türkiye AB ilişkileri

Türkiye’nin Avrupa Birliği ile Olan Zorlu İlişkileri Onarılabilir mi?

/
1

Türkiye’nin Suriye’ye olan askeri operasyonu sonucunda AB ile ilişkileri zarar gördü

Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı anayasal reformun, ülkedeki hukukun üstünlüğü ilkesini değiştirmesiyle birlikte Türkiye ile Avrupa Birliği’nin (AB) ilişkileri kırılgan bir zeminde ilerliyor. Fakat, Türk hükümetinin Suriye’ye girmesi sonucunda işler daha da kötüye gitti. Birçok Avrupa ülkesi, bu askeri operasyonu bir iç politik operasyon olarak gördü ve İslam Devleti’ne karşı sözde mücadelenin ancak ikincil planda olduğunu düşündü. Terörizm konusunda iç politikada bir uzlaşma sağlamak, Türkiye’nin iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) içerisindeki karşıt görüşlüleri ve muhalifleri geçici olarak susturacak.

Lakin, AB’nin oybirliği ile gerçekleştirdiği kınama ve birkaç AB ülkesinin uyguladığı silah ambargoları, Türk hükümetini caydırmayacak. Hatta bu tutum, rejimin Türk yargısı ve medyası üzerindeki etkisini arttırarak ters bir etkiye sebep olabilir. Genel konuşmak gerekirse, Türkiye’deki aşırı milliyetçi akım –ki başkanın iç politikadaki gücünü arttırmaya yöneliktir- doğası gereğince AB ile Türkiye arasındaki ilişkileri bozucu bir etkiye sahiptir.

Mülteci akınını yönetme anlaşması tehlike altında

AB, Türkiye’deki Suriyeli mülteciler için insani yardım olarak 6 milyar avroluk bir tesis kurdu. Bu proje toplamda dört yıla yayıldı ve şuanda bitmek üzere. Bu, şimdiye kadar yapılmış en büyük proje oldu ve Suriyeli mülteciler, yerel halk ve Türkiye’deki AB ortaklarından (AFAD, Sağlık Bakanlığı, Eğitim Bakanlığı ve Kızılay) övgüler aldı.

Lakin Türk hükümeti, bu devasa insani programı çok sert bir şekilde eleştirdi. Bunun sebebi, projede kullanılan paranın hepsinin bir anda hükümet hesaplarına aktarılmamış olmasıydı. Fakat bu tip bir işlem AB yasalarına aykırıdır. Ayrıca hükümet, 2016 yılında AB’nin vize serbestisi, gümrük birliği ve üyelik sürecini iyileştirmek konusunda verdiği sözleri tutmaması sebebiyle derinden kırılmıştı.

Eğer AB, Türk yöneticileriyle bir anlaşmaya varabilirse, mevcut insani projenin altyapısı daha da genişletilebilir veya uyarlanabilir.

Türkiye’nin AB ile olan ilişkilerini ABD ve Rusya nasıl etkileyebiliyor?

Temmuz 2016 yılındaki başarısız darbe girişiminden sonra Türkiye ile Rusya’nın ilişkileri yakınlaşmaya başladı. Rusya’nın Türkiye ile olan ortaklığında hukuk ve hukukun üstünlüğüne dair şikayetlerde bulunmayışı -AB ve ABD’nin aksine-, Türk hükümetinin bu ortaklıkla bulduğu rahatlığı yansıtıyordu.

Rusya, Türkiye’ye S-400 hava savunma füze sistemlerini sattığından beri, ikili ilişkiler çok farklı bir boyuta taşındı. Batı nezdinde Rusya, NATO’nun kendi savunma altyapısını bozmak ve Türkiye ile NATO ülkeleri arasını açmak amacıyla Türkiye’yi kullanıyor gibi görülüyor.

ABD ile Avrupa’nın ise bambaşka bir sorunu var. ABD hükümeti, Suriye’nin kuzeyindeki IŞİD ile savaşan koalisyon hakkında olduğu gibi; ciddi transatlantik anlaşmaların belirleyeceği konularda oldukça tahmin edilemez bir şekilde hareket ediyor. Bu, transatlantik müttefiklerin Türk hükümetine tutarlı bir mesaj gönderemediği anlamına geliyor.

Türkiye’de yeniden yükselişe geçen milliyetçilik nerede sona erebilir?

Milliyetçiliğin yeniden yükselişe geçmesinde tek sebep olarak, günümüz Türk siyasi tartışmalarına konu olan komplo teorilerinin yan etkisi düşünülmemelidir. Aynı zamanda, Türkiye’deki aşırı sağ ve aşırı muhafazakâr bir parti olan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile hükümetin iş birliği ve onların AB ve ABD karşıtı siyasi hareketleri bu duruma etkili olmaktadır. Bu tutum, AB’yi destekleyen unsurların Türk siyasi hayatında uçlara itilerek marjinalize olmasına yol açmıştır. Şuandaki liderlik, yalnızca tek adam sistemine dayanıyor. Bu da tam olarak AB standartlarının zıddı bir tutumdur.

Lakin günümüz Türkiye’sinde daha ciddi bir eğilim bulunuyor. Türk nüfusunun önemli bir bölümü, kendi ülkelerinin NATO, Gümrük Birliği ve Avrupa Konseyi aracılığıyla Batı’ya olan bağlılığından rahatsızdır.

