La Casa De Papel – Dizi incelemesi

in Film Yazar:

Kusursuz bir soygun planlamak için kaç kusursuz adam ve ne kadar zaman gerekir ? Peki soygun ne kadar kusursuz planlanırsa planlansın kusursuz bir şekilde gerçekleştirilebilir mi ? Peki herhangi birisinden almadan milyonlarca dolar çalınabilir mi ? Sizde bütün bu soruların cevabını merak ediyorsanız birazdan bahsedeceğim dizi tam da size göre.

Son zamanlarda popülerliği gittikçe artan La Casa De Papel dizisi, bir insanın yaklaşık olarak yaşamının yarısını bir hırsızlığı planlamasını ve işlerinde yetenekli 8 kişiyle birlikte dünyanın en büyük soygun işine kalkışmalarını anlatıyor. 2 Mayıs 2017 – 23 Kasım 2017 tarihleri arasında Álex Pina tarafından İspanyol Antena 3 kanalı için çekilmiş ve 25 Aralık 2017 de Netflix’e eklenmiştir.

Dizimizin kahramanı; kendisini “Profesör” olarak tanıtan, ileride babasının bir hırsız olduğunu öğreneceğimiz fakat kendisinin herhangi bir sabıkası bulunmayan, çocukluğu hapishanede geçmiş son derece zeki bir insan. Babasının ölümünden sonra onun büyük hayali olan darphane soygununu gerçekleştirmek için kendisine bir ekip kurar. Plan teorikte son derece kusursuzdur, standart bir banka soygunu gibi içeri girilecek ve polisin olay yerine gelmesi beklenecek daha sonra paraları dışarda bırakıp kendilerini rehinelerle birlikte içeriye kilitleyip seri numaraları belirli olmayan, diledikleri kadar para basabileceklerdir. Böylece kimseye zarar verilmemiş ve kimsenin cebinden parası çalınmamış olacaktır.

Planın uygulama kısmında ise profesör birbirleriyle daha önce karşılaşmamış ( 2’si hariç ) 8 kişilik bir ekibe geniş bir alanda planın bütün detaylarını anlatır ve ekip gerekli eğitimleri alır. Bu sürede ekiptekilerin uyması gereken bazı kurallar vardır. Asla birbirlerinin gerçek isimlerini bilmeyeceklerdir ve bu nedenle kendilerine büyük şehir isimleri verirler ( Berlin, Tokyo, Rio vb ) ayrıca birbirleriyle ilişki kurmaları da yasaktır. İşte tam da burada işler ters gitmeye başlar ve hikaye gelişir.

Dizi genel olarak çok zeki bir hırsızla çok zeki bir müfettişin karşılıklı akıl oyunlarıyla dolu. Dönem dönem yok artık dedirtse de çok fazla abartıya kaçmadan kendini izlettirmeyi başarıyor. Dizi İspanyolca olmasına rağmen izlerken olumsuz herhangi bir etki bırakmıyor hatta İspanyolcaya olan ilginizi arttırıyor bile sayılabilir. Ayrıca kısa olması ve olayların gereğinden fazla uzatılmaması da dizinin diğer artı yönleri. Diziyle ilgili yapılabilecek nadir olumsuz yorumlardan birisi de bence karakterlerin önceki yaşantılarına çok fazla girilmiyor olması bu durum bizim karakterlerin ne yapacağını önceden kestirmemizi zorlaştırıyor.

Ayrıca diziyi izleyenler için şu eğlenceli içeriği bırakmak istiyorum:    La Casa De Papel Türkiye de çekilseydi

Bonus : Bayrakları asmayı da unutmayalım

Kahramanmaraşlı. 8 yılı Kahramanmaraş'ta 4 yılı Amasya'da 2 yılı Ankara'da olmak üzere profesyonel öğrenci. Teknolojiye ilgili, sporun her türlüsünü izleyen, Oğuz Atay ve Turgut Uyar hayranı ve en önemlisi ülkesine aşık bir Türk.

Bir Cevap Yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*