sinestezi

Sesleri Görmek, Kokuları Tatmak: Sinestezi

2

Hiç çevrenizdeki sesleri gördüğünüz oldu mu? Ya da kokuları tattığınız?

Evet, kulağa çok tuhaf geliyor biliyorum. Ama etrafımızda böyle kişiler var ve bu kişiler sinestik bireyler olarak adlandırılıyor. Daha detaylı anlatmam gerekirse yeşil bir elma gördüğünüzü düşünün. Önceden tadını tahmin edebiliyorsunuz ki bu çok normal. Peki ya bir kumandayı görseniz? Kumandanın tadını veya katı başka bir nesnenin tadını zihninizde canlandırabilir misiniz? Muhtemelen hayır. Çünkü algı karmaşası yaşamayan kişiler genellikle gıdalar üzerinde tat duygusunu zihninde canlandırabilirler. Fakat sinestik bireyler bunun tersini de yaparlar.

Sinestezi halk arasında nörolojik bir bozukluk olarak bilinse de tıbbi literatürde nörolojik bir bozukluk olarak sayılmamıştır. Sadece mükemmel ses perdesi gibi algısal bir durumdur. Beynin farklı bölümleri kısmi işlevler için özelleştirilmiştir. İşte bu bölgeler arası sürekli iletişim ve artan konuşma sinesteziyi destekleyecektir. Bir başka teoriye göre beyindeki geri bildirimin engelleme miktarındaki azalma sinesteziye neden olabilir. Teorilerden en farklı olan sinestezinin semantik bir fenomene dayandırılmasıdır. Yani uyarıcı uyarıcının çıkardığı anlam doğrultusunun bozulmasıyla ilişkilendirilmiştir.

Sinestezi Kimlerde Görülür?

Sinestezik bireyler için aile geçmişi her hastalıkta rahatsızlıkta olduğu gibi çok önemlidir. Sinestezinin kalıtsal olduğu düşünülmektedir. Çünkü sinestik bireylerin soy geçmişine bakıldığında sinestezi algısı görülmektedir. Fakat sinestezinin oligojenik yani gen-çevre etkileşimlerine, çoklu gen kalıtımına dayalı da olabileceğini gösteren çalışmalar vardır. Bu durum lokus heterojenliğine veya gen ekspresyonu yani ifadesindeki sürekli varyasyona  dayanabilmektedir.  20.000 kişiden birinde rahatsızlığın görülme olasılığı bulunur. Yapılan araştırmalara göre erkeklere oranla kadınlarda sinestezi daha sık görülür. Ayrıca sinestezilerin kadın-erkek oranının 6:1 kadar yüksek olduğu ve sinestezi ailelerinin erkek üyelerden daha fazla kadın üye içerdiği bildirilmiştir. X kromozomu ile taşındığı düşünülmektedir. Genel olarak sol elini daha çok kullanan ve her iki elini de aktif kullanabilenlerde görülme oranı daha sıktır.

Sinestezi Türleri Nelerdir?

Sinestezinin çeşitleri 2 grupta incelenir:

-Nedeni Çözülemeyen Sinestezi: Beynin kısımlarının veya sinirlerin hasar görmesi, beyin travması gibi nedenler sonucunda gerçekleşebilir. Hasta kişilerde duyulara ek olarak algılarda da karışıklık vardır. 4 sayısı mutlu, B harfi sinirli olarak zihinde algılanabilir.

-Sonradan Kazanılan Sinestezi: Farklı hastalıkların tetiklediği bir durumdur. Epilepsi hastalarında yaklaşık %4 oranında sinestezi ortaya çıkabilir.

Sinestezinin çeşitleri olasına rağmen genellikle sinestik bireyler aynı ya da benzer özellikler gösterirler.

Sinestezinin özellikleri şunlardır:

-Zayıf yön duygularına sahip olma,

-Konsantre olmada bozukluk,

-Sürekli aynı şekilde oluşan algılar,

-Kişi isteğinin dışında otomatik olarak algı oluşması,

-Yaşanan algıların hafızadan kolay silinmemesi,

-Algıların sabit şekilde oluşması,

-Migrene sahip olma,

-3 boyutlu nesneleri hafızalarında çok iyi tutma,

-Zekâ sevileri yüksek olmasına rağm bazı basit hesaplamalarda sorun yaşama,

-Olayları önceden yaşadığına dair yaşanmışlık hissinin deneyimlenmesi,

-Çoğu nesneyi veya durumu bir bütün hâlinde algılama yeteneği.

