İlhan Berk

Farklılıklar Yazarımız İlhan Berk

Kategori: Edebiyat/Portre Yazar:

Geçmişimizde o kadar çok usta yazarımız, şairimiz var ki yazmakla bitiremiyoruz. İlhan Berk de bu ustalarımızdan sadece bir tanesi. Farklılıklar yazarımız dedim çünkü kendisi dur durak bilmemiş, daima yeni şeyler denemiş bir yazarımız. Aynı zamanda kendisi ikinci yeni akımının öncüsü ve savunucularındandır.

“Ben uyandım bir aşk demekti bu dünyada

-Sesin, bir gülü bırakmak gibi bir şeydi.

Karaydım, kağıt gibiydim yaşamalarda

Adım görseniz her gün o denizlerdeydi

Bin yıl bir M sesiydim aşağı Mısır’da.”

Öncelikle yazarımızn hayatından ve kişiliğinden biraz bahsedelim.

Hayatı ve Kişiliği

1918’de Manisa’da doğdu. İlk ve orta okulu doğduğu kentte tamamladı. Balıkesir Necatibey İlköğretmen Okulu’nu ve Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Fransızca Bölümü’nü bitirdi. Zonguldak, Samsun ve Kırşehir’deki liselerde Fransızca öğretmenliği yaptı. Ankara’da Ziraat Bankası Yayın Bürosu’nda çevirmen olarak çalıştı. Emekliliği 1969 yılındadır. İlk şiiri Manisa Halkevi Dergisi’nde yayımlanan şair, emekliliğinden sonra şiir ve yazı yazmaya yönelmiştir. 28 Ağustos 2008 yılında 90 yaşındayken Bodrum’da yaşamını yitirmiştir.

“Manzara uyanır doğrular kendini

Neden sonra gökyüzü gelir

Aynasını tutar”

Yazım Hayatı

İlhan Berk

Kendini şiir ve yazılarına verdi. Manisa Halkevi Dergisi’nde yayınlanan ilk şiirleriyle bu şiirlerden oluşan “Güneşi Yakanların Selamı”nda (1935) görülen Nâzım Hikmet etkisi sonraki şiirlerinde kayboldu.

“İstanbul”, “Günaydın Yeryüzü”, “Türkiye Şarkısı” kitaplarındaki şiirlerinde geleceğe dönük toplumsal özlemleri dile getirdi.

1950’lerin ortalarında beliren genç şairleri etkiledi, onların bazı özelliklerinde de etkilendi.

İkinci Yeni akımına katıldı. “Köroğlu”, “Galile Denizi”, “Çivi Yazısı”, “Mısırkalyoniğne” kitaplarında bu dönemin şiirleri yer alır.

Bu dönemde şiirde anlam yaratmak için anlamsızlıklara yöneldi. Yalnızca anlamsızlığı savunduğu gerekçesiyle eleştirildi.Ardından şiirde konuyu tümüyle yoketme deneyine girişti.

“Aşıkane”de nesneleri aşırı biçimde vurguladı. Ama bu vurgu giderek kendi benliğine yöneldi. “Şenlikname”de şiiri iyice düzyazıya yöneldi.

Doğu şiirinin klasik kalıplarını denedi, beyit ve türkü biçimlerinden yararlandı.

Araştırmacı kişiliği, özgün duyarlılıkları ve buluşlarıyla 20. Yüzyıl Türk şiirinin en önemli isimleri arasında olmayı sonuna kadar haketmiştir.

İlk defa 1935 yılında kitaplaştırdığı ilk şiirlerinde hece veznini ve kafiyeyi kullanmış, yıllar geçtikçe serbest şiire yönelerek nesre yaklaşan, çağrışımların bol olduğu, anlamsız, kapalı bir şiir anlayışı oluşturmuştur.

