demokrasi

Türkiye’deki Demokrasi Eksikliğine Bir Çözüm

Anayasal Muhalefet Bağlamında Yeni Bir Denetim Mekanizması

Günümüzde insanların refah içerisinde yaşayabilmeleri ve geleceği inşa edebilmeleri için yegâne yönetim biçimi demokrasidir. Zira sağlam bir demokraside fikirlerimizi özgürce ifade edebilir, insanca yaşayabilir, en ileri eğitimi alabilir ve adaletin varlığından söz edebiliriz. En azından bu pozitif gelişmelere sağlam bir zemindir demokrasi. Peki ülkemizin tarihsel problemi olan demokratik eksikliği nasıl çözebiliriz?

Türkiye’de çok partili seçimler 1950 yılında yapılmaya başladı. Bu yüzden Türkiye’nin demokrasi tarihini bir nevi 70 yıldan ibaret sayabiliriz. Bu bile pek bilimsel bir hesap olmamakla birlikte, 70 yıl gözümüze büyük görünebilir. Fakat bir devlet için ve hele ki demokrasi için oldukça kısa bir süredir.

Demokrasi, altında birçok bileşenin barındığı -aynı buzdağının görünen kısmı gibi bir yönetim biçimidir. Eğer bileşenler yeterince sağlam olmaz ise demokrasi gerçekleşemez. Demokrasinin temel bileşenleri yasama, yürütme ve yargı erkleri olup Türkiye’nin problemlerinin temelinde bu bileşenlerin yeterince ayrı olamaması ve demokratik fonksiyonlarını gerçekleştirememesi yatmaktadır.

Kısacası, ülkemizin demokratik eksikliğini iki temel sebebe bağlayabiliriz: 1-demokrasinin yeterince sindirilememiş/tecrübe edilememiş olması ve 2-demokratik denetimi sağlayan bir modelin uygulanmaması. Birinci sorunu demokrasi tarihimiz çözecek ve not edecektir. İkinci ve esas sorun ise denetimsizliğin mevcudiyetidir. Bunu çözmek için erklerin ayrılması gerektiği öne sürülür. Ancak Türkiye’de kuvvetler ayrılığı, oldukça sihirli fakat bazen kitap sayfalarından öteye geçemeyen bir terimdir.

Demokrasilerde halkın oylamasıyla bir parti ve kabineye siyasi güç veririz. Bunun karşılığında siyasilerin tüm toplumun yararına çalışmasını ve ülkenin geleceğini inşa etmesini bekleriz (toplum sözleşmesi). Buradaki temel sorun, verdiğimiz siyasi gücün kesinliği fakat beklenilen yarar ve refahın kesin olmamasıdır. Bu yüzden gelişmiş demokrasilerde denetleme mekanizmaları mevcuttur. Yürütmenin denetlenmesinde temel kurumlar yasama ve yargı organlarıdır (aşağıda bkz. horizontal denetim). Bu üç erkten herhangi birinde ortaya çıkacak bir sorun demokrasinin çökmesine yol açar. Ayrıca bu üç kuruma demokrasinin ayrılmaz dördüncü bileşeni olan sivil toplum kuruluşları da (STK) eklenebilir. Gelişmiş demokrasilerde STK’lar ciddi roller üstlenir. STK’lar bir fazlalık olmayıp, demokrasilerdeki hayati bir boşluğun doldurulmasını sağlarlar. Türkiye’deki demokrasi sorununu çözmek konusunda STK’ların güçlendirilmesi not edilmelidir. Fakat bu yazıda demokrasimize yönelik soruna dair çözüm için yeni bir kurum önerilecek.

Bu soruna yönelik hem doğası gereği hem de anayasal olarak Türk siyasi tarihinde birçok kez sağlam ve bağımsız olduğunu kanıtlayan muhalefet kurumu bir çözüm olabilir. Madem ki denetimsizlik demokrasiyi yaralıyor, o zaman doğasında denetim ve eleştiri olan muhalefet kurumunu güçlendirmemiz ve muhalefeti denetim mekanizmalarına katmamız gerekiyor. Muhalefetin eleştirme ve hükümetlerin hatalarını araştırma enerjisi hiçbir kurumda yoktur. Bu da demokrasinin denetlenebilirliğine çok büyük bir katkı sağlar ve Türkiye’nin demokrasisindeki açık bu şekilde kapatılabilir. Muhalefetin güçlenerek denetim mekanizmalarını sağlamlaştırması, muhalefetin kurumlaşmasıyla mümkün olabilir.

