Kahramanmaraş’ın Düşman İşgalinden Kurtuluşu | 12 Şubat 1920

12 Şubat Kahramanmaraş’ın düşman işgalden kurtuluşunun yıl dönümünde KAHRAMAN Maraş halkını yerel direnişleri ve bağımsızlık ruhlarından dolayı kutlar Şehitlerimize Allah’tan rahmet dilerim.

İşgal Güçlerinin Şehre Girmesi

Birinci Dünya Savaşı’nın bitimine doğru imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması üzerine Anadolu’nun birçok yeri gibi Maraş, Antep, Urfa bölgeleri de düşman tarafından işgal edilmeye başlandı. İlk olarak 22 Şubat 1919 tarihinde İngilizlerin Kahramanmaraş’a girmesiyle işgal resmen başlamış oldu. Fakat daha önce Fransa ile Syket-Picot Antlaşması imzalayan İngilizlerin antlaşmanın gereklerini yerine getirmeyip Musul’u işgal etmesi sonucu aralarında yeni bir antlaşma imzalamak durumunda kaldılar ve İngiliz Devleti Maraş, Antep, Urfa bölgelerini Fransa’ya devretti. Bazı kaynaklarda İngilizlerin bölgeyi Fransa’ya devretme nedenlerinden birisinin İngiliz ordusunda çoğunlukla bulunan Müslüman askerlerin karışıklık çıkarmasından korkması olduğu savunulsa da gerek Fransız ordusunda da Müslüman askerlerin varlığı gerekse Musul’un da halihazırda Müslüman bir bölge oluşu nedeniyle anlaşılmaktadır ki İngilizlerin bölgeyi Fransızlara verme nedeni antlaşmaya aykırı hareketinin diyetidir. Şunu da atlamamak gerekir ki zaten Sykes-Picott Antlaşması’nda zaten bu bölgelerin Fransızlara verileceği öngörülmüştür. Esasında  İngiliz işgalcilerin şehre girmesinden halk hoşnut olmasa da sarayın buyruğunu bozmamak adına herhangi bir sürtüşme yaşanmamıştır fakat 15 Eylül 1919 tarihinde imzalanan Suriye İtilafnamesi ile bölgenin Fransız güçlerine teslimi gerçekleşmiştir. Ve bu teslim sonrası Fransız güçleri ve halk arasında ciddi çatışmalar da başlamıştır. Şehri devralan 2000 civarı askerin 1000 civarını Fransızların 500 civarını Cezayirlilerin geriye kalan kısmını ise Ermenilerin oluşturulduğu söylenmektedir.

İlk Kurşun: Sütçü İmam

Bir grup Fransız ordusuna bağlı Ermeni asker ikindi vakti Uzunoluk Caddesi’nde kışlaya dönerken yolda gördükleri peçeli kadınlara “Artık burası Fransızlara aittir, peçe takamazsın” şeklinde bağırarak peçelerini açmaya çalışır. Tartışma sırasında kadınlardan birisi yere düşer, o sırada Kel Hacı’nın kahvehanesinde bulunan Türkler çığlıkları duyar ve olaya müdahale etmeye çalışır. Silahlarını kullanarak halkı darp eden Fransız askerleri Çakmaklı Sait’i yaralarlar ve sonrasında Çakmaklı Sait şehit olur. Bu sırada Sütçü İmam lakaplı Ali Hoca silahına davranır ve Fransız askerini yaralar. Yaralanan asker ertesi gün ölür. Olaylardan sonra Sütçü İmam şehirden kaçtığı için Fransızlar peşine düşer ve halka eziyet etmeye başlarlar. Bu eziyetlerde Zülfikar Çavuş oğlu Hüseyin’i vurarak, Sütçü İmam’ın dayısının oğlu Tiyeklioğlu Kadir’i de işkence yaparak şehit ederler.