“Bunları düzyazıda bol bol bulabiliriz. Bir şiirde bizi alıp götüren yapının büyük uyumudur.” diyerek düşünce ve konunun sadece düzyazıda bulunabileceğini söylemiş ve şiirde konuyu önemsememiştir.

Şiirlerinde maddecilik ve erotizm vazgeçilmez iki öğedir.

Şiiri düzyazıya yakınlaştıran örneklerin yanında, Doğu şiirinin klasik kalıplarını da denemiş, beyit ve türkü biçimlerinden de yararlanmıştır. Gazel İlhan Berk’e göre “modern” bir türdür.

Ankara’da apartmanların zilini çalıp karşısına güzel bir bayan çıktığında “Ünlü şair İlhan Berk burada mı oturuyor?” diye sorarak kendisinin reklamının yaptığı söylenmektedir.

“Geceye hey dedim Bir bulut beyaz aydınlık

geçiyor ve ben görüyorum Belki yalnızlık

Kâğıt gibi bir kadın sana bakıp gülüyor

Demek sen daha güzelsin gökyüzünden artık”

Kısaca Özetleyecek Olursak

Şiiri değişik evrelerden geçmiştir. Çeşitli ödüller almıştır.

Onun şiirlerinde İkinci Yeni’nin anlayışına rağmen folklora ait unsurlar vardır.

Şiirlerinde geçmiş, mitoloji, zengin çağrışım vardır. Her şeyi kendine göre yorumlar.

Sanatında, dilinde, anlayışında hep değişim içindedir.

“Şiir anlam için yazılmaz” görüşünü ısrarla savunmuştur. Soyut şiiri uç noktalara taşımıştır.

Gündelik yaşayış sahnelerinin tasvirinden, zamanla nesre yaklaşan bir üslubu vardır.

Zengin çağrışımlara, anlamsız ifadelere, yoğun telmihlere yer verir.

Kendisinin çok sayıda şiir ve düz yazı eseri mevcuttur. Tahmin edersiniz ki eserleri de ödülsüz kalmamıştır.

Eserleri

Şiir: Güneşi Yakanların Selamı, İstanbul, Günaydın Yeryüzü, Türkiye Şarkısı Köroğlu, Galile Denizi, Çivi Yazısı, Otağ, Mısırkalyoniğne, Âşıkane, Taşbaskısı, Şenlikname, Atlas, Kül, İstanbul Kitabı, Kitaplar Kitabı, Deniz Eskisi (Şiirin Gizli Tarihi’ni de içerir.), Delta ve Çocuk, Galata, Güzel Irmak, Pera, Dün Dağlarda Dolaştım Evde Yoktum, Avluya Düşen Gölge, Şeyler Kitabı Ev, Çok Yaşasın Sayılar…

Anlatı: Uzun Bir Adam

Çeviri: A. Rimbaud, Seçme Şiirler, Dünya Edebiyatında Aşk Şiirleri, Dünya Şiiri

Antoloji: Başlangıcından Bugüne Beyit Mısra Antolojisi, Aşk Elçisi

Diğer: Şifalı Otlar Kitabı, El Yazılarına Vuruyor Güneş, E. Pound: Seçme Kantolar, Şairin Toprağı

 

Ne zaman seni düşünsem

Bir ceylan su içmeye iner

Çayırları büyürken görürüm

 

Her akşam seninle

Yeşil bir zeytin tanesi

Bir parça mavi deniz

Alır beni

 

Seni düşündükçe

Gül dikiyorum elimin değdiği yere

Atlara su veriyorum

Daha bir seviyorum dağları

Her kitap ayrı bir dünya, keşfedilmeyi bekleyen ayrı bir kıtadır. İnsan kitaplarda kayıp olmalı... İnsan ömrünün sonuna kadar bir şeyler öğrenmeye devam edecektir. Ben de yeni şeyler yapmayı ve yeni şeyler keşfetmeyi seven birisi olarak bu sitede bir şeyler karalıyorum.

Bir Cevap Yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*