özgür toplumun temelleri

Özgür Toplumun Temelleri Kitap İncelemesi – Eamonn Butler

Özgürlük kavramı herhangi bir ideoloji belirtmeyen bir kelimeden ibaret gibidir. Oysa özgürlük, insanlık medeniyeti boyunca süregelen en geçerli ideolojilerden bir tanesidir. Üç büyük dinde de özgürlüğün önemi ve gerekliliği birçok kez vurgulanır. Özgür Toplumun Temelleri isimli bu kitapta İngiliz iktisatçı Eamonn Butler, liberal düşünce etrafında uzun bir deneme kaleme almış ve bireysel özgürlüğün toplumsal gerekliliğini anlatmaya çalışmış.

Bireysel özgürlüğün neden korunması gerektiğine dair giriş niteliğinde olan bu eserde, herkesin aklına gelebilecek çeşitli sorulara cevaplar aranmış. Özgür bir toplumda olması gereken temel özelliklerden basitçe bahseden Eamonn Butler, kurduğu argümanları örneklerle desteklemeye gayret göstermiş. Her ne kadar öne sürülen örnekleri basit ve yetersiz bulmuş olsam da kitapta akademik bir anlatıdan ziyade herkesin kolayca anlayabileceği bir dil hedeflenmiş. Yer yer yazarımızın kendini Doğu toplumlarının bakış açısından soyutladığını hissetsek de aslında özgürlük ve bireyciliğin kökenlerinin Batıdan çok önce Doğu’da olduğunu açıkça söylemeyi ihmal etmemiş: “İslam, ta en başından beri iktisadi özgürlük ve bireysel teşebbüs gibi, Batı toplumlarının çok sonra itibar etmeye başlayacağı değerlere açıktı. Türk imparatorları çoğu zaman Avrupa’daki krallardan daha hoşgörülüydü.” Yazarımız kitabın çeşitli yerlerinde İbn-i Haldun’dan da alıntı yaparak onun birey mülkiyetine yönelik sözlerini vurgulamaktan çekinmemiş.

Özgürlüğü doğal olarak liberal teori çerçevesinden yorumlayan yazarımız, olaylara sadece iktisadi açıdan değil ahlaki açıdan da yaklaşmış. İktisadi bir anlatıdan ziyade özgürlüğün temel kurumları olan adalet, eşitlik ve mülkiyet gibi kavramlara yoğunlaşılan bu eserde, eşitliğin maddi eşitlik ve aynı hayat standardına sahip olmak anlamına gelmediğinin altı birçok kez çizilmiş. İngiliz iktisatçı Butler, eşitliği ahlaki eşitlik, kanun önünde eşitlik, siyasi eşitlik ve fırsat eşitliği olmak üzere dört başlık etrafında tanımlamış.

Özellikle devlet ile birey arasındaki gerilime odaklanan Özgür Toplumun Temelleri, klasik liberal düşüncenin öne sürdüğü gibi devletin küçülerek bireysel özgürlüğün arttırılmasının yine tüm insanlara faydalı olacağını savunuyor. Klasik liberal düşüncenin de ötesine giderek “devlet elinde olması şart” olan çeşitli alanların (örneğin eğitim, savunma sanayisi…) da devlet tekelinden ziyade serbest piyasaya dahil olması gerektiğini örneklerle anlatıyor. Kitap boyunca retorik anlatısının gücünü hissettiren yazarımız; bu sektörlerin devlete bırakılması gereken önemde olmadığını, tam aksine devlete bırakılmayacak kadar önemli sektörler olduğunu ileri sürüyor. Ancak Eamonn Butler tam bu noktada bir şerh düşmek zorunda hissediyor: “Siyasal gücü kişisel çıkar amacıyla kullanmaya dayalı kültürün yaşamaya devam etmesi, piyasaların ve rekabetin öneminin henüz tam olarak kavranamamış olmasından ötürü, özelleştirme kuruluşlarının yaptığı tek şey (1980’lerin sonlarında Meksika’da olduğu gibi) devlet tekellerini yandaşlara aktarmaktan ibaret olmaktadır.”

