balkan kadınları görsel

Osmanlı Döneminde Balkan Kadınları Kitap İncelemesi

Amile Buturovic ve İrvin Cemil Shick’in derlediği bu kitap*, Osmanlı Dönemi boyunca Balkan kadınları ve rollerinden bahsetmiştir. Bu dönemde Balkan kadınlarının güç sahibi oluşu, farklı yönlerle okuyucuya anlatılmak istenmiştir. On iki bölümden oluşan kitapta her bölümde dönemin Balkan kadınlarının farklı konular üzerinden ele alındığı makaleler bulunmaktadır.

Osmanlı Döneminde Balkan Kadınları

İlk makale Olga Augustinos’un “Doğulu Cariyeler, Batılı Metresler: Prevost’nun Histoire d’une Grecque moderne’i” adlı makalesidir. Bu makale Theophe adında Yunanlı bir kadının hikayesini ele almaktadır. Doğu ile batının arasında ki farklılıkların çokça vurgulandığı bu makalede Theophe doğulu geçmişini reddedip batılılaşmaya çalışan bir kadın konumundadır. Theophe’yi harem hayatından kurtaran batılı bir diplomat ile arasında geçen anlatım ile batılı bir erkeğin doğudan farklı yaklaşımı vurgulanmıştır. Theophe’ye göre ise onu doğulu geçmişinden kurtaracak durumun iffet kavramı olduğu ve bunun da cinsellikten uzaklaşarak gerçekleşebileceğini düşünmesi okuyucuyla buluşmuştur. Bahsi geçen bu kavram doğu ile batı arasında bir köprü vazifesi görmüştür.

Kitabın ikinci bölümü bir diğer makale Patricia Fann Bouteneff’in “Zulüm ve İhanet: Pontus Rum Masallarında Kadın ve Erkeklerin Dünya Görüşleri” ile devam etmiştir. Makale genel olarak Pontus masallarında kadınların ve erkeklerin masal anlatım tarzlarının farklılıklarına, kadınların gözünden bakarak bahsetmiştir. Sürüldükleri topraklarda etnik bir azınlık olan Pontusluların anlattığı masalların kadın ve erkek fark etmeksizin masal içeriği olarak bir farklılık göstermeyeceği kesin sonuç olarak vurgulanması, masal detayları içinde de olsa hiçbir cinsiyetin üstünlüğünün bulunmadığını göstermektedir. Ancak Pontuslu kadın anlatıcıların kadın karakterlerinin namuslarına sahip çıktıkları da belirtilmiştir.

Kitabı derleyenler arasında bulunan Amila Buturovic kitabın üçüncü bölümünde “Aşk mı, Ölüm mü? Geleneksel Boşnak Türkülerinde Kadınlar ve Sorunların Çözümü” adlı makalesi ile okuyucularla buluşmuştur. Makalede bahsi geçen türkünün sözleri eklenerek daha da anlamlandırılmasıyla toplumsal gücün sadece erkekler tarafından oluşturulup yine bu gücün sadece erkeklerde bulunmadığını kadınları göz önünde tutarak göstermiştir. Türkünün Osmanlı’nın kültürel yapısını da düzenleyici görüntüsü bahsedilmiş ve dikkat çekmiştir.

Dördüncü makaleye geldiğimizde Osmanlı Dönemi’nde vakıf kuran kadınlardan bahsedilen bir makale ile karşılaşmaktayız. Kadınların vakıf kurmak için serbestçe mahkemeye gidebilmesinden bahsedilerek bu konuda ki kadınların rahat bir konumda oluşu dikkat çekmektedir. Makalede az gelirli ve varlıklı kadınların vakıf kurmasındaki farklılıklar ele alınmıştır ve az gelirli kadınların mal mülk bağışlayarak vakıf kurdukları belirtilmiştir. Varlıklı kadınların ise daha çok eşlerinin bilinen kişiler olması sebebiyle eşlerinden bağımsız vakıf kurup kurmadıkları tam kestirilememiştir. Lakin iki tarafta da tek bir sonuca varılmıştır ki bu dönemde kadınlar toplumda vakıf kurarak aktif rol oynamışlardır.

