Türkiye’de Eğitim Sistemi (vol.1)

Yakında Almanya’dan Türkiye’ye işçi göçü başlayacak diyorlar. Çünkü nitelikli eleman sayısı ülkemizde azalmaya başladı. İşini çok güzel yapan ustalar yanına işi öğretecek çırak bulamıyor. E usta çırağına bir işçi maaşı mı vermeli? Tabi ki hayır. Öyle olursa çırak işin detaylarını mı kazanacak yoksa para mı kazanacak? Şimdiki insanlar çırak olarak girmeye eriniyor çünkü parası az diyorlar. E tabi az olacak. Çünkü sen orada işi öğreniyorsun.

Zamanında Almanya, Türkiye’den işçi istedi. Çünkü savaşlar falan derken ülkede nitelikli eleman sayısı azaldı tabi. Ve en önemlisi çalışacak nüfus da yoktu. Bu yüzden ülkemizden oralara insanlar göç etti. Bazıları para kazanıp döndü. Bazıları ise oraya kalıcı olarak yerleşti ve işlerini orada yapmaya devam ettiler. Ama sonuçta bir “Alamancı” kavramı ortaya çıktı. Çoğumuzun bu tipte akrabası vardır.

12 yıllık öğretim sistemi gerçekten zorunlu mu? Ben lisenin zorunlu hale getirildiği dönemi hatırlıyorum, hatta işte 4+4+4 isimli bir sistem altında getirmişlerdi. Yani lise zorunlu kılındı. Artık çocuklar/insanlar lise okumak zorundaydı. Ama ben çırak sayısındaki azalmayı, bu lise okuyan çoğu öğrencinin liseyi bir şey öğrenmeden bitirdiğini görünce dedim ki; acaba lise eğitimi zorunlu olmasa mıydı? Zorunlu olmadı diyelim. Bu seferde çocuk nasıl kültürlenecek, genel kültürü nereden öğrenecek diyenler oldu. E ne yapmalı acaba? Zaten günümüzde hem meslek liseleri hem de imam-hatip liseleri çok eleştiriliyor. Çünkü akıllardaki soru acaba bu liseler gerçekten nitelikli eleman yetiştiriyor mu?

Bir de şöyle bir durum var, herkesin üniversite okuması ne kadar doğru? Peki herkes üniversite okuyor mu ki zaten? Şu gerçeği de unutmayalım; Türkiye’de nice üniversiteler var, bunların ya öğrencisi var, hocası yok; ya hocası var, öğrencisi yok. Laf olsun, tencere kaynasın diye mi açılmış üniversiteler? Yani öğrencisi olmayınca böyle diyoruz napalım. Yoksa bunlar hep dış mihrakların oyunu mu?

Bir de son zamanlarda birçok lise imam-hatip lisesine dönüştürüldü. Ama iyi bir insan olduğuna inandığım çoğu imam-hatipli arkadaşım bu durumu yanlış buluyor. Çünkü okuyan öğrenci bile zorla orada duruyor. Aklı imamlıkta ya da hatiplikte değil maalesef. Ve bunların bir kısmını da işte din-diyanet öğrensin diye zorla imam-hatip lisesine gönderilen öğrenciler oluşturuyor. Biraz araştırma yaptım da yıllar önce açılan imam-hatip liseleri gerçekten iyi liselermiş. Ve bu liselere gerçekten imam-hatipliği yapabilecek, bu işe inanan öğrenciler gitmiş. Ve bugün çoğu kişi şöyle diyor: “ya imam-hatip öğrencilerine bakıyorum da maalesef aralarında çok gönülsüz var”

Biraz da meslek liselerine bakalım. Günümüzde maalesef bu liselerin amacı unutulmuş görünüyor. Meslek liselerinin amacına bakacak olursak, aynen şöyle deniyor: “Sosyal ve ekonomik sektörler ile iş birliği içinde ulusal ve uluslararası mesleki yeterliliğe, meslek ahlakına ve mesleki değerlere sahip, yenilikçi, girişimci, üretken, ekonomiye değer katan ehil iş gücü yetiştirmektir.” Buna rağmen çoğu meslek liseli öğrenci, okudukları lisede bunun için yeterli eğitim almadıklarını unutarak üniversite hayali kuruyor. Ben de başta demiştim, neden bu kadar kötü eğitim veriliyor diye. Oysa verilen eğitim, mesleki ve teknik eğitim. Üniversite eğitimi değil. Zaten meslek lisesinden mezun olan öğrenci teknisyen ünvanını alıyor. Bunun üstüne bir de üniversitede 2 yıllık teknisyenlik bölümünü kazanıp ne unvanı kazanıyorlar? “teknisyen plus” mı?

Bunları dikkatlice düşünüp eğitim sistemimiz üzerinde ondan sonra konuşmamız lazım.