Sinestezik bireylerde algı sistemi sağlıklı insanlara göre daha basit bir şekilde çalışır. Yine bu nedenden dolayı sesleri renk olarak algılarlarken, renkleri zihinde sese dönüştüremezler. Harf, renk sinestezisine sahip olan bir kişi için harfleri renkler oluşturur. Ses ve renk eş duyumuna sahip olan kişiler için ise ses değiştiği andan itibaren zihinde oluşan renk algısı da değişir.

Önemli Sinestik Bireyler

Metafor, sembolizm kelimeleri de aslında sinestezinin etkileridir.

Bu durum size bir yerlerden tanıdık geldi mi? Dünyaca ünlü şairler hatta ressamlar hep sinestik kişilerden de ilham almıştır. Hatta aralarında sinestik olduğundan dolayı sanat eserlerini daha güzel işlemiş kişiler de vardır. Vladimir Nabokov, Amy Beach, Gyorgy Ligeti, Joachim Raff, Henrik Wiese, Franz Liszt, Olivier Messiaen, Konstantin Saradzhev ve Nikola Tesla ile fizikçi Richard Feynman da sinestik bireyler arasındadır.

Wassily Kandinsky bir sinestezikti. Duyusal birleşmenin en etkili temsilcilerindendi çünkü ressamdı. Bu durum sonucunda Kandinsky renkler ve sesler arasındaki ahengi tablolarında en güzel şekilde yansıttı. Kandinsky, tablolarını tanımlamak için müzikal terimler kullanmıştı. Amacı, verimliliği arttırmak için sanatını simgeleştirmekti. Sanatını “lirik geometri” olarak adlandırıyordu.

Wassily Kandinsky’nin Ober und Links isimli eseri.

Bir diğer ünlü sinestik birey ise, Johann Von Goethe idi. Döneminde klasik  renk kuramının gerçeği açıklamadaki yetersizliğini eleştirenlerden biri de Goethe idi. Renk kuramı hakkında ilk açıklama getiren isim olarak kabul edilen Newton’un fikirlerini tartışmaya açmıştı. Bu yüzden de renk anlam sinestezisine katkısı çok büyüktür. “Dünyada ses getirmek için iki şey gerekir: İyi bir kafa ve büyük bir miras… Ben kendi adıma Newton öğretisinin hatasını miras aldım” demiş ve Newton’un düşüncelerini önemsemediğini  ifade etmiştir.

Goethe daha çok rengi ve ışığı gerçekte nasıl algıladığımız, gördüğümüz ve sanrıları nasıl yarattığımız sorularıyla ilgilenmiştir. Ona göre bütün bu olanlar “Newton’un fiziğiyle değil; beynin henüz bilinmeyen işlevlerinin açıklanmasıyla” öğrenilebilirdi. Bu tezini “görsel sanrı nörolojik bir gerçektir” sözüyle ifade etmiştir.

Sinestezi Tedavisi

sinestezi maskesi

Sinestezinin düzeltilmesi için kesin bir tedavi yöntemi bulunamamaktadır. Fakat gerçekleştirilen tedavi çalışmalarında duyuların birbirine karışmasını önleyen bir maske üretilmiştir. Maske, renk algoritması kullanılarak tasarlanmıştır. Maske kullanıldığında vericiler sayesinde duyular hastaya iletilir. Hasta koklama eylemi gerçekleştirdiğinde sistemin algoritması sayesinde normalde olması gerektiği gibi koku alabilir böylece sistem bu şekilde ilerlemeye şartlandırılabilir.

Kaynakça:

Normalde bir moleküler biyolog olmama rağmen asla yazmaktan vazgeçemiyorum. Konu araştırmalarımda kendimi geliştiriyor, geliştirdikçe mutlu oluyorum. Siz de yazdıklarımı okuyup, yorumlayınca daha bir kıvanç duyuyorum.

2 Comments

Yorum bırakın

Your email address will not be published.

Bilim Kategorisinde Son Yazılar