ışık

Işığın Mitolojiden Antik Yunan Felsefesine Doğru Yolculuğu: Işık Nedir?

//

Işık, bir tür elektromanyetik radyasyondur. İnsan gözü, elektromanyetik spektrumda sınırlı bir bölgeyi algılayabilir. Bu nedenle aslında bizler; gama ışınları, kızılötesi ışınlar gibi elektromanyetik radyasyonları göremiyoruz. Işığı bu denli bilimsel bir açıklaması bulunmakla birlikte mitolojide, kutsal kitaplarda ışığa çok farklı bir perspektiften bakılmış. Elbette herkesin anlayabileceği gibi bu, bilimden uzak ve kutsala yakın bir bakış açısı. Fakat ışığın yolculuğunda mitolojik açıklamaları ve kutsal kitaplarda ışığa atfedilen değeri anlamak son derece önemli.

Hiç şüphesiz mitolojide ışık, aydınlık ve iyi olma halinin bir göstergesiydi. Karşıtı karanlıktı ki bu da kötülüğün bir simgesiydi. Bunun yanı sıra Kur’an, İncil başta olmak üzere kutsal kitaplarda da ışığa büyük bir önem atfediliyordu. Peki, şimdi mitolojiden Antik Yunan felsefesine doğru yolculuğunu analiz ederek serüvenimize başlayalım.

Işık Tanrıları: Işığa Atfedilen Değer

Işık, çeşitli kültürlerde farklı şekilde incelenmiştir. Yunan mitolojisinde ışığın, karanlığın zıddı olmadığını görüyoruz. Tanrılardan önce “Kaos” var olmakla birlikte Kaos, Karanlık ve Gece olmak üzere iki kardeşi yaratır. Karanlık ve Gece evlenerek çocukları Gün’ün oluşmasını sağlar. Burada Gün, Karanlık’ın bir parçasıdır. Temelde Karanlık, kendisini çoğaltabilmek amacıyla Dünya’ya ışığı göndermiş olup ışık, temelde hareket halindeki karanlık olarak nitelendirilebilir.

Türk kültüründe ise ışığın çok daha farklı bir şekilde işlendiğini söylemek mümkün. Tahmin edilebileceği üzere ışığın, iyi ve güzel olanla doğrudan bir ilişkisi var. Özellikle Gök Tengri dininde, Tanrı göktedir. Orada ışığın olduğunu görürüz. Yerin altı ise kötülükle ilişkilendirilir. Orada ışığa yer yoktur. Bu nedenle gök ve yer altı, büyük bir zıtlığa da kapı aralar.

Farklı kültürlere ve mitolojilere baktığımızda, ışığın çoğalmanın bir karşılığı olduğunu görürüz. Bu kapsamda, mitolojilerde ışık tanrılarına büyük bir önem verilir. Mısır mitolojisinde yeniden doğuş ve gün doğumu tanrısı “Khepri”dir. Ra ile özdeşleşen tanrının ismi, doğmakta olan gibi bir anlam taşır. Bunun yanı sıra ilk güneş ışığını temsil eden “Nefertem”, Mısır mavi lotus çiçeğinin hoş kokusunu sembolize ediyordu.

Yunan mitolojisinde ışığın tanrısı “Apollo” idi. Güneşin, ateşin, şiirin, müziğin ve sanatların tanrısı olan Apollo; aslında iyi olan her şeyle özdeşleşmişti. Apollo, sahip olduğu iyi özellikleri ile birlikte hastalıkları da iyileştirebiliyordu. Yunan mitolojisinde Apollo’dan “Lykya”lı olarak söz edilir. “Lykya”lı, Luvi dilinde “ışık” anlamına gelen bir kavramdır.

Yunan mitolojisinde yer alan “Eos” şafak tanrıçasıdır. Helios’un kız kardeşi olan Eos’un yıldızları yarattığı kabul edilir. Yine ışıkla ilişkilendirilen bir tanrı/tanrıçanın kutsandığını ve güzel şeylerin yaratıcısı olduğunu görüyoruz. “Tanrıların ve insanların babası” olarak bilinen Zeus, doğrudan gökyüzünün tanrısıdır. Roma’da “Jüpiter” olarak adlandırılan Zeus; gökler, şimşekler ve gök gürültülerinin tanrısı olarak bilinir. Zaten çoğu resimde, Zeus’un elinde bir şimşek ile resmedildiğini görürüz.

