyor ve bu yüzden ACE tarafından aşırı anjiyotensin II üretiliyor. Bu da pulmoner vasküler permabiliteyi arttırarak akut akciğer hasarına yol açıyor. Bu sebeple ARB kullandığımız vakit, ACE2 upregülasyonuyla birlikte ACE tarafından üretilen anjiyotensin üretimi azalacak ve yolak vazodilatör anjiyotensin 1-7’ye kayacak. Bu sayede akut akciğer hasarı önlenmiş olabilecek. Fakat bunlar hakkında da kesin konuşabilmek için yeterli klinik çalışmalara ihtiyaç duyuluyor. Henüz tıp dünyası bu çalışmalar konusunda yetersizdir. Lakin önümüzdeki süreçte ARB’lerin mortalite ve morbiditeyi arttırdığını mı azalttığını mı yoksa etkisiz mi olduğunu yalnızca bilimsel klinik çalışmalarla görebileceğiz.

Bu tip “paradoksal” bir başka örnek AIDS’e yol açan HIV için geçerli. HIV virüsünün bağlanma noktaları olan CD4 ve CCR5 ekspresyonu arttığında HIV’e daha duyarlı gelmek yerine HIV virülansına karşı koruyuculuğun arttığı gösterilmiştir.

İbuprofen Kullanımı Zararlı Olabilir Mi?

Fransa Sağlık Bakanlığı’nın Twitter hesabından steroid ve ibuprofen gibi anti-inflamatuar ilaçların kullanılmasının COVID-19 enfeksiyonu kötüleştirebleceği açıklaması geldi. Şimdiye kadarki bilimsel yayınlarda zaten steroid kullanımı önerilmiyor. Steroid kullanımının yalnızca başka endikasyonlarda mecbur durumlarda kullanılabileceğine dair yayınlar (mesela IBH gibi) bulunmaktadır.

SARS virüse yönelik yapılan eski çalışmalardan birinde ibuprofen ile benzer etki mekanizmasına sahip indometazin’in SARS virüsün çoğalmasını önleyerek etkili olabileceği gösterilmiş. Fakat bunun siklooksijenaz (COX) inhibisyonu üzerinden etkili olmadığı belirtilmiştir. İndometazin’in bunu virüs replikasyonunu engelleyerek yaptığı gösterilmiştir.

İbuprofen’in ACE2 upregülasyonu yaparak virüse daha duyarlı hale getirebileceğine dair bir hipotez bulunmakla birlikte (yukarıda ACE2 upregülasyonunu açıklamıştık) bunun tam aksi de söz konusu olabilir. ACE2 upregülasyonu akut akciğer hasarını engelleyebilir. Bu durumda ibuprofen kullanımı hakkında bir kanıya varmak için oldukça erken. Bilim insanlarının bu konuda yapacağı klinik çalışmalara göre non-steroid anti-inflamatuvar ilaçların (NSAIDs) insanlar üzerindeki etkisini görebileceğiz.

Ayrıca İbuprofen’in birçok anlamda zararlı etkileri bulunabileceğine dair düşünceler de var. Fakat bunların hepsi genel bir nonsteroid antiinflamatuvar ilacın etkileriyle benzerdir. Bu durumda bunların yerine parasetamol (asetaminofen) kullanımını önerenler bulunmaktadır fakat bilimsel çalışmalar yetersizdir.

Hatta ilginç bir şekilde, İbuprofenin interlökin 1ß araclı inflamasyonu baskılayarak aktin reorganizasyonunu azalttığı bilinmektedir. Aktin proteinin, virüsün konak hücreye girişinde ve virüs patogenezinde önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir. İbuprofenin birçok organ ve dokuda aktine bağlanma özelliği bulunduğundan dolayı bu ilaç indirekt olarak SARS-CoV-2 enfeksyionuna karşı etkili olabilir. İleri çalışmalar gereklidir.

