demokrasi

Demokrasi Türkiye İçin Hayal Mi?

Demokrasi kavramı bizim ülkemizde her daim yanlış öğrenildi. Çoğunluğun istediğinin doğru olduğu ve bunun her zaman geçerli olacağı düşüncesinin demokrasiyle yakından uzaktan hiçbir alakası yoktur. Lakin demokrasinin böyle bir kılıfa sokulması, hâkim zihniyetin her zaman işine gelir. Aynı zamanda bu düşünceye karşı çıkmanız da pek mümkün değildir. Çünkü akıllarda oluşan demokrasi kavramına bir ilahiyat yüklenmiştir. Bu ilahi kavramın arkasına sığınarak her şeyi yapmak oldukça kolaydır. Çünkü ilahi bir varlığa karşı gelemezsiniz. Bu sebeple Türkiye’de herkes demokrasinin arkasına sığınarak istediğini yapmaktadır.

Çoğunluğun tiranlığı (tyranny of the majorty), demokrasinin lafta geçerli olduğu coğrafyalarda oldukça yaygındır. Birey bilincinin oluşmaması sebebiyle, bu duruma karşı bir tepki de oluşmaz. Bireye önem verilmediği için yalpalamaya ve bir ileri, iki geri şeklinde hareket etmeye mahkûmuz. İnsanımız demokrasi nedir, cumhuriyet nedir bunları bilmiyor. Çoğunlukçuluk insanlara demokrasi adı altında sunulmasına rağmen insanlar hemen benimsiyor. Türkiye’nin cumhuriyet yapısının altı birçok anlamda boştur. Cumhuriyetin dinamiklerini oluşturan müesses nizamlardan yoksunuz. Kuvvetler ayrılığının ne anlama geldiği konusunda yukarıdan aşağıya doğru derin fikir ayrılıkları bulunuyor. Yasama, yürütme ve yargı erkleri ayrı olduğu zaman, yürütmeye ve siyasilere bir engel teşkil ettiği fikri tüm siyasetçilerimizin aklında vardır. Lakin bu oldukça yanlış bir bakış açısıdır ve yalnızca işinize geldiği gibi yorumlamaktır. Çoğunlukçuluk değil çoğulculuk lazımdır.

Demokrasinin ayaklar altına alınması ve kuvvetler ayrılığının tek kuvvete evrilmesi yeni bir durum değildir. Lakin böyle düşünerek günümüzü aklamak, yapılan büyük yanlışlardan bir tanesidir. Bireyin değersizleştirildiği toplumlarda bireyler korkar. Korku ise yalnızca yanlışların büyüyerek kapınızı çalmasına ve her şeyin daha da kötüleşmesine sebebiyet verir. Bu sebeple, günümüzün yozlaşan düzeninin korkmadan farkında olmak, özgür bir bireyin en temel hakkıdır. Türkiye bugün dibe batmış bir durumdadır. Toplum iyice fanatikleşmiş ve aydına değer vermeyen bir haldedir. Demokrasi yalnızca güce sahip olanın işine geldiği zaman hatırlatılmakta ve antidemokratik uygulamalar çeşitli kalıplar altında meşrulaştırılmaktadır. Manipülasyon ve fanatizm öyle etkili olmaktadır ki antidemokratik olaylara karşı çıkanlara hemen çamur atılmaktadır. İşin ilginci, gerçekten bu çamurun izi kalıyor. Türkiye 21. yüzyılda hiç olmadığı kadar antidemokratik bir ülkedir ve birey değersizleştirilmiştir. İnsan hakları ve hukuk herkese bir gün lazım olacaktır. Fakat lazım olmadan değerini anlayamadığımız için sorunlarımızı çözemiyor ve birbirimizle uğraşmaktan öteye gidemiyoruz.

Mahalli seçimlerden sonra, yeni gelen genç neslin tüm hataları anladığını ve bunları çözeceğini belirten yorumlar yapıldı. İşin gerçeği, ne yazık ki genç nesil yakın tarihini bilmiyor ve kitaplardan öğrenemeyeceği fakat toplumun dinamikleriyle algılayabileceği olgulardan oldukça soyutlanmış bir durumda. Kitap da okumuyor. Bu sebepten ötürü ortada ufak bir illüzyon var. Bugün Türkiye, tarihte yaptığı ciddi hataları tekrarlıyor. Fakat hangi kesimden olursa olsun yeni nesil bunun farkında değil. Yalnız, Türkiye’de yasama, yürütme ve yargı erklerinin ayrı olmasının önemini, bireyin özgürlüğü ve hukukun değerini bilen veya fark eden birileri her zaman var.

