şizofreni

Sanrıların Ötesinde: Şizofreni

Hayat… İnişleri çıkışları bitmeyen, derdi tasası hiç eksik olmayan bir yolculuktur. Bu yolculukta kimi zaman üzülür, içimize atarız. Kimsenin bizi üzgün görmesini istemeyiz. Çünkü biliriz ki bu yolculukta zayıf olan hep kaybeden olur. Ama bilmeyiz ki bu içe atışların bize daha zarar vereceğini… En az beden sağlığı kadar önemlidir ruh sağlığı. Hatta ruhumuz sağlıklı olmazsa bu durum bedenimizde de rahatsızlıklara sebebiyet verebilir. İşte ben de bugün bir ruhsal bozukluktan bahsedeceğim.

Şizofreni sıklıkla duyduğumuz, teşhisin konulmasında ve hastalığın ilerlemesinde çevresel, psikolojik ve sosyal olayların oldukça etkili olduğu bilinen bir psikiyatrik bozukluktur. Öyle ki şizofreni bilinen en eski psikolojik rahatsızlıklardan biridir ve ömür boyunca görülme sıklığı %0,5-1 olarak bilinmektedir. Tabii ki bu yüzdelik dilimler sosyal şartlardan dolayı da zaman zaman değişkenlik gösterebilir.

Şizofreni kelimesinin anlamının Yunancada bölünmüş anlamlarında kullanılan şizo ve akıl anlamına gelen frenos kelimelerinin birleşmesi ile meydana geldiği bilinir. Şizofreni hastalığını biraz daha açarsak, düşünme, duyuları kullanma, davranışlar gibi bazı beyinsel işlevlerde ciddi derecede bozuklukların görüldüğü, kişinin başkalarıyla iletişim kurmaktan veya gerçeklerden kaçtığı ve kendi dünyasına doğru iyice çekildiği bir ruhsal hastalık diyebiliriz. Hasta kişilerin düşünce biçimlerinde  bozukluk gerçekleşmesiyle ilgili olarak davranışlarda da bozukluklar görülebilir.

Şizofreni hastalığı hakkında toplum içerisinde yanlış olarak bilinen durumlar mevcuttur. Örnek vermek gerekirse bu kişiler halk tarafından  oldukça saldırgan, zekâ seviyesi düşük olarak bilinmektedir. Gerçeklik tam olarak kavranamaz. Yani kişilerin zekâ seviyesine hiçbir zarar vermez. Ayrıca bu hastalar doğru tedaviyi gördükten sonra çok nadir saldırgan olurlar.

Şizofreni Nedenleri

Şizofreni hastalığının oldukça farklı nedenleri vardır. Fakat bazı nedenler diğerlerinden daha sık görülür. Bu nedenler;

  • Beyinde bulunan ve önemli işlevleri bulunan bazı kimyasalların çalışma sistemlerinde bozukluklar görülmesi,
  • Genetik yatkınlığın bulunması,
  • Kişinin bazı virüslere maruz kalması,
  • Doğum öncesinde annenin yetersiz beslenmesi,
  • Doğum sırasında bebeğin oksijensiz kalması durumu,
  • Vücudun kendi dokularına karşı da bağışıklık yanıtı oluşturarak savaşması,
  • Gençlik dönemlerinde kişinin bilinçsiz şekilde psikoaktif veya psikotropik sınıfta bulunan ilaçları bilinçsizce kullanması,
  • Uyuşturucu kullanımı,
  • Kişinin yaşamında kayıp, istismar, yas veya maddi sıkıntılar gibi travmatik olaylar yaşaması neden olabilir ancak bu faktörlerin hiçbiri kendi başına şizofreni oluşmasında bir etken değildir. Bu etkenlerin bazıları hastalığın görülmesini tetikleyici niteliktedir.

Şizofreni Belirtileri

Şizofreni belirtileri her hastada farklı bir biçimde ortaya çıkar. Fakat uzmanlar bu belirtileri genel olarak pozitif belirtiler ve negatif belirtiler olmak üzere iki grupta toplar. Pozitif belirtilere örnek verirsek: aşırı olacak şekilde sürekli gülme veya tersi olarak ağlama durumu, sanrılar, sürekli evham yapma, fazla heyecan yaşama, sürekli kuşkulanma, kendini tanıyamama hali, çoğu şeye karşı güvensizlik duyma, her türlü davranış veya sözü üstüne alınma, renkler veya ışıklar gibi bazı durumlara karşı fazla duyarlı olma gibi belirtiler örnek verilebilir.