Bu “kurumlaşma” ile kastettiğim şey siyaset bilimi literatüründeki parti kurumlaşması veya parti sistemi kurumlaşması değil. Burada muhalefet kültürü ve gücünün anayasal kurumlaşmasını kastediyorum. ‘Muhalefet’ten kastım, spesifik bir parti olmayıp hükümet dışı anayasal partileri kapsıyor.

Muhalefeti güçlendirip demokratik denetim mekanizmalarını sağlamlaştırabilmek için muhalefet kavramını merkeze alacağımız çeşitli anayasal yenilikler gerekiyor. Öncelikle yasalarımızda meclis muhalefetinin kapsamı genişletilip rolleri kesinleştirilmelidir. Muhalefetin yürütme fonksiyonlarına dahil olması doğal olarak mümkün değildir. Dolayısıyla muhalefetin yürütme fonksiyonlarına dahil olmadan yürütmeyi yakından izleyebilmesi için aynı bir gölge kabine gibi (bkz. Westminster sistemlerindeki shadow cabinet) anayasal olarak yapılanması gerekiyor. İki partili bir meclise sahip olmadığımızdan ve Türkiye’deki ana muhalefet kavramı belirsizleşmeye başladığından dolayı; yürütmenin kurumlarını izleyecek kabinenin her partiye özgü değil meclisteki tüm muhalefet partilerini temsilen bir tane olması daha gerçekçi olacaktır. Bu kabine, meclisteki muhalefet partilerinin kendi aralarında (hükümetten bağımsız) oylama ile oluşturacakları bir hükümet denetleme kurumu (HÜDEK diyelim) başkanı ve her yürütme kurumuna yönelik denetlemeyi organize edecek gölge bakanlardan oluşabilir. Yürütmenin her kurumunun gerçekleştirdiği işlemleri ve resmi raporları dışarıdan tam izleme yetkisine sahip olan bu hükümet denetleme kurumu, tespit ettiği tüm olumsuzlukları resmi kanıtlarıyla birlikte hükümete cevaplandırması için yöneltir. Hükümet soruları belirli bir süre içerisinde cevaplandırmadığı taktirde yalnızca kendi düşündüğü olumsuzluklar ve resmi kanıtlarıyla; cevaplandırdığı taktirde kendi düşündüğü olumsuzluklar, resmi kanıtlar ve hükümetin cevaplarıyla birlikte bir rapor olarak kamuoyuyla paylaşır. Zaten demokrasilerdeki muhalefet partilerinin yürütmenin icraatlerini araştırıp kamuoyuyla paylaşma görevi ve yetkisi vardır. Fakat ülkemizdeki demokratik eksikliklerden dolayı muhalefet partileri bu fonksiyonları gerçekleştirememektedir.

Muhalefet partilerince oluşturulan bu kurulun hazırladığı raporda olaylara suç atfetmesi mümkün olmamalı ve rapor bir resmi evrak niteliği taşıyarak resmi bir dile sahip olmalıdır. Kurulun rapora ekleyebileceği kanıtlar yalnızca resmi evraklar ve kurum yöneticilerinin resmi açıklamalarından meydana gelmek zorunda olmalıdır. Resmi evrak veya resmi açıklama dışında hiçbir “kanıt” raporda sunulamaz. Raporda hakaret ve iğneleyici ifadeler bulunmamalıdır. Tüm bu önlemler, muhalefetin bu yetkiyi kötüye kullanma ihtimalinin önüne geçebilmek içindir. Yargı mercileri raporda kamuoyu ile paylaşılan “olumsuzluklar” ve cevaplara göre yalnızca gerekli gördükleri taktirde soruşturma başlatırlar. Kamuoyuyla paylaşılmadan önce raporun gizli tutulması demokratik bir kültür haline getirilmelidir. Tüm bunlar anayasal düzen içerisinde ortaya konulup karşılıklı şeffaflaşmanın önünü açabilir ve denetim mekanizmalarının Türkiye’de çok farklı bir şekilde güçlenmesini sağlayabilir.

