dört mevsim
dört mevsim

Yaralı Gönlümden 4 Mevsim Sevdiğim’e Mektup

Kategori: Edebiyat

Sonbaharın yağması beklenen yağmurundan önce bedenim gözyaşlarımla ıslanmış, her damlasında seni sayıklayarak akıyordu burun kanatlarımın kıyısından. Ne ilkini görmüştüm baharın ne de gelmesi beklenen sonunu. Ben senin yokluğunda  üzerime yağan kar taneleri ile ebedi kışın içindeyim. Ne güzel ki o kar taneleri yüzünde parıldayan nur gibi bembeyazlar. Çeşit çeşit birbirinden eşsiz şekilleri senin eşsiz huy güzelliğini içlerinde barındırıyor. Seni yazıyorlar yüreğime, Sevdiğim diyorlar bedenimin her köşesine. Bu bedende sen olduğunca Sevdiğim yüreğimdeki yazı alın yazım olacaktır Allah’ın izniyle.

Sonbaharda dökülen yapraklar gibi sensiz geçen günlerim sararıp solmakta, umut ağacından hüzün dibine doğru süzülmekteler. Hasretle içinde ömrümün en sevgili günü olan 25 Mart’ı içinde bulunduran baharın solmayacak çiçekleriyle, dökülmeyecek yapraklarıyla sevda ağaçlarını beraber dikelim gönlümüzdeki biz ormanına. Baharlar bizim yazlar bizim olsun. Sonbaharda dökülen yapraklar değil, filizlenen söğüdün narin yaprakları olsun. Biten elvan elvan güller gülümsesin sabah gözlerini açmanla doğan güneşe. Bedenimin sonbaharında hasretle beklediğim baharımsın. Yüreğimin sensizlik kışında sığındığım sevda ocağımsın. Gel ki tüm mevsimler Sen olsun, Sevdiğim olsun.

Sen benim dört mevsim Sevdiğimsin. Gel gösterelim sözde birbiriyle nefis doygunluğunun sonuna erişip ebedi kışa giren bedenlere, aşkımızın iliklere kadar işleyecek ilkini. Güzün de bahar kışın da yaz olduğunu yaşayarak gösterelim. Onlar cemre nedir bilmiyorlar ki bahara yetişsinler. Kapıdan baktıran martın sabır gerektirdiğini hemen ardından yazın gelmeyeceğini bilmiyorlar. (Mart demişken Sevdiğim, hiç unutulmayan şeyin hatıra gelmiş olmasına ne ad verilir bilmiyorum ama, Mart deyince es geçemediğim bir gün, eğer ömrüm bir gün olsaydı benim yaşamak isteyeceğim tarih olan 25 Mart’ı, yani senin doğum gününü bir kez daha aşkla gönlümden sana söylüyorum.) Kışın bulutların arasından üzerlerine gelen güneş ışınlarını yaz zannediyorlar, bulutların güneşi setretmesiyle karanlığa bürünen gönüllerine bir ışık bulamayan sözde birbirine sevgili diyen iki insan evladı ayrılıyor. Ah Sevdiğim onlar bilmiyorlar Senin olduğun yerde güneşin karanlık kaldığını. Geceleyin gözlerindeki bakışın yüreğimi aydınlattığını, Senin yanımda olduğun her yerde gölgelerin bile utancından saklanmak istediğini. İki dakikalık zevki tadıp bir ömür kahredecekler anlamaz bizi. Sen benim bir ömür sevda hayatım, iki dünyada da Rabbim’den dilediğim gönlümün Hanımefendisisin. Közün ateş olup yaktığı bu yüreğimi sensiz bırakma Sevdiğim.

Dünyanın başkentinden (İstanbul) Türkiye'nin başkentine gurbete gelen ben. Geldiğimden beri her şeyin gurbetini yaşar olmuş bedenim. Gönlümü aşkıyla yaralayan Sevdiğim'e Ah seslenişlerimdir çoğu yazım. Vah vah edecek sözde sevgililere eyvallahımız yok bizim. Onlar için ibret, gerçek sevenler için yürekten kelimelerdir kalemimden akan. Çok sevdiğim, eserlerini okumaktan daima keyif ve bir o kadar da ibret aldığım Sinan Yağmur'un imza gününde imzalattığım kitabına yazdığı şu sözlerle sesleniyorum kendime, hakiki aşkı arayana, aşkı için yanana: "Her köz ateş, her kadın gönlüne güneş olmaz. Önce YAN!"

1 Yorum

Bir cevap yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*