Kişisel Blog Tadında Çok Yazarlı Blog

Kategori Arşivi

Edebiyat

Edebiyat

Sözlerin Dilsiz Kaldığı Yerde Konuşan Yüreğindir

Nasıl zordur bir cümleyi söylemek, size tarif etmeye çalışayım. Bir cümle ki konuşabilmek için bir litre su içersin de gene susuzluğunu, damağındaki o kuruluğu gidermez. Gözlerin dört açılmıştır; O’nunla olduğun bir anı bile gözünü kırparak kaybetmemek için. Ellerin öyle kendi başını almışçasına titrer ki senin; olur da “ben bunu lafa dökemem, en iyisi kelimelere dökeyim… Devamını Oku

gitmek isterdim
Edebiyat

Gitmek İsterdim

Hayat geçip gidiyor bir şekilde. Herkes kendi derdinde, pek sağa sola bakma gereği duymadan hatta başlarını kendi ayakları bir yere takılmasın diye yerden kaldırmayıp başkalarının düşüşlerini umursamadan yollarına devam ediyorlar. Ben de sadece bu şekilde olmamalıydı deyip yolumda aynı şekilde taşlara takılmamaya dikkat ede ede yürüyorum işte. Bu hayatta varım ama pek yaşadığım söylenemez işte.… Devamını Oku

Küçük Kadınlar
Edebiyat

Küçük Kadınlar

Sene kaçtı, aylardan neydi hiç hatırlamıyorum.  Bunun bir önemi yok zaten. Bazen sayıların bir önemi olmaz. İnsan sayıları unutabilir ve matematik hayatın her alanında işe yaramayabilir.  Tek hatırladığım şey; çocuktum. Aylardan, günlerden ve yıllardan daha önemlisi buydu, çocuktum. İlkokul dördüncü sınıfa gidiyordum muhtemelen çünkü kitap okumayı o sene abartmıştım. Okuyacak kitap bulamayacak kadar çok abartmıştım.… Devamını Oku

Edebiyat

Aşk-ı İstanbul

Kaç yakası vardır insanın, o yakaları bağlayan kaç köprüsü? İnsanın maviye olan tutkusu gökyüzüne baktığında içine dolan huzurdan mı yoksa içinde onun bile varlığını bilmediği ama kimi zaman akıntısına ters yol almaya çalıştığı denizden mi? AŞK-I İSTANBUL ‘un sebebini bu şehrin havasını soluduğum anda anlamaya başladım. İçimize o kadar benziyor ki bu şehir. Kalabalık ama… Devamını Oku

Edebiyat

Gitmeli.. O’nsuzluklara..

Gitmeli taa uzaklara, kimsesizliğe O’nun,onların olmadığı yerlere, kısacası ‘huzura’. Çıkmalı bazılarının o değerli hatıralarından, gülücüklerle dolu hatıralarından. Yalandan gülücüklerle. Ve selam bile veremeyecek kadar uzaklaşmalı yanlarından taki saçının en uzun teli bile görünmeyene kadar . O’na baktıkça görmemelisin kendini, her şeyi bir kenara bırakıp almalısın en hasından soluğu bilmelisin sendeki onsuzluğu ondaki doyumsuzluğu,doyumundaki boysuzluğu… Hal… Devamını Oku

Edebiyat

Doğum Günü

İçimde bu semte dair en ufak bir sevgi kırıntısı bile kalmadı artık. Çocukluğumdan kalan son izleri de söküp atmışlar. Gözlerime inanamıyorum. Meğer bizimkiler de batılılaşma furyasına kaptırmış kendini, tabelaların her birinde garip garip isimler. Ali’nin dükkânına takılıyor gözüm, hay Allah belanı senin çocuk, diyorum. “Ali’s Pet Shop” da nedir? Oldu olacak “Alice” yazsaydın da Türkçenin boyunduruğundan (!) tamamen kurtulsaydın. Ah be Ali! Seni kalaylamadan buradan geçmek bana… Devamını Oku

Edebiyat

Hediye(!)

“Bi gül alsanıza kızım” diye bir ses böldü muhabbetimizi. Israrla gül satmaya çalışan kadınlardan biriydi. Biz istemedikçe daha da ısrar etse de en sonunda ayrıldı yanımızdan. Bi on beş dakika sonra tekrardan yanımıza geldi ve “kızlar size birer gül hediye edeyim, alın hadi” dedi. Biz yine istemediğimizi, bu gülleri satması gerektiğini söyleyip teşekkür ettik. Kadın… Devamını Oku

1 2 3 8
Yukarı Çık