Demokratik problemlerimizin merkezine denetimi aldığımıza ve bu konuya muhalefet bağlamında bir öneride bulunduğumuza göre vertikal, horizontal ve diyagonal denetim mekanizmalarını açıklamak gerekiyor.

denetim mekanizmaları
Diyagram 1. Vertikal, horizontal ve diyagonal denetim mekanizmalarının birbirleriyle ilişkileri

Horizontal denetim devletin yasama, yürütme ve yargı gibi kurumlarının birbirlerini resmi olarak denetlemesiyle gerçekleştir. Vertikal denetim ise vatandaşlar ile hükümet arasındaki direkt etkileşimle ortaya çıkar. Örneğin seçimler vertikal denetimin en önemli parçası olup vatandaşlar hükümetleri oyları ile güçlü bir şekilde denetlerler. Ayrıca insanların çeşitli amaçlar ve çıkarlar uğruna oluşturdukları gruplar ve lobi faaliyetleri de hükümetleri dolaylı olarak etkiler ve bu da vertikal denetimdir. Diyagonal denetim, vertikal ile horizontal denetimin birbirini etkilemesiyle ortaya çıkar. Vatandaşlar gerçekleştirdikleri sosyal projeler veya kampanyalar ile horizontal kurumların kararlarını (yasama, yürütme, yargı vb.) etkileyebilirler. Diyagonal denetimin gerçekleşebilmesi için sivil toplum kuruluşlarının bağımsız ve özgür olması, basının özgür olması ve ifade özgürlüğünün mevcut olması gereklidir.

Bahsedilen hükümet denetleme kurumu aslında horizontal denetimin doğal bir parçasını güçlendirmeye çalışıyor. Zaten yasama organı hükümeti denetlemekle yetkili olduğundan dolayı bu tip bir kurum, horizontal denetimin sadece daha da güçlenmesini sağlıyor. Bunun yanı sıra denetim mekanizmalarında kamuoyunu etkileme açısından çok daha güçlü bir katkı sağlanmış oluyor. Zira açıklanan resmi raporlar hem kamuoyunu hem de medyayı etkilemek konusunda oldukça etkili olabilir. Ülkelerdeki demokrasinin önemli bir ayağı olan medya ve özellikle araştırmacı gazetecilik dalının ülkemizde güçlenmesi sağlanabilir. Aynı zamanda denetim mekanizmalarına yeni fakat oldukça dinamik bir kurum eklenmiş olduğu için karşılıklı şeffaflık da artacaktır. Bu da horizontal devlet kurumlarının sorumluluğunu dolaylı olarak arttıracaktır. Ayrıca bu yeni kurum, kamuoyu ile horizontal kurumları birbirine bağlayarak diyagonal denetime çok güçlü şekilde katkı sağlayabilir. Ek olarak, bu yeni kurum siyasi partilerin tecrübe kazanabilmesini ve muhalif partilerin örgütlenme başarısını somut bir şekilde ortaya koyabilmesini de sağlayacaktır. Gerçek demokratik kültüre sahip toplumlarda muhalefet partileri mağlup parti olarak görülmekten ziyade hükümete alternatif olarak görülürler. Bu demokratik algıyı yerleştirebilmek için de bu tip bir kurum işe yarayabilir. Muhalefetin kurum olarak güçlendirilmesi, STK’ların dolaylı olarak güçlenmesine vesile olacak ve aynı zamanda demokratik ifade özgürlüğünün gelişmesini de sağlayacaktır.

Türkiye’de tarih boyunca devlet çok güçlü olmuştur. Bunun kökenleri paternal ve merkezi mutlak monarşiyle yönetilen Osmanlı İmparatorluğu’nun mirası olmamızda aranabilir. Bu sebeple ülkemizdeki hükümetler çoğu zaman denetlenmeyi sevmezler ve bundan öteye denetlenmeyi anti-demokratik bulurlar. Bu yalnızca tarih boyunca hükümetlerimizin çarpık bir düşüncesinden öteye aynı zamanda Türkiye’deki denetim mekanizmalarının yanlış fonksiyonlar göstermiş olmasında da aranabilecek kompleks bir mevzudur. Muhalefetin denetim sistemine yönelik kurumlaşması; hükümetin yürütme fonksiyonlarını kaybetmesi veya bunu bir demokratik tehdit olarak görmesiyle sonuçlanabilir. Bu teoride haklı bir serzeniş olabilir çünkü hükümetlerin anayasal çerçeve içerisinde yürütmeyi -monopolize etmeden- bağımsız bir şekilde gerçekleştirebilmeleri şarttır ve bu da hükümet ile muhalefet arasındaki hassas bir dengeyle gerçekleşir. Fakat ülkemiz için pratikte bu serzeniş haksız olacaktır. Çünkü Türkiye’de devletin ve hükümetin yürütmedeki bağımsız gücü çok fazladır ve muhalefetin bu anlamda kurumlaşması, yürütmenin fonksiyonlarını demokratik sınırların altına çekmesine yol açmayacaktır.

denetim indeksi
Grafik 1. Türkiye’deki vertikal, horizontal ve diyagonal denetim indeksi ortalamasıyla OECD ülkelerinin karşılaştırması, 1980-2019, V-DEM Enstitüsü verisi.