Bu durumda özellikle DSÖ olmak üzere Türkiye Sağlık Bakanlığı’nın önerilerini uygulamak en bilimsel yaklaşım olacaktır. Şimdilik DSÖ, non-steroid anti-inflamatuvar ilaçlar için olumlu veya olumsuz bir öneride bulunmamıştır.

Hastalık yoktur, hasta vardır prensibi doğrultusunda; bu ilaçları kullanırken doktorunuzun tavsiyesine uymak en doğrusu olacaktır.

Yeni Koronavirüs (SARS-CoV-2) Tanısı İçin T.C. Sağlık Bakanlığı Algoritması

Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu’nun 2 Nisan 2020 tarihli COVID-19 Rehberi’nden uyarlanmıştır.

Yeni koronavirüs hakkında bildiklerimiz her geçen gün değiştiği için tanı algoritmaları da değişiyor. Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu’nun son yayımladığı çalışmaya göre hastanelerimizde COVID-19’a yönelik tanı algoritması bu şekilde işleyecek. Kesin tanısı konan bireylerin algoritmasının devamı daha farklı bir şekilde devam edecek.

Sağlık Bakanlığı her yeni gün farklı veriler ve farklı çalışmalar yayımlıyor. Bunları Sağlık Bakanlığı’nın internet sitesinden bulabilirsiniz. Lakin bu bilgilerin sağlık çalışanlarına yönelik olduğunu unutmayınız. Bu algoritmalar yalnızca özettir ve işin ayrıntı kısmını hekimler bilmektedir.

Yeni Koronavirüs (COVID-19) Bulaşını Araştırmak İçin CDC Kriterleri

COVID-19 Değerlendirme Kriterleri
Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri’ne (CDC) göre COVID-19’a yönelik değerlendirme kriterleri.
Hasta bu kriterleri karşılıyorsa, sağlık çalışanları sağlık departmanlarıyla iletişime geçer ve işbirliği yaparlar. Hastanın COVID-19 yönünden laboratuvar testleri gerçekleştirilir.
Ağır vakalarda, belirlenebilmiş bir maruziyet bulunamasa da COVID-19 yönünden değerlendirilebilir.

CDC, bu kriterleri sağlık çalışanlarına yol göstermesi açısından hazırlamıştır. Hastalık yok hasta vardır prensibinden dolayı, hastalar vaka bazında tartışılmalı ve yerel sağlık birimleriyle ortak bir planlama yapılmalıdır. Ağır hastalar için, maruziyet öyküsü belirsiz ve etiyoloji tanımlanamıyorsa bile gerekli testler yapılabilir.

Bu tanı algoritması zaman aşımına uğramıştır.

COVID-19’un Aşısı ve Tedavisi Var mı?

Corona virüs ailesindeki diğer virüslerden farklı olan bu virüs için henüz etkili bir aşı ve tedavi yoktur. Hastalık oluştuktan sonraki tedavi destek tedavisidir (ateş düşürücü tedavi, sıvı tedavisi, hayati organ fonksiyonlarının desteklenmesi gibi).

Bu nedenle en etkili tedavi aslında virüsten korunmadır.

WHO 16-24 Şubat arasındaki raporundaki verilere göre hafif hastalıktaki iyileşme süresi yaklaşık 2 hafta, kritik hastalıktaki ise yaklaşık 3-6 haftadır. Hafif başlangıçlı hastalıktan kritik hastalığa geçiş süresi ortalama 1 hafta, ölen hastalarda ise semptom başlangıcı ile ölüm arasındaki süre 2-8 hafta arasında değişir.