Beşinci makalede kadın tütün işçilerinden bahsedilmiştir. Kadın tütün işçilerinin bu mesleği aslında benimsemediğini sadece zamanı geldiğinde evlenmek için bir drahoma (gelinin damada götürdüğü para) birikimiyle köprü görevi görmesi vurgulanmaktadır. Tütün işinin kadınların olgunlaşması için de bir basamak olduğu söylenilen bu makalede o dönemde kadınlara toplumsal eşitlik için bir cesaret katmaktadır. Genellikle kadınların benimsemediği tütün işçiliği yine de meslek fark etmeksizin toplumda söz sahibi olma adına bir gereklilik arz etmektedir.

Altıncı makalede Hristiyan Rumeli kadınlarının evlilik sorunlarına değinen bir makale görmekteyiz. Makaleyi okuduktan sonra kadınların toplumda daha zayıf bir konumda kalmaları sebebiyle yaşanan evlilik sorunları sonucunda mahkemelere başvurmak zorunda kalmaları fark edilmiştir. Makalede evlilik ve boşanma konularında önem arz edildiği belirtilen Osmanlı kadı mahkemeleri, Müslüman kadınlara nasıl davrandıysa Hristiyan kadınlara da aynı şekilde davrandığından bahsetmiştir. Burada kadı mahkemelerinin dinsel bir ayrım yapmayarak eşitliği vurgulaması okuyucuya aktarılmıştır. Lakin Ortodoks kilise kanunlarına göre ise bunun tam tersi olduğu yansıtılmıştır. Ortodoks kilisesine göre ise kadın ve erkeğin konumu eşit olmadığı söylenmiştir.

Yedinci makalede Balkan kadınları, moda ve Avrupalılaşma konusunda bir yazı ile okuyuculara sunulmuştur. Makalede kadınların ve erkeklerin kıyafet tarzları ve seçimlerindeki farklılıklar açıkça belirtilmiştir. Erkeklerin kıyafet konusunda daha kısıtlı olduğunu vurgulayan makale kadınların ise bunu reddettiğini ve Avrupa modasına daha çok yöneldiğinden bahsetmiştir. Kıyafet tercihinin ve Avrupalılaşmanın özgürlük kavramı ile bağdaştırabildiğimiz bu yazıda görünüşün kültürel değerlere vurgu yaptığını çıkarabiliriz.

Sekizinci makale geçmiş dönemde vampir inanışların bulunduğu ve bu inanışlarda kadınların rolünden bahsedilmiştir. Dönemde ölen kişilerin vampir olabileceği inanışına karşı kadınların rolünün önemli olduğu ve daha çok ölünün gömülmesi ile ilgilenen kadınlar, ceset yıkamak, giydirmek gibi yakın derece rolde bulunmalarıyla görevlerinin önemine vurgu yapılmıştır. Ölünün matemini tutmanın bile kadınların omuzlarında olduğu bu dönemde, kadınların kırsal yerlerde vampir saldırılarından koruyucu bir anahtar olduğundan bahsedilmektedir. Eski dönemin bu inanışına erkeklerden çok kadınların rolünün fazla olması dikkat çekmektedir.

Dokuzuncu makalede Osmanlı Dönemi’nde Hristiyan kadınlarından bahsedilmiştir. Dönemin Hristiyan kadınlarının Osmanlı mahkemesine gitmesinin tepkiye neden olduğundan söz edilen makalede, sorunların çözümü için bu mahkemeye gitmenin Ortodoks Kilisesi’ne aykırı bir davranış olduğu söylenmektedir. Kadınları kişisel sorunların açıklanmasının pek kolay olmadığı çünkü olası sorunlar için kadının hiçbir çözüm odaklı harekette bulunmadığı anlamına geldiği anlatılmaktadır. Bu yüzden Osmanlı mahkemesinin önemli olduğunu söyleyen makalede Hristiyan kadınlar içinde bu mahkemenin son çare olduğu belirtilmiştir. Böylelikle Osmanlı mahkemesini Ortodoks Kilisesi’nden ayıran kadın odaklı bu durum aradaki farkı ortaya koymaktadır.