Grafik 1’de düşünülmesi gereken çok nokta vardır fakat yalnızca günlük siyasete ve kısa döneme eleştiride bulunmak yetersizdir. Türkiye’deki kuvvetler ayrılığı tek partili iktidar dönemlerinde her zaman yasama ve yürütmenin gölgesinde kalmıştır. Zira yasama merci olan mecliste hükümet partisinin koltuk sayısı genellikle çoğunluğu oluşturur ve bu durum yürütmenin yasamayı yönlendirmesine yol açar. Bu sayede -özellikle seçilmiş olmanın tek demokratik kriter olduğu algısına sahip toplumlardaki- hükümetler denetlenemez/denetim üstü ilahi bir kuruma dönüşürler. Çok partili iktidar dönemlerinde ise tek bir partinin meclis çoğunluğunu oluşturamamasından ötürü yasama ve yürütme yumuşak kuvvetler ayrılığı ilkesine yaklaşmış olur. Fakat bu sefer de istikrarlı bir yürütme mevcut olmadığından yönetimsel sorunlar yaşanır. Bu, Türk demokratik sisteminin bir çıkmazıdır. Günümüzde başkanlık sisteminin bir formu olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle ortaya çıkan yeni durum ise ne yazık ki demokratik denetim sistemlerinin “istikrara” daha da kurban edilmesine yol açmıştır. Başkanlık sistemlerinin temel felsefesi olan sert kuvvetler ayrılığı ve denetim sistemi ne yazık ki göz ardı edilmiştir. Bu durum demokrasimizi daha da yaralamakta ve bu çıkmazın derinleşmesine yol açmaktadır. Bunlar bilimsel gerçeklikler olarak karşımıza çıkıyor. Oysa gelişmiş demokrasilerde hükümetler güçlerini ve meşruluklarını yalnızca seçilmiş olmalarıyla değil aynı zamanda denetleniyor olmalarıyla kazanırlar. Çünkü denetleniyor olmak demokratik meşruluğun en üst seviyesini oluşturmaktadır.

Türkiye’de denetim mekanizmaları yetersiz kaldığı için bir yeniliğe ihtiyacımız olduğu kesindir. Fakat, doğal olarak devlet ve bürokrasi statükoyu sever. Bu sebeple anayasal muhalefetin oluşturacağı yeni bir denetim mekanizmasının gerçekleşebilmesi için ciddi bir çalışma gereklidir. Bu yeniliğin muhalefetlere bir güç ve külfet vermesinin yanı sıra hükümetlerin karşısına fazladan bir denetim çıkarıyor olması karşılıklı anlaşmayı zorlaştıracaktır. Bu yüzden böyle bir yeniliğin gerçekleşebilmesi için iktidar ve muhalefetin bir araya gelerek çalışması gerekir. Bu demokrasi için gerekli bir “tasarruf” olmalıdır. Bu kurum belki de Türkiye’de gerçekleşmesi hayal gibi görülen çeşitli demokratik kuralların pratikte gerçekleşmesini sağlayabilir.

Bu çözümsel öneri size garip veya alışılmadık gelmiş olabilir. Demokrasi esasında tüm kuralların belli olduğu bir sistem değildir. Zaten toplumların yaşanmışlıkları ve bir karakteri vardır. Bu yüzden demokrasiler her ülkede farklı yorumlanmakta ve farklı dinamiklerle hayat bulmaktadır. Eğer yorum ve dinamikler toplumun gerçekleriyle örtüşmüyorsa ve eksikliklere önlem olarak ortaya koyulmadıysa demokrasi kırılgan olmaya mahkumdur. Bu sebeple ülkemizin gerçeklerini ortaya koymalı ve sorunları ortaya çıkmadan çözebilecek mekanizmalar geliştirmek zorundayız. Bunun ilk adımı hipotezler ve öneriler üretmektir.

Türkiye’nin demokratik sorunları doğal olarak birçok olayla ilişkili kompleks bir mevzudur. Fakat bu yazıda olaylara yalnızca anayasal muhalefet açısından bakılarak yeni bir denetimsel çözüm önerisi aranmıştır. Hükümet denetleme kurumu gibi yeni bir denetim mekanizmasının gerçekten çalışabilmesi için karşılıklı demokratik saygının gerekiyor olması sürpriz değildir. Ancak bu yazı serisinin bağlamında anayasal muhalefet merkeze alınarak diğer siyasi oluşumlar (özellikle hükümet) dışlanmıştır. Yine bu bağlamda, önerilen sistemin ve demokratik kültürün sağlam olabilmesi için muhalefetin bugün yaptığı demokratik hataları yapmaması gerekmektedir. Bu hatalara ve potansiyel çözümlere yönelik fikirlerime bu yazı serisinin ilerleyen bölümlerinde değineceğim.