Corona virüs ve Diğer Enfeksiyonları Önleme ve Korunma

  • Ellerinizi su ve sabunla en az 20 saniye boyunca yıkayın,
  • Eğer su ve sabuna erişiminiz yok ise en az %60 alkol içeren bir el dezenfektanı kullanın,
  • Kirli ellerle göze, burna ve ağza dokunmaktan kaçının,
  • Hasta insanlarla yakın temas kurmaktan kaçının,
  • İnsanlarla aranızdaki sosyal mesafeyi koruyun,
  • Hastayken evde kalın,
  • Öksürür ya da hapşırırken ağzınızı bir peçete ile kapatın ve ardından bunu çöp kutusuna atın,
  • Sık dokunulan nesneleri ve yüzeyleri temizleyin.
  • CDC (Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri), COVID-19 ve diğer respiratuvar hastalıklar için maske kullanılmasını önermiyor. Fakat,
    • COVID-19 sempotomları gösteren bireylerin başkalarına bulaştırıcılığını azaltmak için
    • Sağlık çalışanları için
    • Hasta olduğu bilinen kişilerle yakın teması olan kişiler için maske kullanımı öneriliyor.
    • DSÖ ile CDC’nin bu konudaki önerileri benzerdir.
    • Ek olarak, T.C. Sağlık Bakanlığı, kendi hekim ve sağlık çalışanlarına N95-FFP2 maske kullanımını yalnızca aerosol oluşumuna yol açabilecek işlemler (entübasyon, bronkoalveoler lavaj gibi) sırasında öneriyor.
eller nasıl yıkanmalı
Koronavirüse karşı Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı el yıkama afişi.

Koronavirüsün henüz kesin bir tedavisi bulunmamaktadır. İnsanlığın elindeki en güçlü silah bulaşın engellenmesidir. Bu sebeple Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülke toplu alanlarda yapılan etkinlikleri ertelemiş ve okulları tatil etmiştir.

El dezenfektanları ve UV ışık bir işe yarıyor mu?

Bütün koronavirüsler gibi SARS-CoV-2 de sıcağa ve UV ışına duyarlıdır.

Koronavirüsler zarflı bir virüstür. Zarflı virüsler dezenfektanlar ve gastrointestinal sistemde mide asidiyle inaktive olurlar. Koronavirüsler eter, etanol, klor ve kloroform gibi lipit çözücülerle kolaylıkla inaktive olmaktadır. Bu sebeple dezenfektanlar etkili ve el yıkamak çok önemlidir. Fakat klorheksidinli dezenfektanlar koronavirüsü inaktive edemez.

Burnu tuzlu suyla yıkamak bir işe yarıyor mu?

Yeni koronavirüs (SARS-CoV-2) için tuzlu su lavajının henüz bilimsel kanıtlanmış bir etkisi yoktur. İçiniz rahat ediyorsa tuzlu su lavajı yapabilirsiniz. Fakat fazla lavaj yapmanın burun ve solunum yolu epitelini irite edebileceğini unutmayınız.

Yeni Coronavirüs Tedavisinde Yeni Bir Umut: FAVİPİRAVİR ve Diğer Muhtemel İlaçlar

Çin’deki Ulusal Tıbbi Ürünler İdaresi yeni koronavirüs COVID-19’un tedavisinde kullanılmak üzere antiviral Favipiravir’i onayladıklarını duyurdular.

Favipiravir aslında İnfluenza yani namı diğer grip virüsü için onaylanmış nükleozid analogu bir antiviral ilaçtır. Bu ilaç geniş spektrumlu olarak RNA virüslerindeki RNA üretimini baskılar.

Bu ilaç dışında COVID-19 tedavisinde Favipiravir’e benzer şekilde etki edebilecek potansiyel ilaçlar Ribavirin (Hepatit C virüs ve Solunum Sinsityal virüs için onaylı), Remdesivir ve Galidesivir’dir. Ayrıca hidroksiklorokin, klorokin, lopinavir, ritonavir ve arbidol de kullanılmaktadır. Özellikle hidroksiklorokin ve klorokinin COVID-19 pnömonisi için invitro etkili olduğu gösterilmiştir fakat klinik çalışmalar sürmektedir. Fakat birçok endikasyonunda olduğu gibi klorkinin etki mekanizması bilinmemektedir. Çeşitli çalışmalar Nsp-3b ve E-Kanal aracılı olabileceğine dair tahminlerde bulunmaktadır. Ayrıca APN01 yani rekombinant insan ACE2 ilacı üzerindeki çalışmalar da sürmektedir (ACE2’yi arttırmanın potansiyel olumlu sonuçları için Yeni Koronavirüsün Muhtemel Virülans Patogenezi başlığına bakınız).