Bireyin sahip olduğu gücü kendi çıkarları doğrultusunda kötüye kullanabileceğini klasik literatürdeki gibi tekrarlayan Butler, bu sebeple devletin denetlenmesi gerektiğini savunur ve demokrasinin önemini anlatır. En büyük sorunun hükümetin nasıl seçileceğinde değil onun nasıl kısıtlanacağında olduğu tespitini yapan yazarımız, gücün insanı yozlaştırabileceğinin altını çizer.

Her ne kadar pozitif örnekler yönünden zayıf bir kitap olsa da öne sürülen argümanlar okuru içine çekmekte ve Butler amaçladığı ana fikri başarıyla okura sunabilmektedir. Örneğin: “İnsanların doğru hükümeti seçecek kadar kolektif bilince sahip olduğunu, ancak kendi hayatlarını idare edecek kadar bireysel bilince sahip olmadığını iddia etmek saçmadır.” diyerek toplumun kendi kendine karar alamayacağını öne süren düşünceye karşı çıkmaktadır.

Kâr denen kavrama yüklenen olumsuz manayı da eleştiren yazarımız, bunun parasal getiri ile eşit olmadığını anlatmaya çalışmaktadır. Aslında para yalnızca bir aracıdır. Hepimiz her an daha faydalı olacağına inandığımız bir şey için başka bir şeyden fedakârlık yapmaktayızdır. Klasik liberal düşüncenin temellerini tekrarlamaktadır Eamonn Butler.

Doğru ve faydalı bilgileri engellemediğimizden emin olmanın tek yolu tüm fikirlerin yayınlanmasına izin vermek ve fikirlerin tartışılarak güçlü ve zayıf yönlerinin ortaya çıkacağına güvenmekten geçer. Bu, çoğunluğun kesin gibi gördüğü konularda bile herkesin kendi görüşlerini savunmasına izin vermek anlamına gelir… Eğer diğerlerinin yanıldığını düşünüyorsak o görüşlerin susturulması değil, masaya yatırılıp çürütülmesi gerekir.

Özgürlük ve liberal düşünceye yönelik giriş niteliğinde olan bu eser, Türkiye baz alınarak yorumlanırsa akılda birçok soru işareti bırakabilir. Yazar bu kitabı Türkiye özelinde kaleme almadığı için bu oldukça doğal bir sonuç olacaktır. Bundan dolayı, ilgilenen okurlar için bu kitaptan sonra özellikle Avusturya iktisat ekolüne yönelik farklı eserlerin okunmasını tavsiye ederim. Özgür Toplumun Temelleri isimli bu kitabı Liberte Yayınları, Haziran 2016, 1. baskısından okudum. Kitapta 2-3 adet dışında hiçbir düşük cümle görmemem sebebiyle çeviriyi gerçekleştiren Hakan Şahin’i tebrik ediyorum. Özgürlüğün liberalizm açısından toplumsal temellerini merak eden herkese, 205 sayfalık okuması oldukça kolay olan bu kitabı tavsiye ediyorum. İyi okumalar…

Yaşamak ancak çalışmak ve üretmek ile anlamlı olabilir. Bu bağlamda Maslow Piramidi'nin hem gerçek hem yalan bir tarafı vardır. İhtiyaçlar hiyerarşisini gerçek bir teoriymiş gibi düşünüp 'otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğu' olmasak mı artık?

Yorum bırakın

Your email address will not be published.

Kitap İnceleme Kategorisinde Son Yazılar

Yüreğimin Sesini Dinle Kitabı

“Benim ağacım; birlikte büyüdüğüm, yıllar içerisinde benimle dostluğunu sürdüreceğini, altında çocuklarımı büyüteceğime inandığım ağacım yerle bir

Kötü Kız!

    Hepimiz kitap okumanın ne kadar önemli olduğunu vurgulayıp dururken her zaman yaptığımız gibi yine bir