geleneksel Türk tiyatrosu

Geleneksel Türk Tiyatrosu Türleri ve Geleneksel Türk Tiyatrosunun Gelişimi

Tiyatro, Antik Yunan kültüründe ortaya çıkmış ve filizlenerek en önemli sanat dallarından biri haline dönüşmüştür. Her ne kadar oldukça keskin bir şekilde tanımlanabilen bir sanat dalı olsa da tiyatro, kültürlere ve toplumlara göre birçok farklı dinamiğe ev sahipliği yapar. Her toplumun tiyatro yapma biçimi farklı olduğu gibi kültürel gelişim içerisinde tiyatronun konumu da toplumlara göre farklılık gösterir.

Geleneksel Türk tiyatrosu da bünyesinde Anadolu ve Türk kültüründen motifler barındıran, çoğunlukla yazılı bir metin esasına dayanmadan oynanan gösterilerdir. Geleneksel Türk tiyatrosu, sanıldığının aksine oldukça zengin bir içeriğe sahiptir. Çoğunlukla köylerde, kasabalarda ve büyük şehir merkezlerinde oynanan oyunlara ilgi de tahmin edildiğinden yüksektir. Türk toplumu, tiyatroya her dönem ilgi göstermiş ve kendi kültüründen izler taşıyan bazı tiyatro türlerini fazlasıyla benimsemiştir. İşte Türk kültürüyle harmanlanmış geleneksel Türk tiyatro türleri ve geleneksel Türk tiyatrosunun gelişimi!

Geleneksel Türk Tiyatrosu

Geleneksel Türk tiyatrosu, büyük oranda güldürü türündeki eserlere odaklanmıştır. Hemen her tiyatro oyunu, güldürünün bir parçası olarak düşünülür. Farklı yörelere ait ağızlar, şiveler, davranışlar veya hareketler seyircilerde gülme dürtüsünü güçlendirir. Ayrıca geleneksel Türk tiyatrosunda ön plana çıkan bir diğer durum ise büyük oranda karakterlerin keskin bir şekilde yansıtılıyor olmasıdır.

Zenne, Hacivat, Karagöz, Kavuklu, Pişekar gibi karakterler; oldukça keskin hatlara ve tavırlara sahiptir. Her birinin rolü oldukça keskin bir şekilde önceden belirlenmiştir. Ayrıca geleneksel Türk tiyatrosu içerisinde yanlış anlamalar ve yanlış anlamalardan doğan gülünç durumlar da sıklıkla kullanılan bir motiftir.

Karakterlerin doğaçlama yaptığı espriler ve şakalar, her zaman izleyicide yüksek düzeyde karşılık bulur. Dolayısıyla doğaçlama da geleneksel Türk tiyatrosunda oldukça önemli bir yere sahiptir. Çoğunlukla yazılı metnin kullanılmıyor olması da bu durumu güçlendiren bir örnektir. Ayrıca geleneksel Türk tiyatrosunda, eserlerde karakterlerin abartılı tavırlara ve hareketlere sahip olduğu da gözlemlenebilir.

Orta Oyunu

Geleneksel Türk tiyatrosu denildiğinde akla ilk gelen türlerden biri orta oyunudur. Orta oyunu, belki de Türk tiyatrosunda en komplike içeriğe sahip olan türdür. Müzik, dans ve taklitlerin bir arada kullanıldığı orta oyununda izleyici, interaktif bir şekilde oyunun içerisindedir. Bu yüzden orta oyunu, tam olarak seyircinin ortasında oynanır. İsmini de buradan almıştır.

Orta oyunları, çoğunlukla dans gösterimiyle başlar. Köçekler, oyunu başlatan dansı gerçekleştirir. Ardından sahneyi oyunun temel iki karakteri olan Pişekar ve Kavuklu alır. Her iki karakter oyun boyunca doğaçlama olarak birbirlerine laf atar. Bu laflar, çoğunlukla karakterlerin eksik yanlarına yönelik olur.

Orta oyununun en önemli ve dikkat çeken özeliği, modern tiyatro oyunlarında olduğunun aksine özel bir dekorlamaya ya da alana ihtiyaç duymuyor olmasıdır. Kapalı veya açık her türden alanda oynanabilir. Tam da bu sebepten dolayı orta oyunu, özelikle köy ve kasaba gibi kırsal yerleşimlerde oldukça geniş bir izleyici kitlesine ulaşmıştır.

