Süveydânın Ebruli Yükü

in Edebiyat Yazar:
Kırılmak bu kadar kolay olmamalı. Ama elimde değil, elimde olsa dilimde değil. Kırgınlığım yansıyor gözlerime, sözlerime. Kime neye kırılıyorum neden eziliyor içim?
 Aslında öyle çok sebep var ki…
 Ben bencillikten önümü göremiyor,
 Şükürsüzlükten nefes alamıyorum.
 Neyim var, ne oluyor bana?
 Ruhumun ipi nereye bağlı?
 Neden hüzünler kıyısına çekiyor beni?
 Bu hazan mevsiminin bir etkisi mi?
 Bilmiyorum…
Ben zaten hep bilmiyorum. Nedenlerden soyutluyorum kendimi.İlla bir neden gerekse söylüyorum işte;
  Bir hazan fırtınasında vurduğum sevda kıyısında dalgalanıyor yüreğim. Fırtına oluyor en küçük meltemler. Oyalamak istiyorum ruhumu ya da kaçarken meltemlerden fırtınalara tutuluyorum. Bir kasırga çıkıyor bağrımda, bir düğüm oluyor ekleniyor geceye çözemiyorum.
Biz kimiz?
Seviyor muyuz gerçekten,
Sevmeyi biliyor muyuz?
Ya da
Bencillik canavarının elinden
Sevgimizi kurtaracak bir güç mü
Arıyoruz?
Bunca karmaşada kalınca,
Soruyorum kendime.
En başından…
Yasemen kokusu doluyor burnuma
Eksik hissediyor ruhum
Özlüyorum
İdrake hamil değil
Ama
Ben esareti yaşıyorum
Özgürlüğüme esir oluyorum
Korkuyorum bakmaktan
Özgür olanlara
Bazense takılı kalıyorum onlara
Biliyorum
Yine bir avuç ebruli kaldı,
Benden geriye.
(Ebru gibi iç içe geçmiş hüzün ve sevinç.)
*Sevinçliyken yüreğinizin uçurumlarına bakın, size hüzün veren şeyin sizi sevindiren şeyin ta kendisi olduğunu göreceksiniz,
 Acılara gömüldüğünüzde de, yine yüreğinize bakın, sizi acıtan şeyin daha önceleri size sevinç kaynağı olan şeyden başka bir şey olmadığını fark edeceksiniz.
Can suyum oldu şiir şimdi…
**
 Siz hiç duyarsız insanlara

Şiirler sundunuz mu?

Bir kıraçta kuru dala
‘Belki’ sularını salıp,
Yeşerir de al yemişler
Verir diye umdunuz mu?

Ardı sırsız aynalara
Yalnızlığı silmek için,
Bakıp bakıp karşınızda
Karanlığı buldunuz mu?

Aykırı isteklerde
Seslerin, sessizliği
Silip süpürdüğü
Odalarda oldunuz mu?

Siz hiç sığ sularda
Boğuldunuz mu?

 –
İçimde incinmiş bir çocuk ağıdı
Avuç avuç cam kırıkları göz bebeklerimde
Düşmemek için kendime tutunuyorum.
Yanlış bir kapıyım ben
Önünde yanılmış bir çocuğun durduğu
Açılsam acılara değer kanatlarım
Açılmasam–
Simsiyah bir mutsuzluktur duruşum
Ey gönül haresi keder,
İnsan kendinden ne kadar uzağa gider?
Hoyratlık değil de incelik yakıyor canımı.
Kalbim, gölgeler içindesin!
*Halil Cibran
**Şükrü Erbaş
Not: Can suyunu bereketlendiren bir ezgi

Düşler ülkesinden bir kaza sonucu sevgisiz insanlarla dolu dünyanıza düstüm. Kim oldugumu sorarsanız "Biraz rüzgarım biraz dalga" şairin dediği gibi. Aslında belki kendimi arıyorum ben de burda. Yaşım konusunda da farklı düşünceler var ama ben hepinizle akranım. Burdan çoğu zaman düşler ülkesine olan özlemini paylaşıyorum sizlerle. Herşeyin yeterince gerçek olduğu bu dünyada biraz da olsa hayallerimize sahip çıkalım ne dersiniz ? Unutmayın insan kardeşlerim: "İnsan Sevgi İle Yaşar "

1 Yorum

  1. “Sonsuzluk kirpiğimizde serçe kuşu. Bir kanadı hayal, bir kanadı hatıra. Konup konup kalkıyor çaresizliğimize.”
    Şükrü Erbaş

Bir cevap yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*

Edebiyat Kategorisinde Son Yazılar

Bu Sabah

Sabah erkenden kalktım Güneşi uyandırdım, İşine geç kalmış Ay’ın Ardında bıraktığı yıldızları,

Kayıplara İnat

Küçükken bile biliyordum büyümenin zevkli olmadığını… Okyanusa dökülen nehir misali her an
Yukarı Çık