İhanetten Geri Kalan

Geldiğini görmüştüm. Tıpkı benden kopuşunu gördüğüm gibi.

Hissettim. En derinimde. İhanetin ardında bıraktığı o yakıcı tadı tüm detaylarıyla hissettim. Bedeninin yanımda oluşuyla kalbinin ve doğruların yanımda olmayışını anladığım o an hissettim.

Hep merak ederdim insan ihaneti nasıl hisseder diye. İşte böyle hissediyormuş. Önce bir burukluk oluyormuş içinde… Sonra aklında sebepsiz bir kuşku. Beyninin tüm o kuşkularına inatla karşı çıkan, seven güvenen daha doğrusu güvenmek isteyen bir kalp oluyormuş. Sonra da fark ediyormuşsun işte. Asıl sende olmasını istediğin, her şeyden daha çok kıymet verdiğin, gözün gibi baktığın o kalp senin ellerinden alınalı ve yerine oyuncak bırakılalı bir hayli olmuş. Sen nazar değmesin diye bakamazken başkaları ona çoktan göz koymuş hatta almış bile…

Sorun ihanet değil aslında. Güven… O, bunları yapmaz dediğin her şeyi yapmış olması sorun. Seni kandırmış, sana kendini farklı tanıtmış, elde ettiğini hissedince, seni bir nevi garanti görünce de asıl benliğini ortaya çıkarmış olması sorun. Asıl sorun un ufak ettiği o güveni toparlayacak doğru kişi çıksa da bir daha kimseye güvenemeyeceğin, o kişiden kaçacak oluşun, oluşum.

Galiba sorun ihanet gerçekten… Her türlü ihanet… Sadece sevgilinin değil gönlünde yer açtığın herkesin ihaneti. Bedenen değil sadece, ruhen ihanet… Yüzüne gülenin arkandan iş çevirmesi mesela ya da yalan söylemesi en basitiyle…

Sorun ihanet, en temelinde, her ilişkide… Benden gidişini gördüğüm gibi bana dönüşünü gördüğüm onca insandan biri sadece… Sen ya da ben pek fark etmez aslında… Bir şekilde hep uğradık ihanete. Bazen de biz ihanet edendik. Bize güvendiğini bile bile başka biri yüzünden -kimi zaman daha çok sevdiğimiz bir dost, bir arkadaş ya da bir sevgili için- o kişiye ihanet ettik.

Neden peki? İhanete uğradığımız için mi? Peki ben bunu ihanete uğradığım için yaptıysam zaten insanlara güvenmiyorsam, benim insanlara güvenmememe neden olan kişiyi kim kırdı? Bu kısır döngüyü kim başlattı? Ya da asıl önemli soru: Biz niye bu kısır döngüyü kırmak için çaba harcamıyoruz? Bizim canımız yandıysa niye başkalarının canı yansın diye uğraşıyoruz? Benciliz galiba… Benim yaşadığım kırgınlığı, kızgınlığı, üzüntüyü başkasına da yaşatmak isteyecek kadar bencil, bunu kendi ellerimizle yapacak kadar da vicdansızız galiba…

Bana geldiğini gördüm tıpkı gidişini gördüğüm gibi… Aynı benim başkalarına dönüşlerim gibiydi. Tek farkı ihanet ediş şekilleriydi. Sen aldattın belki, ben de yalan söyledim aslında… Sen de kırdın ben de kırdım sonuçta. Sorun şu ki o da affetmeyecek beni, tıpkı benim seni affetmeyeceğim gibi…

Konuk Yazar: Kainat

Yorum bırakın

Your email address will not be published.

Edebiyat Kategorisinde Son Yazılar

Süveydânın Ebruli Yükü

Kırılmak bu kadar kolay olmamalı. Ama elimde değil, elimde olsa dilimde değil. Kırgınlığım yansıyor gözlerime, sözlerime.

Haydi Abbas Vakit Tamam

Edebiyatımızın önemli isimlerinden Cahit Sıtkı’nın ismini duyduğumuzda birçoğumuzun aklına Otuz Beş yaş şiiri ve Memleket İsterim

Hasret

Gök gözlü kuşlar uçarken mavi göklerde Bir ağaç sarıldı toprağa, milyonlarca kökle Çiçeğinden, tomurcuğundan bir hayli

Sessiz Çığlıklarımız

Hepimizin vardır sessiz çığlıkları, dağa taşa haykırmak isteyip de sessiz kaldığı, birilerine anlatmak isteyip de anlatamadığı