Karagöz ve Hacivat

Geleneksel Türk tiyatrosunun en bilinen ikilisi tahmin edileceği üzere Karagöz ve Hacivat’tır. Bu ikiliye özel geliştirilen oyun, temel olarak bir tür olarak kabul edilir. Karagöz ve Hacivat, bir çeşit gölge oyunu olarak kabul edilir. Bir perde arkasında her iki karakteri canlandıran ve seslendiren oyuncu yer alır. Oyun, tek bir kişi tarafından yönetilir.

Karagöz ve Hacivat, 2009 senesinde UNESCO tarafından oluşturulan İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesine dahil edilmiştir. Sanatsal anlamda zenginlik içermese de Karagöz ve Hacivat oyununda her iki karakter de keskin şekilde özelleştirilmiştir. Hacivat, farklı konular hakkında konuşurken Karagöz onu her zaman yanlış anlar ve ortaya gülünç durumlar çıkar. Ayrıca oyunda iki karakterin dışında zaman zaman yardımcı karakterler de yer alabilir.

Kukla Sanatı

Kukla sanatı, sadece Türk tiyatro kültürüne özgü değildir. Bununla birlikte özelikle Anadolu başta olmak üzere Türklerin yaşadığı pek çok coğrafyada fazlasıyla benimsenmiş ve geleneksel Türk tiyatrosunun en önemli eserlerinden biri haline dönüşmüştür. Kukla sanatı, farklı yöntemlerle tasarlanan kuklaların birden fazla ya da tek bir oyuncu tarafından yönetilerek konuşturulmasıyla icra edilir.

Karagöz, Hacivat, Pişekar ve Kavuklu’ya göre daha az biliniyor olsa da geleneksel Türk kukla sanatıyla özdeşleşmiş karakterler vardır. Bu karakterler İbiş ve İhtiyar’dır. Geleneksel Türk kukla oyunlarında tarihsel süreç içerisinde üç farklı kukla tipi kullanılmıştır. İskemle kuklası, el kuklası ve iskemle kuklası oyunları zaman içerisinde oldukça geliştirmiştir.

Bu yazımızı da tavsiye ederiz:  Michelangelo Kimdir? Michelangelo'nun Hayatı ve Eserleri

Meddah

Geleneksel Türk tiyatrosu içerisinde belki de en önemli tür meddah oyunudur. Kökleri, Orta Asya’ya kadar uzanır. Bununla birlikte önemli ölçüde Arap kültüründen esinlenilerek meddahlığın geliştiği düşünülmektedir. Meddah, aynı zamanda bu sanatı icra eden kişiye verilen isimdir. Tek başına sahneye çıkar ve çeşitli olayları anlatarak izleyicileri güldürür.

Meddahlar, sadece güldürü oyunları sergilemez. Aynı zamanda masal ve halk hikayeleri, kahramanlıklar, insani ilişkiler meddah oyununun konusu olabilir. Meddah oyunları, diğer geleneksel Türk tiyatrosu türlerinden farklı olarak özellikle kentlerde fazlasıyla ilgi görmüştür. Büyük şehirlerin merkezinde yaygın olarak oynanmıştır. Meddah, 2008 yılında tıpkı Karagöz ve Hacivat oyunu gibi Dünya Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesine dahil edilmiştir.

Köy Seyirlik Oyunları

Geleneksel Türk tiyatrosu içerisinde en önemli türlerden biri de köy seyirlik oyunlarıdır. Tıpkı meddah gibi bu türden oyunlar da Türklerin Orta Asya’daki yerleşik yaşamına kadar uzanır. Konu bakımından son derece zengindir. Köy seyirlik oyunları, büyük oranda önemli günlerde oynanan oyunlardır.

İçerisinde bolca ritüel ve Orta Asya Türk kültüründen izler barındırır. Ayrıca Türklerin Anadolu’ya göç etmesiyle birlikte köy seyirlik oyunlarının konusu ve içeriği çok daha zenginleşmiştir. Anadolu’daki diğer medeniyet ve uygarlıkların kültürlerinden de ögelere yer verilerek oynanmıştır. Köy seyirlik oyunlarının geleneksel konuları ise toplum içerisindeki çatışma ve anlaşmazlıklar üzerinedir. Ayrıca köylülerin yaşadığı sorunları da konu edinir.

Yorum bırakın

Your email address will not be published.

Sanat, Sinema & Tiyatro Kategorisinde Son Yazılar