Öte yandan negatif belirtilere örnek verirsek: toplumdan uzaklaşma hatta bilerek insanlardan kaçma, olaylara karşı duyarsız olma hali, güçsüzlük, duygu eksikliği yaşanması ve bazen de duygusuz olma durumu, yaşama karşı zevk duyamama ve mutlu olamama, dış görünüşe önem vermeme ve bakımsızlık, konuşmada bozukluk yaşanması, hezeyanlar, sanrılar gibi durumlardır.

Şizofreni Tipleri

Paranoid Şizofreni

Kişiler bu türde yoğun belirtiler göstermesine rağmen hastalığı kabul etmez ve belirtileri saklamaya çalışır. Bu sebeple de toplumdan gitgide uzaklaşır. Her türlü olay ve davranıştan şüphe duyma bu türde oldukça hakimdir. Bu şizofreni türünün  geç yaşlarda ve daha yavaş seyrettiği görülmüştür.

Dezorganize (Hebefrenik) Şizofreni

Bu tür şizofreni rahatsızlığı bulunan kişiler konuşmalarında oldukça tutarsızdır. Bu kişiler günlük bazı işlerini yapmakta zorluk yaşayabilirler ve dışarıdan bakıldığında biraz çocuksu ve normal insanlara göre tuhaf görülebilirler.

Katatonik Şizofreni

Bu türde ise kişiler genellikle hareketsizdirler ve çevrelerinde gerçekleşenlere karşı oldukça kayıtsızdırlar. Uzun süre hareketsiz olarak kalabilirler. Bu türdeki şizofreni genellikle genç yaşlarda ve birdenbire başlar.

Ayrışmamış Şizofreni

Bu türde bazı belirtiler vardır fakat genel olarak saptanamadığından bu belirtiler hiçbir gruba dahil edilememiştir.

Kalıntı (Rezidüel) Şizofreni

Bu tür şizofrenide hareketsiz konumda uzun süre kalabilme, duyguların azalması gibi belirtiler görülürken olumlu belirtiler oldukça azdır. Bu süreçte ani kişilik değişimleri (epizod) görülmesi muhtemeldir.

Şizofreni Ardı Çökkünlük

Şizofreni belirtilerinin oldukça azaldığı sırada kişide görülen bıkkınlık durumudur.

Basit Şizofreni

Bu türdeki şizofreni hastalığında genellikle hareketlerde bozukluklar, sanrılar görülmez. Teşhisi oldukça zordur.

Şizofreni Nasıl Tedavi Edilir?

Şizofreni nedeni kişiden kişiye farklılık gösterdiği için tedavi tam olarak şöyledir diyemeyiz. Doktor tedaviyi veya terapiyi kişiye özel olarak belirler ve zamana yayarak bu tedaviyi kişiye uygular.

Şizofreni tedavisinde hem ilaç ile tedavi hem de psikolojik destek içeren tedaviler de birlikte bulunur. Tek başına ilaç kullanımı yeterli olmayabilir. Delüzyon, halüsinasyon için ilaç tedavisi uygun görülürken olaylara karşı duyarsızlaşma, toplumdan uzaklaşma gibi negatif belirtiler psikoterapiler yardımıyla tedavi edilir.

Doğru ilaç ve tedavi genellikle deneme yanılma yoluyla bulunur. Bu denemelerde ilaçlar ve bu ilaçların farklı dozları kişilerde denenerek etkileri izlenir ve  sonucunda uygun olan tedaviye karar verilir. Şizofreni tedavisinde en çok reçete edilen ilaç grubu antipsikotik ilaçlardır. Bu ilaçların kullanımı ve dozu çok önemlidir. Bu sebeple ilaçları kullanırken doktorun talimatlarına uymalı, beklenmeyen bir etki görüldüğünde de  doktora başvurulmalıdır. Aksi bir durum kişide daha önemli bozukluklara sebebiyet verebilir. Bu ilaçlar uyarıların iletilmesini sağlayan nörotransmitler üzerinde etki göstererek tedaviye katkıda bulunurlar. Tedaviye ilk başlandığında ilaca yönelik yan etkiler daha sık görülürken bu yan etkiler zamanla azalır.

Kaynakça:

1, 2

Normalde bir moleküler biyolog olmama rağmen asla yazmaktan vazgeçemiyorum. Konu araştırmalarımda kendimi geliştiriyor, geliştirdikçe mutlu oluyorum. Siz de yazdıklarımı okuyup, yorumlayınca daha bir kıvanç duyuyorum.

Yorum bırakın

Your email address will not be published.

Bilim Kategorisinde Son Yazılar

ParkinSON Değildir !

Parkinson nedir? İlk kez İngiliz doktor James Parkinson tarafından 1817 yılında titrek felç olarak tanımlanmıştır. Parkinson hastalığı orta