SARS-CoV-2’ye yönelik mekanizmaları düşündüğümüzde, tedavide etkili olabilecek yüzlerce ilaç bulunmaktadır. Fakat hiçbiri bilimsel olarak kanıtlanmamıştır. Zira bir hastalığa karşı yüzlerce mekanizma kullanılabileceği her zaman düşünülse de genellikle çalışmaların sonucunda birçoğunun klinik olarak etkin olmadığı görülmektedir.

koronavirüs görüntüsü
SARS-CoV-2’nin elektron mikroskop görüntüsü. Mavi yuvarlaklar yeni koronavirüsleri gösteriyor. (NIH)

DSÖ Koronavirüsü Pandemi İlan Etti

11 Mart tarihi itibariyle Dünya Sağlık Örgütü yeni koronavirüsü pandemi ilan etti. Bu sayede pandemi olarak sınıflandırılan ilk koronavirüs türü SARS-CoV-2 olmuş oldu.

Pandemi bir kıta veya tüm dünya gibi geniş alanlara yayılıp etkisini gösteren salgınlara denilmektedir. Geçmişte domuz gribi için de pandemi ilan edilmişti.

Bir Kez İyileştikten Sonra Koronavirüs ile İkinci Kez Enfekte Olunur Mu?

Koronavirüsler bir influenza gibi olmadığı için antijenik shifte uğramazlar. Bu sayede, virüs sürekli genomik yapısını farklı okumaz ve influenza gibi her sene genomik yapısı değişmez. Fakat bu mutasyonların olmayacağı anlamına da gelmemektedir.

Koronavirüs ile enfekte olup iyileşen bir kişide bir immünite oluşmaktadır. Bu immünitenin kalıcı olması beklenir. Fakat bu konuda çalışmalar şu safhada oldukça yetersizdir. COVID-19 ile enfekte olup iyileşen birkaç vakanın tekrar enfekte olduğuna dair birtakım söylentiler bulunsa da bu şimdilik oldukça düşük bir ihtimaldir. Kısacası, COVID-19 ile enfekte olup iyileşen bir kişi immünite kazanmaktadır ve fakat şimdilik çalışmalar kesin bir şey söylemek için yeterli değildir.

COVID-19 Coronavirüs Salgını*

Mart ayının sonuna kadar onaylanmış vakaların çok büyük kısmı Çin’deydi. Ancak son zamanlarda İtalya ve Amerika Birleşik Devletleri’nde vaka ve ölüm sayısında çok ciddi artış gözlenmektedir. Bunun dışında Tayland, Hong Kong, Tayvan, Japonya, Makau, Singapur, Avusturalya, ABD, Almanya, Rusya, Malezya, Güney Kore, Fransa, Kanada, Vietnam, İspanya, Kanada, İngiltere, Hindistan, İtalya, Belçika, Finlandiya, İsveç, BAE, Nepal, Sri Lanka, Kamboçya, Lübnan, Mısır, İsviçre, Hırvatistan, Afganistan,  İsrail, Filipinler, Hindistan, Umman, Irak, Kuveyt, Birleşik Krallık, Avustruya, Bahreyn, Azerbaycan, Estonya, Meksika, Yeni Zelanda, Cezayir, İrlanda, Türkiye ve İran da dahil olmak üzere birçok ülke ve bölgede onaylanmış vakalar mevcuttur. Bu sayı ne yazık ki günden güne artmaktadır.

*COVID-19 salgınını anlık olarak takip etmek için tıklayınız.