Işıkla ilişkilendirilen tanrıların her biri, aslında doğrudan iyi ve güzelle ilişkili olan şeyleri simgeler. Bu nedenle mitolojide ışığın çok önemli bir figür olduğunu gözlemlemekteyiz. Peki bu durum kutsal kitaplarda nasıldı? Kutsal kitaplar da ışığa büyük bir değer atfetmişler miydi?

Kutsal Kitaplarda Işığın İşlenişi

Kur’an-ı Kerim’de ışığı içeren çeşitli ayetler bulunur. İyi ve güzelle ilişkilendirilen ışığın, bu tür anlamları içerecek şekilde Kur’an’da yer aldığını söylemek mümkün. 35. Ayet (Nûr Ayeti), şu şekilde başlar:

“Allah, göklerin ve yerin nurudur.”

Burada, Allah’ın doğrudan ışıkla ilişkilendirildiğini görürüz. Sonsuz iyinin ve güzelliği temsil eden yaratıcının bu özelliklerini ifade edebilecek en iyi kavram, hiç şüphesiz ki ışıktır. Ayetin devamında, ışık ve onunla bağıntılı kavramlar yer alır:

“O’nun nûru şöyle bir misalle anlatılabilir: İçinde lamba bulunan bir fanus… Allah, dilediği kimseyi kendi nûruna eriştirir.” Allah’ın yaydığı o ışığa erişmek, oldukça özel bir durumdur. Eğer bir insan o nûra erişebiliyorsa, mutlak iyilik kavramına da erişebilecek demektir.

İncil’e baktığımızda, “Dünyanın Yaratılışı” bölümünde ışığın oldukça net bir şekilde kendisine yer bulduğunu görürüz. Yeryüzü engin karanlıklarla kaplıyken Tanrı, “Işık olsun!” diye buyurarak ışığın yaratılmasını sağlıyor. Işığın iyi olduğunu gören Tanrı, onu karanlıktan ayırıyor. O halde İncil’de ışığın karanlığın bir zıddı olduğunu ve ışığın iyiyi temsil ederken karanlığın kötülüğü sembolize ettiğini ifade edebiliriz.

Bu yazımızı da tavsiye ederiz:  Hızlı Okuma Kursuna Gidilmeli Mi ?

Tevrat’ta yer alan “Ve Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü!” ifadesi, ışığın olumlandığı bir diğer kutsal kitabın Tevrat olduğunu belirtme noktasında oldukça anlamlı bir örnek. Tanrı ışığın iyi olduğunu görüyorsa, ışıktan gelen her şey de iyi ve güzel olacaktır.

Kutsal kitapta ışıkla ilgili olumlu ifadelerin bulunması, kitabi dinlere inanan insanların da ışığa büyük bir anlam atfetmesini sağlamıştır. Bu nedenle özellikle sanatta, gündelik hayat içerisinde ışığın güzel şeylere gebe olduğunu görürüz. Resim sanatında ışığın vurduğu alanlar çok daha aydınlıktır ve resme derinlik katar. Güneş’in kendisini gösterdiği bahar ve yaz ayları, birçok insan için huzur ve mutluluğun simgesidir. Bu hususlara baktığımızda, ışığın her kültür için ne denli olduğunu görmekteyiz.

Mitolojide Gökkuşağı

Işıkla ilişkili kavramlardan biri olan gökkuşağı, mitolojide kendisine yer bulmuştur. Yunan mitolojisinde gökle yeri birbirine bağlayan İris, gökkuşağı ile sembolize edilir. Gökkuşağının oluşumuna bakıldığında, gökyüzünden yere uzanan bir köprü gibi göründüğünü gözlemleyebiliriz. İris, gökkuşağının renklerini üzerinde taşır. Oldukça güzel bir tanrıçadır. Birçok renkle ilişkilendirilmesi, İris’in güzelliğinin çok daha özel bir anlam kazanmasına neden olur.

Sonuç itibarıyla ışığın mitolojiden Antik Yunan felsefesine uzanan yolcuğunda, güzel ve iyi ile özdeşleştiğini ve ışığa kutsal bir anlam yüklendiğini söyleyebiliriz. Antik Yunan’da doğa filozofları ile ışığa çok daha farklı bir perspektiften bakıldığını ifade edebiliriz. Bir sonraki yolculuğumuzun adresi felsefe dünyası!

Yorum bırakın

Your email address will not be published.

Bilim Kategorisinde Son Yazılar