iş bölümü

Ulusların Zenginliği: İş Bölümü

/

Tarihsel süreç içerisinde insanların becerilerinin, isteklerinin ve toplumsal dayanışmanın bir parçası olarak ortaya çıkan iş bölümü Adam Smith ile beraber iktisadi kavramlar içerisinde özellikle yer almaya başlamıştır. Eski Çağlarda kişilerin becerileri doğrultusunda gelişen veya babadan oğula ya da ustadan çırağa süregelen üretimin devamlılığı, nüfusun artmasıyla birlikte verimlilik sorununu beraberinde getirmiştir. Beş ayrı kitaptan oluşan Ulusların Zenginliği’nin, Emeğin Üretici Güçlerindeki Gelişmenin Nedenleri ve Üretimin Farklı Tabakalar Arasındaki Doğal Bölüşümünün Düzeni Hakkında isimli ilk kitabının ilk üç bölümünde bu kavramın yer almış olması, Adam Smith’in iş bölümüne verdiği önemi göstermektedir.

A. Smith’e göre üretimin verimliliği büyük oranda iş bölümünden oluşmaktadır. Meşhur toplu iğne atölyesi örneğinden yola çıkarak ifade ettiği gibi, ziyarette bulunduğu, yeterli araç gereç ve personele sahip olmayan (10 işçinin çalıştığı) bir atölyede her kişi, bir günde 20 iğne yapamıyorken, iş bölümüne gidildiği zaman günde 4.800 toplu iğne yapabilmektedirler. “… sadece işin tamamının başlı başına bir işkolu değil, ama aynı zamanda onun bir dizi branşlara bölündüğü ve işin büyük bir kısmının da bağımsız işkolları haline geldiği durumda, bir kişi teli çekip gerer; diğeri doğrultur; bir üçüncüsü keser; bir dördüncüsü ucunu sivriltir; bir beşincisi baş geçebilmesi için tepesini ezer; başını yapmak için de ayrıca iki üç işleme gerek vardır; başını geçirmek başlı başına bir iştir; topluiğneleri parlatmak yine öyle; onları kağıdın arasına koymak bile başlı başına bir işkoludur; böylece önemli bir iş olan topluiğne yapmak kimileri bazı imalathanelerde ayrı kişiler tarafından yerine getirilen, kimilerinde ise aynı kişinin bunlardan ikisini ya da üçünü yerine getirdiği yaklaşık on sekiz farklı işleme bölünmüştür.” Dönemin imalathanelerinin birçoğunda iş bölümü olması gerekenden daha az sayıda insan etrafında şekillense bile bir üretim sürecine ne kadar çok dahil edilebilirse verimlilik o oranda artmış olacaktır. Aynı zamanda iş bölümünün üretime yansıtılması veya yansıtılmaması, A. Smith için bir ekonominin gelişmişlik düzeyini de yansıtmaktadır. “.. geri bir toplumdaki bir kişinin işi, gelişmiş bir toplumda bir çok kişinin işi olmaktadır. Her gelişmiş toplumda, çiftçi sadece ve sadece çiftçidir; imalatçı ise sadece imalatçıdır. Bütün bir üretimi yapmak için gerekli emek de hemen hemen çok sayıda kişiye bölünür.”

Ancak tarımın doğasına göre iş bölümünün tarım faaliyeti içerisinde yer bulması kolay değildir. Çünkü tarım, dönemsel olarak yapıldığı için sürekli istihdamı zordur ve tarımsal üretim zincirleri içerisinde bulunanlar neredeyse hep aynı kişilerdir. Tarımsal verimliliği artırmanın yolunun, ülkedeki sanayi sektörünün gelişmişliğine bağlayan Smith, dolaylı olarak iş bölümünün sanayi üzerinden tarımsal verimliliği de arttıracağını savunur.

Adam Smith, belirli sayıdaki insanın iş bölüşümü sonucunda üretimin artmasını üç etkene bağlıyor. Bunlar; işçilerin niteliği, üretim zinciri içerisinde bir süreçten diğerine geçişte zamandan tasarruf edilebilmesi, üretim içerisinde harcanan emek miktarını azaltacak ve birden fazla kişi ile gerçekleştirilen işin, bir kişi ile gerçekleştirilebilmesini sağlayacak olan makinelerin icat edilmesi.

