bağırsak-beyin ilişkisi

Bağırsak-Beyin İlişkisi Nörobilimcileri Ele Geçiriyor

Kategori: Bilim/Çeviri Yazar: Sara Reardon / Çeviri:

Probiyotik satan şirketlerin uzun süredir iddia ettiği doğru bağırsak bakterilerinin geliştirilmesi zihinsel iyileşmeye yarayabilir ama nörobilimciler bu konuda şüphecidir. Şimdi otizm ve depresyon gibi hallerin mikrobiyom olarak bilinen bağırsağın mikrobiyal sakinleriyle bağlantısının güçlü bir kanıtı var. Ve nörobilimciler sadece klinik çıkarımlarından değil aynı zamanda deneysel tasarım için bağlantının ne anlama gelebileceğine dikkat çekiyor. Pasana’da Kaliforniya Teknoloji Enstitüsünde mikrobiyolog olan Sarkis Mazmarian ‘ çalışma alanı(Bağırsak-Beyin İlişkisi) farklı bir gelişmişlik seviyesine ilerliyor ve umarım bu, çok az sayıdaki laboratuvarın ticari ilgi ve bilgisinin çok olduğu bu tabloyu değiştirecektir’ diyor.

Bu yıl Amerika Ulusal Mental Sağlık Enstitüsü bağırsak-beyin ilişkisini hedefleyen yeni araştırma programlarına 1 milyon dolar daha harcadı.

Bağırsak mikrobiyomu ve davranışsal hallerin-özellikle otizm- kompozisyonu arasındaki korelasyona rağmen nörobilimciler bağırsak bakterilerinin beyne nasıl etkiyebileceklerini yeni anlamaya başlıyor. Mazmarian beyni sindirim sistemine bağlayan vagus siniri olduğu gibi bağışıklık sisteminin de bunda kesinlikle bir rol oynadığını söylüyor. Bakteriyel atık ürünleri de beyni etkileyebilir, örneğin intestinal bakterilerden en az ikisinin ürünü nörotransmitter GABA’dır.

İrlanda Cork Kolej Üniversitesinde farmakolog olan John Cryan ‘Mikrobiyomun muhtemelen beyin üzerindeki en büyük etkileri yaşamın erken dönemlerindedir’ diyor. Nörobilimcilerin toplantısında John’un grubu sezaryenle doğan fareler vajinal yolla doğan farelerden farklı mikroplara ev sahipliği yaptığını, anlamlı olarak daha endişeli ve de depresyon semptomlarına sahip olduğunu bulduklarını sundu. John Cryan ek olarak doğumda annelerinden vajinal mikropları alamamaları-normalde karşılaşacakları ilk bakteriler- yaşam boyunca mental sağlık değişimlerine neden olabileceğini söylüyor.

Benzer şekilde Mazmanian’ın laboratuvarının 2013’teki çalışmasına göre bazı otistik özelliklere sahip fare modellerinde Bacteriodes Fragilis denen bir ortak bağırsak bakterisi normal farelere göre çok düşük seviyededir. Bu hayvanlar ayrıca otizmde sıklıkla görülen sindirim sistemi semptomlarına sahip, antisosyal ve streslidirler. Fareleri Bacteriodes Fragilis ile beslemek ise semptomları tersine çevirdi. Grup ayrıca bu semptomlara sahip olan farelerin kanlarında 4EPS denilen bakteriyel metabolitin daha yüksek seviyelerde olduğunu ve bunun normal farelere enjeksiyonunun aynı davranışsal problemlere neden olduğunu buldu.

Bu etkilerin mekanizması hala net değildir. Toplantıda Mazmanian, 4EPS ile beslenen farelerde davranışsal problemlerin sadece bağırsakları sızdıran farelerde gösterildiğini, çünkü muhtemelen vücudun kimyasalı bağırsak duvarı boyunca sızdırdığına izin verdiğini sundu. Bu gözlem otizmli kişilerin daha karmaşık ve ulaşılamaz bir organ olan beyin yerine bağırsağı hedef alan probiyotik gibi terapilerle desteklenmesi olasılığını artırdı.

Araştırmalarda ön planda olan kişiler bile hala bulguların inşalar için tedaviye dönüşeceğine şüpheyle yaklaşıyor. Mazmanian probiyotiklerin insan davranışları üzerindeki etkilerinin dair kanıtların çok az olduğunu kabul ediyor ve hala giderek artan sayıdaki araştırmacı mikrobiyal bir mercekle bazı zihinsel hastalıklara bakmaya başladığını söylüyor.

Temel araştırmalar için de çıkarımlar mevcut. Toplantıda sunulan diğer çalışmada Missouri Üniversitesinde veteriner olan Catherine Hagan farklı satıcılardan aldığı aynı genetik yapıdaki farelerin bağırsak bakterilerini karşılaştırdı. Onların mikrobiyomları geniş ölçüde farklılık gösteriyordu. Bar Harbor’daki Jackson Laboratuvarından farelerin, İndiana’daki Harlan laboratuvarındaki farelerden daha az bağırsak bakterisi türüne sahip olduğunu buldu. ‘Böyle farklılıklar başka laboratuvarların deneylerinin yeniden tekrarlamak isteyen araştırmacılar için büyük bir zorluk oluşturabilir’ diyor Hagan.

Onun takımı Harlan’ın dişi farelerinden Jackson’un dişi farelerine bakteri transplate ettiğinde bu hayvanlar daha az endişelendiler ve kanda daha az stresle ilişkili kimyasal seviyesine sahip oldular. Hagan, Laboratuvarlarda in vitro fertilizasyonla yapılan bir fare vekil annesinden alabileceği mikropların genetik annesininkinden çok farklı olabileceğini belirtti. Eğer biz araştırma için hayvanları öldüreceksek hayvanların hangi modelleme yaptıklarından emin olmalıyız dedi.

 

ÇEVİRİ

Yazar: Sara Reardon

Çeviren: Nurullah

Orijinal Metin (12 Kasım 2014)

1997’de güneyin doğusundaki Kilis’te doğdum. Doğmakla kalmadım büyüdüm de. Üniversite eğitimi için Ankara’da bulunuyorum. Ormantik biriyim, bir şeyler öğrenmekten ve öğretmekten çok haz aldığımı söyleyebilirim. Ayrıca uykunun fizyolojik önemini yeteri kadar kavradığımı düşünüyorum.

1 Yorum

  1. Probiyotik ilaç kullanmak yerine yoğurt ve kefiri tavsiye ederim. GNC ve NBL bu sektörün öncüllerinden illa alacak olanlar bilinir markalardan alsın. Ama hangi birini kullancaz ki, balık yağı omega 3 mü, probiyotik mi, b-c vitaminleri mi yoksa multi-vitamin mi? Bence en iyisi sağlıklı beslenmek.

Bir Cevap Yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*