Bir Hak Ediş
Fatma Kübra

Bir Hak Ediş

Biraz yorgunum, kavgaları birikiyor insanın!
Her uzvundan ayrı ayrı taşıyor acısı zamanla!
Yaşımdan yorgun, yaşımdan telaşlıyım bugünlerde!
Kaç yaşındayım sahi saymadım, bilmiyorum!
Belki kırklarımdayım belki otuzlarımda!
Belki de doksan sene yuvarlandım bu dünyanın sırtında!
Hiç bilmiyorum! Hayat taviz vermediği hızı ve kavgasıyla akıp gidiyor!  

-Adil Erdem Beyazıt 

    Ne zaman yorulur insan? Nasıl biriktirir acılarını içinde? Neden telaşlı olur ve niye insan hep yaşından büyük işler yapma derdinde?  Bilmiyorum yine, sadece düşünüyorum ben de.
    Herkes içindeki boşluğu doldurma derdinde ya da o boşlukla yaşamaya alışmaya. Aslında kimi zaman da o boşluğa sığma, kendini belirli kalıplara sığdırma ve rahat bir nefes alma derdinde belki de kimliğini kaybettiğini fark edemeden.
    Ne dersiniz bundan olabilir mi bazen bir yerlere saklanma ve  insanlardan kaçma isteğimız.  Dünün pişmanlıkları ve geleceğin kaygıları arasına sıkışmış bir ömür yaşamaya çalışıyoruz, keşkelerle oyalanıyor iyi kilere tutunuyoruz. Biriktiriyoruz kavgalarımızı, yorgunluklarımızı, durgunluklarımızı. Biriktirdiklerimizle zamanın içinden geçiyor fark edemeden büyüyoruz.
yalnizlik
    Yalnızlık belki de biriktirdiklerimize yaklaşmak, tanımak, anlamak için bizlere verilmiş büyük bir nimet. Yorgun ruhumuzu biraz da olsa dinlendiren bir sığınak. Susarak konuşmanın diğer adı yalnızlık.
    İnsanın kendi kabuğuna çekilmesi, iyi ki leri ve keşkeleri ile hesaplaşması için ihtiyacı var yalnız olmaya. Anlaşılmamaktan şikayet ederiz ya çoğu zaman "En yakınlarım bile anlamıyor beni" deriz ya hani. Oysa anlaşılmak için ilk adım anlamaktır kendini, içine bakabilmektir. İşte bu zamanlarda yalnızlık sığınılacak en güzel limandır.
    "Yalnızlıktan korkmak ya da yalnızım diye üzülmek yalnız kalamamanın işaretidir. Yani yalnızlık aslında duygusal bir şarkının kederli bir nakaratı değil zor olan bir hak ediştir"

Önceki: Ebebiyat Dersim Sonraki: Bir Dem Empati

Yorum yok

Yorum Bırakın!

Yorum bırakın