COVID-19 Elektron Mikroskobu
Yeni Koronavirüs COVID-19’un transmisyon elektron mikroskop görüntüsü.
Mavi ile boyanmış yuvarlak viral partiküllerin içerisindeki siyah noktalar viral genomu gösteriyor (CDC).

Bu sayfada sizlere COVID-19 ile ilgili en güncel ve en özel bilgileri vermeye gayret ediyoruz. Fakat her zaman doktorunuzu dinleyin ve hiçbir internet sitesinden sağlık önerisi almayın. Yeni coronavirüsle ilgili sonuçlar-çalışmalar ortaya kondukça yazımızı güncelliyoruz. Sağlıcakla kalın 🙂

Kısaltmalar

1 MERS-Cov: Middle East Respiratory Syndrome (Ortadoğu Solunum Yetmezliği Sendromu)

2 SARS-Cov: Severe Acute Respiratory Syndrome (Şiddetli Akut Solunum Yetmezliği Sendromu)

DSÖ: Dünya Sağlık Örgütü

CDC: Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri

NCIP: novel coronavirus (2019-nCoV)–infected pneumonia

*COVID-19 : korona virüs hastalığı – 19

Kaynakça ve İleri Okuma

  1. CDC COVID-19 Bilgilendirme Sayfası
  2. Johns Hopkins Üniversitesi Sağlık Güvenliği Merkezi Koronavirüs Bilgilendirmesi
  3. Koronavirüs Ailesi Wikipedia
  4. Dünya Sağlık Örgütü COVID-19 Bilgilendirme Sayfası
  5. T.C. Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu COVID-19 Rehberi, 2 Nisan 2020.
  6. https://www.cdc.gov/coronavirus/2019-ncov/index.html
  7. Yan, R., Zhang, Y., Li, Y., Xia, L., Guo, Y. and Zhou, Q., 2020. Structural Basis For The Recognition Of The SARS-Cov-2 By Full-Length Human ACE2.
  8. Cascella M, Rajnik M, Cuomo A, et al. Features, Evaluation and Treatment Coronavirus (COVID-19) [Updated 2020 Mar 8]. In: StatPearls [Internet]. Treasure Island (FL): StatPearls Publishing; 2020 Jan-.
  9. Jin, Y., Cai, L., Cheng, Z. et al. A rapid advice guideline for the diagnosis and treatment of 2019 novel coronavirus (2019-nCoV) infected pneumonia (standard version). Military Med Res 7, 4 (2020). https://doi.org/10.1186/s40779-020-0233-6
  10. Lei, J., Kusov, Y., & Hilgenfeld, R. (2018). Nsp3 of coronaviruses: Structures and functions of a large multi-domain protein. Antiviral Research, 149, 58–74. doi:10.1016/j.antiviral.2017.11.001
  11. Kim Y, Jedrzejczak R, Maltseva NI, et al. Crystal structure of Nsp15 endoribonuclease NendoU from SARS-CoV-2. March 2020. doi:10.1101/2020.03.02.968388.
  12. Hoffmann M, Kleine-Weber H, Schroeder S, et al. SARS-CoV-2 Cell Entry Depends on ACE2 and TMPRSS2 and Is Blocked by a Clinically Proven Protease Inhibitor. Cell. 2020. doi:10.1016/j.cell.2020.02.052.
  13. Bai Y, Yao L, Wei T, et al. Presumed Asymptomatic Carrier Transmission of COVID-19. JAMA. Published online February 21, 2020. doi:10.1001/jama.2020.2565
  14. Zu ZY, Jiang MD, Xu PP, et al. Coronavirus Disease 2019 (COVID-19): A Perspective from China. Radiology. 2020:200490. doi:10.1148/radiol.2020200490.
  15. Gurwitz, D. (2020), Angiotensin receptor blockers as tentative SARS‐CoV‐2 therapeutics. Drug Dev Res. doi:10.1002/ddr.21656
  16. Peeri NC, Shrestha N, Rahman MS, et al. The SARS, MERS and novel coronavirus (COVID-19) epidemics, the newest and biggest global health threats: what lessons have we learned? International Journal of Epidemiology. 2020. doi:10.1093/ije/dyaa033.
  17. Wang, M., Cao, R., Zhang, L. et al. Remdesivir and chloroquine effectively inhibit the recently emerged novel coronavirus (2019-nCoV) in vitro. Cell Res 30, 269–271 (2020). https://doi.org/10.1038/s41422-020-0282-0
  18. Bernheim A, Mei X, Huang M, et al. Chest CT Findings in Coronavirus Disease-19 (COVID-19): Relationship to Duration of Infection. Radiology. 2020:200463. doi:10.1148/radiol.2020200463.
  19. Boldog P, Tekeli T, Vizi Z, Dénes A, Bartha FA, Röst G. Risk Assessment of Novel Coronavirus COVID-19 Outbreaks Outside China. Journal of Clinical Medicine. 2020;9(2):571. doi:10.3390/jcm9020571.
  20. Tikellis C, Thomas MC. Angiotensin-Converting Enzyme 2 (ACE2) Is a Key Modulator of the Renin Angiotensin System in Health and Disease. Int J Pept. 2012;2012:256294. doi:10.1155/2012/256294
  21. Wu, C., Liu, Y., Yang, Y., Zhang, P., Zhong, W., Wang, Y., … Li, H. (2020). Analysis of therapeutic targets for SARS-CoV-2 and discovery of potential drugs by computational methods. Acta Pharmaceutica Sinica B. doi:10.1016/j.apsb.2020.02.008
  22. Veljkovic V, Vergara-Alert J, Segalés J and Paessler S. Use of the informational spectrum methodology for rapid biological analysis of the novel coronavirus 2019-nCoV: prediction of potential receptor, natural reservoir, tropism and therapeutic/vaccine target [version 2; peer review: awaiting peer review]. F1000Research 2020, 9:52 (https://doi.org/10.12688/f1000research.22149.2)