Belki de Soğuk Savaş sonrası dönemde, Türkiye’nin Rusya ve Çin ile daha güçlü bir ittifak kurarak NATO ile olan ilişkilerini gevşetmesi ve NATO’yu dünyadaki diğer büyük güçlerle eşit konuma almasıyla birlikte Türkiye daha iyi işler başarabileceğini düşünüyor. Eğer bu anlayış gerçekleştirilirse, dış politikada yapılacak olan bu temel değişiklik Türkiye için gerçek bir dönüm noktasını teşkil edecektir. Bunlar Türkiye’nin karar vermesi gereken kritik seçimlerdir. Lakin Brüksel’in gözünde, bunların hiçbiri gerçek bir demokrasi zemininde yapılmıyor.

AB, Türkiye ile ilişkilerinde üstünlük elde edebilir mi?

Türkiye’deki iç politik durum göz önüne alındığı takdirde, mevcut hükümetin; AB’nin hukukun üstünlüğü, ekonomik reformlar veya dış politikadaki isteklerini umursayacağı oldukça şüphelidir. Türk hükümeti şimdiye kadar AB’yi sinirlendirerek iç politikada başarı elde etmiş gibi görünüyor.

Burada yatan esas problemi ticaret ve finans oluşturuyor. Türkiye, Avrupa’nın üç dayanak noktasını kullanmadan yapamaz: piyasalar, kâr (hem kısa vadeli yatırım hem de doğrudan yabancı yatırımlar) ve teknoloji. Kısaca, Türkiye’nin bunlara dair alternatifleri bulunmuyor. Lakin Türk yönetiminin Avrupa’ya karşı düşmanlığı ve antidemokratik yönetim şeklinin ülkenin ekonomik sıkıntılarını çözmeyi zorlaştıracağını anlayıp anlamayacağı belirsizdir.

AB-Türkiye ilişkilerini yeniden canlandırmak

Terörizm hem Türkiye hem de AB’yi tehdit ettiğinden dolayı, terörle mücadele konusu ortak çalışılabilecek bir konu olarak karşımıza çıkıyor. Terörle mücadele, AB pasaportuna sahip olanlar da dahil olmak üzere, cihatçıların izini sürebilmek için oldukça yakın ve güvene dair ilişkiler gerektirmesi sebebiyle hassas bir konudur.

Ancak, Türk yönetiminin AB ile işbirliği konusundaki her alanda düşmanca tutumu, birlikte çalışmayı geçmişe göre daha da zorlaştırıyor. Özellikle Türk hükümetinin, Kuzey Suriye ve Türkiye’deki Avrupalı cihatçıları tekrar Avrupa’ya göndermeye karar vermesi, birlikte çalışmayı daha da zora sokabilir. AB pasaportuyla Türkiye üzerinden Suriye’ye geçen ve vatandaşlıkları iptal edilen cihatçılarla ilgili sorun, her iki taraf için de oldukça dikenli bir zemine yol açıyor.

Bu sorun, özellikle Erdoğan’ın Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin Avrupa’ya gitmelerine izin vereceğine dair söylemlerinden sonra tekrar gündeme geldi: “Destek alsak da almasak da, misafirlerimizi korumaya devam edeceğiz. Fakat her şeyin üstesinden gelemeyiz. Eğer başka bir çözüm yolu bulamazsak, sınır kapılarını açacağız. Bu durumda mültecilerin hangi yöne gidecekleri oldukça açıktır.”

Ticaret ve özellikle Ocak 1996 yılından beri yürürlükte olan, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile arasındaki Gümrük Birliği Antlaşması’nın güncellenmesi konusu –bu vasıtayla Türkiye’nin üretim endüstrisi AB ile tam uyumludur-  AB ile Türkiye arasındaki en önemli ikinci iş birliği alanıdır. Lakin burada da Türk hükümetinin kasvetli tutumu güçlük çıkarmaktadır.

Türkiye’nin AB firmalarından sermaye ve teknoloji ihtiyacı olduğundan beri, doğrudan yatırımlar iş birliğinin hayati parçalarından bir başkasını oluşturuyor. Fakat bozulmuş politik ilişkiler gelecekteki üretimlerin üzerine karanlık bir gölge düşürüyor. Volkswagen firmasının 1.3 milyar avroluk yatırımını dondurma kararı buna bir örnektir. Şaşırtıcı olmayacak ama ülkede yürütülen birçok siyasi dava, Türkiye’nin bir iş ortağı olarak çekiciliğini büyük oranda etkiledi. Hukuk kurallarını hiçe saymak iç politikada belki işe yarayabilir. Fakat uluslararası ortamda kesinlikle işe yaramaz.

Çeviri

Yazar: Marc Pierini

Çeviren: Nihat

Orijinal Metin: Carneige Endowment for International Peace: Carneige Europe (07/11/2019)

Uzayzaman boşluğunda incir çekirdeğinin hacmi kadar bilgi ve düşünce kaplıyorum.
Ve ayrıca gece vakitleri güneş ışınlarını görebiliyorum...

Çeviri yazılarım tamamıyla benim fikrimi yansıtmayabilir. Genellikle, dünyanın Türkiye'ye olan bakış açısını gösterebilmek amacıyla çeviri yapıyorum.
Eleştirilerinizi ve fikirlerinizi yazıların altındaki yorum kısmına yapabilir veya iletişim sayfasından mail atabilirsiniz.

1 Comment

Yorum bırakın

Your email address will not be published.

Çeviri Kategorisinde Son Yazılar