Demokrasi ve Muhalefet Yazı Serisi

1) Günlük Siyaset Yorumunda Normatif İle Pozitif Kargaşası

2) Demokrasimiz Siyaseten Ahlaklı Liderlerle Kurtulmayacak!

3) Türkiye’deki Demokrasi Eksikliğine Bir Çözüm

Bibliyografya

  • Norton, Philip. (2008). Making Sense of Opposition. The Journal of Legislative Studies, 14(1-2), 236–250.
  • Weinblum, Sharon and Brack, Nathalie, ‘Political Opposition’: Towards a Renewed Research Agenda (June 23, 2011). Interdisciplinary Political Studies, Vol. 1, No. 1, p. 69, June 2011.
  • Majority and opposition – striking a balance in democracy – Theme 3 Information document prepared by the secretariat on the instruction of the President of the Council of Europe Parliamenentary Assembly. European Conference of Presidents of Parliament Oslo, Norway, 11-12 September 2014
  • Fontana, David, Government in Opposition (December 14, 2009). Yale Law Journal, Vol. 119, p. 548, 2009; GWU Law School Public Law Research Paper No. 487; GWU Legal Studies Research Paper No. 487.
  • Yee-Fui Ng. Developing An Accountability Framework: Political Advisors İn The Westminster System Of Governance.
  • Aucoin, Peter. (2006). Improving Government Accountability.
  • Akgül, Mehmet Emin. Kuvvetler Ayrılığı İlkesinin Dönüşümü ve Günümüz Demokratik Rejimlerindeki Anlamı. Ankara Barosu Dergisi, 2010; 68(4):80-101.
  • Coppedge, Michael, John Gerring, Carl Henrik Knutsen, Staffan I. Lindberg, Jan Teorell, David Altman, Michael Bernhard, M. Steven Fish, Adam Glynn, Allen Hicken, Anna Luhrmann, Kyle L. Marquardt, Kelly McMann, Pamela Paxton, Daniel Pemstein, Brigitte Seim, Rachel Sigman, Svend-Erik Skaaning, Jeffrey Staton, Steven Wilson, Agnes Cornell, Nazifa Alizada, Lisa Gastaldi, Haakon Gjerløw, Garry Hindle, Nina Ilchenko, Laura Maxwell, Valeriya Mechkova, Juraj Medzihorsky, Johannes von Römer, Aksel Sundström, Eitan Tzelgov, Yi-ting Wang, Tore Wig, and Daniel Ziblatt. 2020. ”V-Dem Accountability Index Dataset v10”. Varieties of Democracy (V-Dem) Project.
  • Improving Democratıc Accountability Globally A Handbook For Legislators On Congressional Oversight In Presidential Systems. World Bank Institute, and Global Organization Of Parliamentarians Against Corruption (GOPAC), November 2013.
  • Julius Kiiza, “The Role of Opposition Parties in a Democracy“, A paper presented   at   the   Regional   Conference   on   Political   Parties   and Democratisation  in  East  Africa  25  – 27/08/2005, Impala Hotel, Arusha, 2005.
  • Lindberg, Staffan I., Anna Lührmann, and Valeriya Mechkova. 2017. “From De-Jure to De-Facto.” World Development Report. World Bank, New York.
  • Levent Gönenç, Siyasi iktidarın denetlenmesi, dengelenmesi ve anayasalar, TEPAV.
  • Lührmann, Anna, Marquardt, Kyle, & Mechkova, Valeriya. (2020). Constraining Governments: New Indices Of Vertical, Horizontal, And Diagonal Accountability. American Political Science Review, 1-10.

Uzayzaman boşluğunda incir çekirdeğinin hacmi kadar bilgi ve düşünce kaplıyorum.
Ve ayrıca gece vakitleri güneş ışınlarını görebiliyorum...

Çeviri yazılarım tamamıyla benim fikrimi yansıtmayabilir. Genellikle, dünyanın Türkiye'ye olan bakış açısını gösterebilmek amacıyla çeviri yapıyorum.
Eleştirilerinizi ve fikirlerinizi yazıların altındaki yorum kısmına yapabilir veya iletişim sayfasından mail atabilirsiniz.

Yorum bırakın

Your email address will not be published.

Politika Kategorisinde Son Yazılar