1997’de güneyin doğusundaki Kilis’te doğdum. Doğmakla kalmadım büyüdüm de. Üniversite eğitimi için Ankara’da bulunuyorum. Ormantik biriyim, bir şeyler öğrenmekten ve öğretmekten çok haz aldığımı söyleyebilirim. Ayrıca uykunun fizyolojik önemini yeteri kadar kavradığımı düşünüyorum.

14 Yorum

  1. Şuana kadar okuduğum en oturaklı nCOV yazısıydı. Lakin bilgilerin güncellenmesi gerekiyor. Çünkü bu virüsle ilgili her an yeni bilgiler elde ediliyor. Teşekkürler 🙂

  2. Ben corona virüsü salgınının kısa zamanda kontrol alınacağını düşünüyorum. Ülkemizde bu konunun özellikle sosyal medyalarda çok abartılması da hoş değil. Öyle şeyler yazlıp paylaşılıyor ki neredeyse post apokaliptik bir dünya için hazırlık yapmaya başlarsınız. Ruhi Çenet’in son videosundan göründüğü üzere bana kalırsa Çinlilerden çok bizler endişe ediyoruz.

    • Dün corona-virüs salgını için ilk uyarıyı yapan 34 yaşındaki hekim Li Wenliang’ı kaybettik. Dr. Li bu konu hakkındaki ilk salgın olabileceği uyarılarını yaptığında Çin polisi tarafından ‘yanlış yorumlarda bulunup söylentiler yaydığı’ suçlamasıyla soruşturma başlatılmıştı. O günden bu güne, an itibariyle 31.530 onaylanmış vaka var ve 638’i ölümle sonuçlanmış. Her geçen gün bu sayı artıyor. Bazı durumlarda aşırıya kaçmayacak şekilde hassasiyetlerimizi artırmamız gerekir ki bu durum kesinlikle onlardan biri. Bu yazıyı yazmamızdaki ilk amaç bilgi kirliliğinin ve abartının önüne geçip sizlere en güncel ve doğruluğu kanıtlanmış bilgileri sunmak. Umarım bu salgın kısa sürede kontrol altına alınır. Son söz olarak belirtmem gerekir ki bilgi kaynaklarını doğru seçmek çok önemli.