Onuncu makale bizlere cinsel ilişkinin Osmanlı Balkanlarında ulusal çatışmayı temsil etmek için kullanıldığını yani cinsel şiddetin siyasi bir anlam çıkarttığını ifade etmektedir. Bu dönemde cinsel konuda erkeklerin kadınlara karşı söz geçirmenin Osmanlı egemenliğini temsil ettiğinden bahsedilmiştir. Hristiyan kadınların bu dönemde korunmaya ihtiyacı olduğu ve şiirlerle Türklere karşı bu konuda sitem sözleri dikkat çekmektedir. Makale erkeklerin kadınları koruma adına denetleme sahibi olarak haklarını da gasp ettiğini belirtmiştir. Sonuçta Hristiyan kadınların Türkler tarafından olumsuz koşullara maruz kaldığını belirten bu makale konuyu görsellerle özetleyerek okuyucuya daha açık bir şekilde ifade etmiştir.

On birinci makaleye geldiğimizde yazar Mırna Solic, Hırvat şair Luka Botic’in gözünden Osmanlı Dönemi’ndeki Boşnak kadınlarından bahsetmiştir. Bir şair olan Botic, Dalmaçya ve Osmanlı İmparatorluğu’nun arasında iki farklı dinin birlikte var olduğunu öne sürmüştür. Boşnak kadınları toplumsal yaşamın bir parçası olarak gösteren şair, kadının toplumda önemli bir rol oynadığının altını çizmiştir. Şiirlerden örneklerde verilen bu makale anlatımı çok daha belirgin şekilde okuyucuyla buluşturmuştur. Sadece kendi dilinde yazmayan Botic, Türkçe ve Arapça dillerini de kullanarak kültürleri daha iyi yansıtmak istemiştir. Kadınları toplumsal konuda coşkulu bir şekilde ifade eden bu makalede kadınların gücü kusursuz şekilde yansıtılmıştır.

On ikinci ve son makale ise Osmanlı Bosna’sındaki kadınların kayıp eşlerini konu almıştır. Dönemdeki Boşnak kadınların eşleri sağ veya ölü yani hangi durumda olduğu bilinmeden ortalıklarda olmayışı sebebiyle bazı hakları Hanefi hukukçuları tarafından engellendiği okuyuculara sunulmaktadır. Hanefi kadılarının erkek haklarının hepsini kadın haklarının ise bazı kısımlarını korudukları belirtilmiştir. Boşnak kadınlar ise bunu farklı mezheplere başvurarak çözmüşlerdir. Makale farklı mezheplerin kadın hakları konusundaki farklılıkları ortaya çıkartarak Boşnak kadınların eşlerinin kaybolduğunda atacağı adımları gözler önüne sermiştir.

Sonuç olarak on iki farklı makale ile Osmanlı Dönemi’ndeki Balkan kadınları, farklı konular üzerinden ele alınışı, görseller, şiirler ve farklı kitaplardan alıntılar ile aktarılmıştır. Bu çok çeşitli kitap için derleyenlerin sözleri özet niteliğindedir;

“Tarih çok uzun zamandır basitçe erkeklerin tarihi anlamına geldi; artık kadınların tarihini basitçe tarih olarak görmenin zamanıdır.”

*OSMANLI DÖNEMİNDE BALKAN KADINLARI: TOPLUMSAL CİNSİYET, KÜLTÜR, TARİH

İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

Derleyenler: Amila Buturovic – İrvin Cemil Schick

Çeviren: Güliz Erginsoy

İlk Baskı: Eylül 2009

Sayfa Sayısı: 377

ISBN: 978-605-399-107-6

 

Konuk Yazar: Taha YÜCESES

Yorum bırakın

Your email address will not be published.

Kitap İnceleme Kategorisinde Son Yazılar

Kitap Okumayanlara Tavsiyeler

Evet sizler kitap okumayanlarsınız ama yine de gördüğünüz önemli başlıkları ve kısa detayları okumaya çalıştığınız oluyordur