Kitap okumayı seven ve bu devirde herkesin haklı olduğuna inanan bir şahısım. Gereksiz bilgilerle beynimizin işgal edildiğine ve bu yüzden çağ deviren fikirler üretemediğimizi anlayan, eğitim sistemini baştan yazmak isteyen bir insanım. Ne demiş atalarımız: Önce eğitim!

4 Comments

  1. Türkiye’deki eğitim sistemi ve okulların sürekli imamhatiplere çevrilmesinde siyasetin ve oy ihtiyacının büyük bir payı var. Asıl yapılması gereken bu kısır döngünün kırılması. Okullarımız çocuklara bir şey öğretmekten ziyade kafa karıştırıyor. Türkiye’de okulların ve eğitim sisteminin çok ciddi sıkıntıları var.

    Bireylerin beyin gelişimindeki en ciddi evre ilk 5 yaştır. Lakin bu evre ailenin eğitimine tabidir. Bu yüzden ilk 5 yaşı saymaz isek, bireyin yüksek bilişsel fonksiyonlarının en yüksek seviyede olduğu 5-15 yaş arasında, okullarımız çocuklarımıza yeterli eğitimi veremiyor. (Lütfen görsele bakınız: http://www.urbanchildinstitute.org/sites/all/files/databooks/html/2013/01.Brain.RGB.f02.gif) 15 yaşından sonra da üniversite sınavını kazanmak amacıyla çocuklar bilgi bombardımanı altına giriyorlar. Fakat buradaki bilgi de ancak sınavı geçmek niteliğiyle öğrenildiği için pratiğe dökülemiyor veya bireyde bir inkişafa yol açması oldukça zor oluyor.
    Gördüğüm kadarıyla, özellikle 5-10 yaş arası eğitime önem verilmesi gerekiyor. Günümüzde imamhatip konusu çok su götürüyor fakat erken eğitim çağı gözden kaçırılıyor. Bireyin temel eğitimi burada aranmalıdır.

    İmamhatipler de bu ülkede hiçbir zaman ihtiyaca göre açılmadı. Her daim oy kaygısı veya ideolojik mesaj verme isteği baskın çıktı. Bugün imamhatip okullarının amacının imam veya hatip yetiştirmek olduğunu kimse söyleyemez.

    “Her birey üniversite okumalı mı?” “Herkes üniversiteye gitmek zorunda mıdır?” gibi sorular aslında yanlış yönden sorulmuş sorulardır. Esasında “Üniversite görünümlü lise 5-6-7-8 sınıflarında bireyleri oyalamak ne kadar etiktir?” “Bir bireye akademik hiçbir şey öğretmeye kapasitesi olmayan üniversitelerde senelerini geçiren öğrenciler, işsiz kaldığında nasıl yaşamını sürdürecek?” gibi sorular sorulması daha doğrudur. Olay herkesin üniversite okuyup okumaması değil. Diploma sahibi olmak hiçbir anlam ifade etmiyor. Gidilen ve okunan üniversite gerçekten üniversite mi buna bakmak gerekiyor. Yoksa kim istemez herkesin akademik bilgiyle donanmasını?

  2. Bir meslek lisesi mezunu olarak yazınıza bütünüyle katılıyorum. Elektrik bölümü okudum. sınıfta 45 kişi vardı. Bunlardan sadece 10-15 tanesi üniversite sınavlarına girdi. 1 ya da 2 kişi başarılı oldu. Bizim dönemimizde meslek lisesi okul hayatının sonuydu. Zaten üniversiteyi kazanabilecek bir eğitim almadığımız için lise bittiğinde ya eğitimini aldığımız mesleğe ya da farklı iş kollarına yönleniyorduk. Meslek lisesini tercih eden öğrencilerde zaten diğer liselere puanları tutmadığı için mecburiyetten bu liseleri tercih ediyorlardı. Çok gerideyiz maalesef. Yeni milli eğitim bakanımız inşAllah bu sorunların üstesinden gelebilir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Blog Kategorisinde Son Yazılar

kalp

Çocuklarda Kalp Yetmezliği

Kalp yetmezliği (KY), kalbin, dokuların metabolik gereksinimini karşılayacak miktarda kanı vücuda pompalayamaması

Yokluğun Varlığı

Ey ahali!  Eksik bir şey var.  Kaybettiğimiz bir şey.  Kaybettiğimizi unuttuğumuz bir

Oktay Sinanoğlu

Türk Aynştaynı

Gönül insanı Sinanoğlu. 1935’te İtalya’da doğdu. Daha sonra ailesi ile Türkiye’ye döndü.

dünya olmak

Dünya Olmak

    Kayalıkların üzerindeyim. Hava sanki benim ruh halimi yansıtır gibi buhranlı…