Bayrak Olayı

Şehirde tansiyon her geçen gün artmaya başladı ve sokakta savaş ortamları oluşmaya başlandı. 27 Kasım 1919 günü rivayete göre düzenlenen baloda bir Ermeni kızının “Kalede Türk Bayrağı asılı kaldıkça kendimi esir hissediyorum” söylemleriyle gaza gelen işgal güçleri komutanı kaleden bayrağı indirtip Fransız bayrağını açar. Bu duruma oldukça sinirlenen halkın ileri gelenleri “Alem-i İslam’a Hitap” beyannamesini yayınlarlar

“ALEM-İ  İSLAM’A  HİTAP”

Ey  Millet-i Necibe-i Osmaniye, vaktine hazır ol. 1300 küsür seneden beri Hz. Allah ve Peygamberi Zişan’ının hizmetine razı ettiğin bir din ölüyor. Yani ecdadının kanı pahasına fethettiği bir kalenin burcu barüsunda ki, Al Sancağın bugün Fransız’lar tarafından indirilip, yerine kendi bandıraları konuldu. Şimdi acaba bunu yerine koyacak sende birkaç yüz İslam gayreti hiç mi yok! İğtişaş arzu etmeyin, yalnız pür vakar ve azamet olarak Al Sancağımızı geri yerine koyalım. Tekrar kemal-i mehabbetle yerlerimize avdet edelim. Korkma seni burada ki birkaç Fransız kuvveti kıramaz. Sen mütevekkilin Alellah kendi mevcutiyetini gösterecek olursan, değil bir kaç Fransız kuvveti, hatta bütün Fransız milleti kıramaz. Buna emin ol.”

 28 Teşrin-i  Sani 335

Ertesi gün hem bildiriyi konuşmak hem de Cuma namazını kılmak için toplanırlar. Ezan okunduktan sonra Ulu Cami imamı Rıdvan Hoca halka döner ve “Cuma namazının farzlarından birisi de esaret altında olmamaktır. O bayrak orada asılı kaldığı müddetçe bizlere Cuma namazı kılmak haramdır” der. Büyük bir öfkeyle ayaklanan halk tekbirler eşliğinde kaleye çıkar ve Türk bayrağını tekrar kaleye çeker ve namazı orada kılarlar. İşgal güçlerinin baskılarından iyice yılan halk örgütlenmeye başlar ve Aslanbey önderliğinde Müdafa-i Hukuk Cemiyeti halkı örgütleyerek direnişe hazırlamaktadır. Cemiyet, Anadolu’da örgütlenmeden haberdar olan Mustafa Kemal ile de iletişime geçerek işgalin 11. ayında 22 Ocak 1920 tarihinde şehir harbini başlatır. Direniş 22 gün sürer ve binlerce şehit verilir. Eldeki imkansızlıklara rağmen 12 Şubat 1920 tarihinde şehir işgalci güçlerden tamamen temizlenir ve dönemin ilk somut ayaklanmalarından birisine imza atılır.

Maraş’a “Kahraman” unvanının verilmesi

Milli Mücadelenin tamamlanmasının ardından mücadeleye öncülük eden, mücadelenin kahramanlarına kahramanlık nişaneleri ve unvanları verilmektedir. Kahramanmaraş halkı tek bir kişinin önderliğinden ziyade topyekün bir direniş göstermesinin ve dönemin ilk direnişlerinden olması nedeniyle bütün bir şehir olarak madalyaya layık görülürler ve 5 Nisan 1925 tarihinde TBMM’nin kararıyla şehir olarak kırmızı şeritli istiklal madalyasına layık görülürler. Daha sonra 7 Şubat 1973 yılında TBMM’de alınan kararla şehre kahramanlık unvanı verilir ve adı Kahramanmaraş olarak değiştirilir.

3 Comments

  1. Tarihimiz nice destanlarla, ibretliklerle dolu. Okudukça duygulanıyor insan. Bize bir kez hatırlattığınız için teşekkür ederiz.

  2. Kurtuluş mücadelemizde yalnızca Yunanlılarla savaştığımızı ve aslında karşımızda ciddi bir güç olmadığını söyleyen bir takım tarih yoksunu kimseler bu gibi gerçekleri görmezden gelmekten ziyade bilmiyorlar. Bu yarı cehalete ancak bu şekilde tarihimizi hatırlatarak cevap verebilmemiz mümkündür. Aslında bu konu üzerine konuşacak daha çok şey var ama bir özet mahiyetinde olmuş. Teşekkürler.

  3. Bu güzel günü bize hatırlatan ve tarihimizden ders almamızı sağlayacak bu güzel yazı için teşekkür ederim, elinize sağlık.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Blog Kategorisinde Son Yazılar