İşçinin niteliğinin artmasıyla birlikte yapabileceği işin miktarı da artmış olacaktır. Her işi kendisi yapan veya az sayıda insana bölüştürülmüş olan üretim süreci içerisinde devamlı aynı işçiler çalıştırılsa da ürünün kalitesi aynı olmayacak ve bir süreçten diğerine geçişte kaybedilecek zaman ile verimlilik düşecektir. İşçi aynı üretim zincirinde kalabildiğinde edindiği tecrübe ile işin kalitesini ve ürettiği miktarı arttıracaktır. Aynı zamanda bir işçi, üretim sürecinin birden fazla noktasında çalışmak durumunda kaldığında, bir noktadan diğerine geçişte odağını kaybederek zamanını doğru kullanamayacak, böylece ürettiği ürün miktarı da azalmış olacaktır. “İnsanlar, bütün dikkatleri değişik bir dizi şeye dağılmış olduğu zamandan daha çok, tek bir nesneye yöneltildiği zaman, herhangi bir hedefe ulaşmanın daha kolay ve hazır yöntemlerini keşfetmeye eğilimlidir.” Son etken, aslında yukarıda detaylandırılan iki etkenin doğal sonucu olarak görülüyor. Çünkü yazara göre bir kişi belirli bir iş süreci içerisinde ne kadar tecrübe sahibi olursa, işin gerekliliklerini de o kadar iyi bilebilecektir. Bu sayede o işi yapmanın daha kolay ve hazır bir yöntemini bulmaya yönelecek ve (bu işi yapanlar ile makineleri icat edenler genellikle aynı kişiler olmasa dahi) işin kolaylaşmasını ve hızlanmasını sağlayacak olan makinenin icadına neden olacaktır.

İş bölümü ile üretim miktarlarının artması A. Smith için ürünün, toplumun alt tabakalarına inmesinin yolunu açar. Bir ürünün üretim süreci içerisinde ne kadar çok insan bulunuyorsa, ürün o kadar çok oranda üretilmekte ve ürün bolluğu sonucunda daha fazla insana ulaşabilmektedir.  “Evrensel zenginliğin toplumun en alt tabakalarına değin indiği, iyi yönetilen bir toplumda, farklı işkollarındaki üretimin büyük miktarlarda katlanması, iş bölümünün sonucudur.”

Adam Smith, iş bölümünün ana nedenini yazının başında değindiğimiz insanların doğal olarak geliştirdikleri iç güdüye bağlar. Kişi toplumda yer edinebilmek amacıyla yapabileceği en iyi işi yapmak için yer aldığı üretimin içerisinde elde ettiği değer ile takas yoluna başvurarak gereksinimlerini karşılamaya çalışır. İş bölümüne neden olan da bu takas eğilimidir. Avcılığa yatkın olmayan kişi, üretim kollarının birisine (örneğin yay veya ok yapımına) daha yatkın olduğunu fark eder ve ürettiklerini avcılıktan elde edilen et ile takas yoluna gider. Bu yolla avcılıktan elde ettiği etten daha fazlasına sahip olabileceğini görecek ve bu iş, onun asıl işi olacaktır. Daha fazla et elde etmeyi amaçlamasıyla daha fazla üretim yapmanın yollarını arayarak verimliliğini arttırmaya çalışarak işini geliştirmek ve mükemmel hale getirmek için çabalar. Bu noktada ise üretim içerisinde ayrı bir iş bölümüne gidilir.

Yazarın bahsettiği şekliyle takas, iş bölümüne; iş bölümü ise ürünün artmasına ve ürün fazlasının oluşmasına neden olmaktadır. Fakat hiç kimse ürünün artmasıyla oluşan üretim fazlasının elinde birikmesini istemez. Demek ki iş bölümü, pazarın genişliği ile sınırlıdır ve bu durumda yeterli üretim sonrası ürünlerini takas edebilecek pazar bulamayan kişi, başka bir işe geçiş yapma durumunda kalacaktır. A. Smith bu sorunu denizden (veya taşımacılığa elverişli su yollarından) uzak kentler ile denize yakın (su yollarını kullanabilme imkanına sahip) kentleri karşılaştırarak, denize yakın olan ve bu sayede deniz yoluyla rahatça farklı pazarlar bulabilme imkanına sahip kentlerdeki ticaret hacminin, farklı pazarlara ulaşabilme imkanına sahip olmalarından dolayı daha yüksek olduğunu ve buralarda konuşlanan şehirlerin daha gelişmiş bir sanayi ve tarıma sahip olacaklarını belirtiyor.

 

Ulusların Zenginliği Kitabı Üzerine İncelemeler Serisi

1) Adam Smith’in Ulusların Zenginliği Kitabına Kısa Bir Giriş

2) Ulusların Zenginliği: İş Bölümü

Yararlanılan Kaynaklar

  • Ekonomik Teori ve Analizin Tarihi, Ahmet Ertuğrul, Efil Yayınevi, 2014
  • Ulusların Zenginliği, Adam Smith, Palme Yayıncılık, 2006
  • İş Bölümünün Evrimi: Antik Çağdan Klasik Yönetim Düşüncesine Bir İnceleme, Duygu TOPLU YAŞLIOĞLU, Murat YAŞLIOĞLU, İstanbul Gelişim Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 8 (1), Nisan 2021, ss. 181-191

Yorum bırakın

Your email address will not be published.

Ekonomi Kategorisinde Son Yazılar