  3. Hocam ace inhibitorleri ve angiotensin receptor blockörü kullanımı Ace2 receptorü up-regulasyonuna neden olmaz mı?virusün bağlanacağı konağı arttırmış olmuyor muyuz? Losartan kullanimini SARS-Cov calismasindan alinti oldugunu hesaba katarsak. Ayrıca Ace -2 nin fizyolojik rolünün akciğerleri korumak olduğu baz alındığında atipik pnemoni geçiren birinin defans mekanizmasını çökertmiş olmaz mıyız? Türkiyedeki vakalarda uygulanan protokollerden de bahsedebilirseniz sevinirim, saygilar…

    • Öncelikle şunu peşinen belirtmeliyiz, SARS-CoV-2 konusunda henüz tıp dünyası yeterli bilgiye sahip değil ve bu sebeple birçok kafa karışıklığı ortaya çıkabiliyor. Bu düşünceniz bazı bilim insanları tarafından daha evvel dillendirildi. ARB’lerin ACE2 upregülasyonuna yol açtığını biliyoruz. Bu sebeple ARB kullanımının hastayı virüse daha yatkın hale getirebileceğini belirten hipotezler mevcuttur (https://www.thelancet.com/pdfs/journals/lanres/PIIS2213-2600(20)30116-8.pdf). Fakat bunun bir hipotez olduğunu unutmayın. Bilim mantıktır fakat sosyoloji gibi veya diyalektik gibi düşüncelerle bilimsel sonuçlara varmak mümkün değildir. Şimdi bunu güzel bir örnekle açıklayacağım.

      Zira birtakım çalışmalar ACE2 upregülasyonunun “paradoksal” olarak SARS-CoV-2 ile enfekte bireylerde akut akciğer hasarını azalttığını gösteriyor. İşte bilim böyle bir şeydir. Düz mantık her zaman çalışmayabilir. Çünkü düz mantık kuracak yeterli veriye sahip olamayabiliriz. Bu verileri ise yine bilimsel çalışmalar yaparak elde edebiliyoruz.
      Virüs ACE2’ye tutunduğu zaman onun downregülasyonuna sebep oluyor ve bu yüzden ACE tarafından aşırı anjiyotensin II üretiliyor. Bu da pulmoner vasküler permabiliteyi arttırarak akut akciğer hasarına yol açıyor. Bu sebeple ARB kullandığımız vakit, ACE2 upregülasyonuyla birlikte ACE tarafından üretilen anjiyotensin üretimi azalacak ve yolak vazodilatör anjiyotensin 1-7’ye kayacak. Bu sayede akut akciğer hasarı önlenmiş olabilecek. Fakat bunlar hakkında da kesin konuşabilmek için yeterli klinik çalışmalara ihtiyaç duyuluyor. Henüz tıp dünyası bu çalışmalar konusunda yetersizdir. Lakin önümüzdeki süreçte ARB’lerin mortalite ve morbiditeyi arttırdığını mı azalttığını mı yoksa etkisiz mi olduğunu yalnızca bilimsel klinik çalışmalarla görebileceğiz. [Bu konuya benzer bir başka ilginç örnek olarak, HIV virüsünün bağlandığı CCR5 ve CD4’ün arttığı durumlarda HIV’e daha duyarlı gelmek yerine HIV virülansına karşı koruyuculuğun arttığı gösterilmiştir.]
      (https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/32129518, https://onlinelibrary.wiley.com/doi/epdf/10.1002/ddr.21656, https://www.nature.com/articles/nrmicro.2016.81.pdf, http://downloads.hindawi.com/archive/2012/256294.pdf)

      Türkiye’deki vakalarda uygulanan algoritma ve protokoller için sağlık bakanlığının sağlık çalışanlarına yönelik hazırladığı bu slayta bakabilirsiniz: https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/covid19-sunumlar

      Ayrıca bu güzel sorunuzla katkı sağladığınız için teşekkür ederiz. Bu bilgilendirmeyi yazı içerisine ekleyeceğiz.

