Bu Sabah

1401 Görüntülenme
Okuma Süresi 2 Dakika

Sabah erkenden kalktım

Güneşi uyandırdım,

İşine geç kalmış Ay’ın

Ardında bıraktığı yıldızları,

Karanlığı, acıları topladım

 

Her geçen gün daha da kızan

Güneşin, ardından hep aynı saatte

Yağan tropik yağmurlarla

İklimin değiştiğini hissettim,

Buzulların eridiğini,

Karaların yer değiştirdiğini düşündüm,

Kendimi Titanik’te hayal ettim

Anı yaşamak adına

Ritimsiz bir titreme kondurdum bedenime

Gemi batarken elbiselerim ıslanmasın diye

Tanrı’ya, ilk kez dua ettim

 

Bir martı adasında

Çatlayan yumurtaların sesiyle

Martı yuvasında uyandım,

Amerikan klişelerinden uzak

Dumanların içinden yükselen uçak

Olmasa da inanılmazdı zamanlama

Karşılığında dünyayı da verseler bana

Değişmezdim bu ana

 

Bugün kumdan döşeklerde uyudum

Sabah erkenden kaldırdılar,

Uyumak için gözlerimi yumdum

Daha sıkı yumdum!

Bir kere,

İki, üç, dört beş kere!

Göz kapaklarım perde perde

Yine de gitmedi gözümün önünden

Sabah gördüğüm bir sahne!

Evine çekirdek götüren karıncanın

Omzundaki yara izi

Ezilişi,

Çıkmadı aklımdan, silinmedi!

 

Bu sabah Afrika’da

Hiç çikolata yememiş bir çocuğun yanında uyandım,

Çikolata ikram ettim

Beraber güldük eğlendik,

İşte ben böyle her gece rüyamda

Başka bir evde uyuyorum,

Bambaşka bir yerde uyanıyorum

Şimdi mi? Bir şiirin içindeyim

Ama burada da çok durmam

Biliyorum…

Gezmeye, okumaya, güzel bir tiyatro izlemeye aşığım. Gecenin bir yarısı eve giderken, sessizce yanınızdan geçebilirim. Sizinle aynı oyunda, yan yana aynı repliğe gülebiliriz. Evet, o gün bunun farkına varamayabiliriz. Ama belki bir gün, bir anıda, bir yazıda rastlaşırız sizinle. Kim bilir?

Yorum bırakın

Your email address will not be published.

Edebiyat Kategorisinde İlginizi Çekebilir

Üsküdar’dan İstanbul Perspektifi

Güneşin aydınlığını terk edip karanlığına bürünmüştü İstanbul. Üsküdar’ın sahilinde oturmuş izliyordum bu şehri donatan güzellikleri. Sağ

İnsan (!)

    Görme engellinin gözünden bakamadık. Onların gördüklerini göremedik, hissettiklerini hissedemedik, onların umut ettiklerini umut edemedik. Onlar

Gem Vurmak

Gem’i vurdu yüreğine… Sustu. Susmaya inandığı kadar da susacaktı. Dalgalar çarpsa da yüreğinin kıyısına o dökmeyecekti