Kişisel Blog Tadında Çok Yazarlı Blog

kadına şiddet

Çığlık!

Kategori: Deneme/Eleştiri Yazar:

    Beni sevdiğini söyleyen herkese inanmamalıyım sanırım ya da zihinleri okumayı öğrenmeden insanlara güvenmemeliyim. Çünkü yeterince güvende değilim ve bu şekilde devam ederse asla da güvende olamayacağım. Çünkü ben bir kadınım. Günümüzde bile benim doğumum aile için bir lekeyken, varlığım ve düşüncelerim tehdit, bedenim bir obje olarak algılanırken; özgülüğe aç olan ruhumu nasıl doyurabilirim? Onu nasıl özgür bırakırım?

Ben 15 yaşında bir kız çocuğuyum. Benim yerim sokaklar, benim yerim okul. Benim giydiğim tek beyaz elbisem ancak çiçekli olan olmalı. Amca dediğim ya da normalde diyeceğim insanlar öyle kalmalı. Kanım sadece yere düştüğümde dizimden akmalı… Bahsedilen törenin kurbanı, ben olmamalıyım.

Daha 4 yaşındayım… Birilerinin sapkın dürtüleri uğruna canımdan olmamalıyım.

Ben bir kadınım. Seni büyüten, bu yaşa getiren ve anne dediğin o insanla, bacım deyip namusunu her şeyin önünde tuttuğun kız siddetkardeşinle aynı cinsim. Basit bir şey istiyorum senden, onlar için istediğini benim için de iste. İste ki kız kardeşin de ben de korkusuzca yaşayabilelim.

    Şiddet… Her gün yüzlerce kadın bu nedenle ölürken nasıl güvende hissedebilirim? Bizim için kendini savunmak bile idam getirebilirken; fakat karşımızdaki kişi aşırı sevgiden, cezasında indirim alırken ben nasıl rahat uyuyabilirim? Ben her gün suçlu ya da suçsuz katledilirken sen nasıl vicdan azabı çekmeden uyuyabilirsin?

Sadece kadına değil insana kalkan el canilikken insanlığına bunu nasıl yakıştırabilirsin?

Hayat zor. Benim için biraz daha fazla. Gittikçe de zorlaşıyor. Üzerimdeki kıyafetler her yeni acı haberde kanımla biraz daha ağırlaşıyor. Yorgunum artık. Çünkü ne desem boş, çünkü seni yetiştiren de bir kadın, belki de sen de bir kadınsın. Senin için de erkeğin yaptığı elinin kiri…

    Ben bir kızım ama senin unuttuğun, tüm o toplumun unuttuğu gerçekle ben, cinsiyetimden önce insanım. Barınmaya, yemeye, içmeye, özel hayata, hatta yaşamaya ve hatta doğmaya benim de hakkım var. Çizgilerim benim çizgilerim, kurallarım benim kurallarım. Benim iznim olmadan hiçbir kuralımı çiğneyemezsin. Vücudumdaki kırık senin bana kalkan elin yüzünden olmamalı. Üzerimde daha çocuk yaşta ne gelinlik ne de toprak olmalı. İstediğimi giyerim, giyebilmeliyim. Sen bana bakamazsın bile… Bile ama sanırım sana göre ben yanlış pencereden bakıyorum. Biraz da senin açından bakmalıyım. Özür dilerim. Benim ne bunları söylemeye ne de kendim için yaşamaya hakkım var. Çünkü seni ve beni yaradan beni senin için yaratmış, öyle değil mi?

Hadi oradan!

Sonbaharın başında doğmuş ve Laz kızı olmamın getirisidir belki; aslında hafif bulutlu, yeri geldiğinde fırtınalar koparan atmosferim. Yazılarıma oranla içim umut dolu, daha mutluyum. Mavi ve tonlarını ne kadar özgürse o kadar severim. Kendi hikayesini yazmaya çalışan o herkesten biri de benim.

2 Yorum

  1. Cesaret kokan bir yazı…tebrik ederim

    Vurgularınız ve değindiğiniz noktalar çok insancıl bir yaklaşım olmuş. Sadece feminist bir duruş değil. Empatiye yöneltiyor bizleri.

    Teşekkürler

  2. Düşündükçe çığlık atmak istediğimiz bu toplumsal meseleyi empati duygusu uyandırarak, farkındalık oluşturarak kaleme aldığın için teşekkür ederiz. Emeğine sağlık… 

Bir Cevap Yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*

Deneme Kategorisinde Son Yazılar

yalnızlık: veda#5

Yalnızlık: Veda #5

Söylediğimiz tüm veda sözleri biraz buruktur. Her vedada biraz daha eksiliriz. Kıyısından,

İZMİT’TE 3 GÜN

    İç kesimin kuruluğundan sahilin nemine doğru yolculuk…İzmit. Macera otobüs yolculuğuyla başladı.
Yukarı Çık