      • Çok sağolun; cevabınız öğretici, etiklik açısından da bilim ve deneyselliği destekler nitelikte. Takipte kalmakta yarar oldugunu düşünenlerdenimim. Saygilar…

  4. bilgilendirici bir yazı olmuş,teşekkürler.fakat ben iyileşme süreci ile hiç bir yerde bilgi bulamadım,yani hastalık kaç gün sürer hangi aşamalar yaşanır kaç günde iyileşme görülür vs gibi.vaka sayılarına baktığımda sanki bugüne kadar hasta olanların ancak yarısı iyileşmiş gibi görünüyor tabi bu her geçen gün katlanarak artan yeni vakalardan kaynaklı da olabilir,fakat iyileşme süresi bir hafta ise bir nebze iyi , iki hafta ise farklı hele de üç veya dört hafta ise hastanelerdeki yığılmalar açısından çok çok daha sorun teşkil edebilecek düzeyde olabileceği aşikardır.

    • Tıpta ‘hastalık yoktur hasta vardır’ diye meşhur bir söz vardır. Nasıl ki aynı COVID-19(SARS-Cov2) genç ve ek hastalığı olmayanlarda hiçbir semptom vermiyor ama ileri yaşa sahip veya diyabet, kalp-akciğer hastalıkları olan kişilerde ölümcül seyredebiliyorsa iyileşme süreci için de birçok değişken söz konusu. Ancak DSÖ’nün 16-24 Şubat arasındaki raporunda sorunuza yanıt var ve yazıyı bu bilgilerle güncelledik. ‘Coronovirüs’ün tedavisi var mı’ başlığında bulabilirsiniz.
      Şiddetli hastalık tablosunda ise akut solunum sıkıntısı sendromu, çoklu organ yetmezliği, sepsis, septik şok gibi ölümcül durumlar görülüyor.
      Yorumunuzla katkıda bulunduğunuz için teşekkürler, sorularınız ile ilgili veriler ortaya kondukça yazımıza güncelleyeceğiz.

  5. merhaba, paylaşımınız için çok teşekkür ederim. “klorheksidinli dezenfektanlar koronavirüsü inaktive edemez.” demişsiniz. örnek olarak roll markalı el dezenfektanında klorheksidin diglukonat bulunuyor, aynı zamanda yüzde yetmiş oranında izopropil alkol de bulunmakta. %60 ve üzeri alkol oranı olan el dezenfenktanlarının kullanım için uygun oldukları bilgisi var genelde okuduğum haberlerde. içeriğinde klorheksidin olsa da olmasa da %60 ve üstü alkol oranı olan solüsyonlar virüsten korunma amaçlı kullanılabilir mi?

    • Evet içerisinde aynı zamanda %60+ alkol olduğu için etkindir. Fakat en etkili olanın su ve sabun olduğunu unutmayın.

    • Yeni koronavirüs ile ilgili daha ayrıntılı içerik eklemeye devam edeceğiz, yorumun için teşekkürler Doruntina. Keep on following! 🙂

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz kimseyle paylaşılmayacaktır.

Blog Kategorisinde Son Yazılar

Her Şeye Rağmen

Eğer onu her görüşünde ritmini sebepsizce bozuyorsa kalbin… Mutsuz olduğun halde onu

Eyâ Kentin Meczubu

Hoş geldin; Eyâ! Kentin meczubu Cümlelerini dök dize dize, Kurtar akıl esaretinden