Demokrasi adına “askeri vesayeti” bitirdiklerini söyleyenler bugün askeriyeyi hiç olmadığı kadar siyasete bulaştırdılar. Vesayet kılıflarıyla sivil bir vesayet oluşturan Türk siyaseti ne yazık ki her kesimden insanın hemfikir olduğu bir şekilde bu tip oluşumları savunmaktadır. Yeni neslin çözemediği ve anlayamadığı şeylerden bir tanesi de bu gibi olaylardır. Türkiye’nin son 15-20 yıldır yaşadığı her hadisenin esasında askeriyedeki 3-4 grubun çatışması olduğunun farkında olanların sayısı oldukça az. Kimse, “Şangay Beşlisi niye olmasın?” derken, aslında ekonomik bir örgüt olan Şangay Beşlisi’ni kastetmedi. Demokrasi 50-100 yılda gelecek bir yapı değildir. Daha akıllardaki demokrasi tanımını doğru bir şekilde oturtmayı beceremedik. Demokrasi Türkiye için hayal değil fakat uzakta. Onu yakınlaştırabilmek ise tüm aklı başında insanların bu ülkeye karşı üstlenmesi gereken bir ödevdir.

Uzayzaman boşluğunda incir çekirdeğinin hacmi kadar bilgi ve düşünce kaplıyorum.
Ve ayrıca gece vakitleri güneş ışınlarını görebiliyorum...
Parlak Jurnal internet sitesi yayım politikası gereği, her yazdığım yazıdan kendim sorumluyumdur. Eleştirilerinizi ve fikirlerinizi yazıların altındaki yorum kısmına yapabilir veya bana e-posta atabilirsiniz.
İletişim: nihatdogrul@outlook.com

5 Comments

  1. Aydınlarımız birçok konu hakkında olduğu gibi demokrasi konusu hakkında da konuşuyor, tavsiye veriyor ve insanları bilgilendirmeye çalışıyor. Ancak aydınlarımızı dikkate alıp da dinleyen çok az ve onların dediklerini yapanlar daha da az. Bu kişilerin kendi alanlarındaki tavsiyelerine kulak verilmeli ve tecrübeli insanların elinde yoğrularak güzel ürünler elde edilmeli.
    Elinize sağlık, kısa ve öz olmuş.

    • Bana kalırsa Türkiye’nin sistemsel bir sorunu var. Başarılı ve aydın bireylerini seçip üst kademelere taşıyabilecek sistematik bir yapıdan yoksun. Birçok şey esasında bu problemden kaynaklanıyor. Güzel düşüncelerin için teşekkür ederim.

  2. Günümüzde çoğunlukla karşılaştığımız bir durum: demokrasinin hiçe sayılması. Yeni nesilin bunu aşılamalı ve en doğru biçimde öğrenmesi gerekiyor. Yıllardır önemseyen bir hisseye, eminim ki ilerleyen zamanlarda muhtaç olacağız.

    Yazı adına teşekkürlerimi sunuyorum, ucu açık bir bilgilendirme olmuş. Ucunu da umarım okuyucular doldurur. 🙂

  3. Demokrasi Türkiye için hayal değil. Fakat demokrasi için herkesin bilinçlenmesi gerekiyor. Bu ülkede hala padişah ile yönetilmek isteyen insanlar var. İlk olarak o insanların zihniyetini değiştirmek ve kendilerinin tüm insanlar ile eşit olduğunu fark ettirmek gerekiyor. Sonrasında demokrasiyi tartışabiliriz.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Blog Kategorisinde Son Yazılar

Üryan Geldim

Bu yazıyı Cem Karaca’dan ‘Üryan Geldim’i dinlerken ile okumanız şiddetle tavsiye olunur.

sevgi

Neredesin Sen ?

Şu garip halimden bilen işveli nazlı, Gönlüm hep seni ariyor neredesin sen?