Müzik Terapinin Beyin ve Ruh Hâli Üzerine Etkileri

Kategori: Bilim Yazar:

Ses, maddelerin titreşimiyle ortaya çıkan mekanik dalgalardır. Var oluşu ne kadar basit olsa da insanoğlu üzerine etkisi şaşırtıcı düzeyde. Özellikle ruh halini ve duyguları anlık olarak nasıl değiştirdiğine hepimiz şahitlik etmişizdir. İnsanın babasının söylediği ne olursa olsun sesini duyması kendini güvende hissettirir. Annenin sesi merhameti ve kucaklandığı hissini verir. Ve her ikisi de bizi rahatlatır öyle değil mi?

En basit sesin bile duygu durumumuzu böylesine değiştirmesi, kişiler üzerinde derin tesirler bırakışı, anlamları yoğunlaştırması insanı; müziğin olağanüstü gücünü kullanarak hastalığın ve sağlığın iyileştirmesine itmiştir. Müzik terapinin geçmişi çok eskilere dayanır ki bu insanlar için geçerli bir yargıdır. Bence müzik terapi insan olmadan önce evrenin kendi ritmi içinde yine kendini etkilemesiyle var olagelmiştir. Bizlerin işittikleri ağaç hışırtısı, kuşların cıvıltısı, akarsuların şırıltısı, rüzgârın uğultusu gibi ritimlerin yanında işitemediğimiz en devasa galaksilerden görülmesi mümkün bile olamayan elektronların da bu muazzam evren korosunda bir yerinin olduğu inkâr edilemez bir gerçektir.

Şaşırtıcı güce sahip olan müziğin ilmi göründüğü kadar basit değildir. Türk müziğinden örnek verecek olursak her bir müzik makamı ve faslının faydalanıldığı rahatsızlıkların farklı olduğunu belki birçoğumuz tahmin edebiliriz. Bununla beraber makamların ayrıca günün hangi saatinde daha etkili olduğu, farklı uluslar üzerinde farklı etkilerde bulunduğunu gibi çeşitli varsayımlarda mevcuttur. Bu nedenle eski Türk hekimlerce örneğin Buselik makamı daha çok Rumlar için kullanılırken, Uşşak makamı daha çok Türkler için kullanılmış.

Büyük İslam âlimlerinden ve tıpta yaklaşık 700 senelik başucu kitabı olarak kullanılan bir yapıt ortaya koyan İbn-i Sina, Farabi’nin musiki eserlerinden faydalanmış, müzik terapiyi tıpta uyguladığını şöyle ifade etmiştir: “Tedavinin en iyi yollarından, en etkililerinden biri hastanın aklî ve ruhî güçlerini artırmak, ona hastalıkla daha iyi mücadele etmek için cesaret vermek, hastanın çevresi sevimli, hoşa gider hale getirmek ona en iyi musikiyi dinletmek ve onu sevdiği insanlarla bir araya getirmektir.”

müzik terapi ve Türk müziği makamları

Hadi o halde modern müzik terapisinin mucizelerini görelim.

Otizm’de Müzik Terapi

Kim, Wigram ve Gold tarafından yapılan 2009 tarihli bir araştırmada otistik spektrum bozukluğu olan çocuklarda müzik terapisiyle yapılan oturumlarda çocukların, müziksiz oturuma göre daha çok sosyal katılım ve duygusal ifadeler gösterdiği bildirilmiştir.1

2012 yılında See adlı bir araştırmacının 41 otizmli çocuk üzerinde 10 ay süren araştırmasında, çocukların davranışlarının iyileştiğini ve saldırganlık, huzursuzluk gibi derecelendirdiği davranışların 1 ya da 2 puan düzeldiğini göstermiştir.2

Otizmli çocuklar diğer çocuklara göre kaygı veren uyarılara karşı daha duyarlıdırlar. 2006’da Wisconsin Üniversitesi La Crosse’de yapılan 4 hafta boyunca 20’şer dakikalık 16 seans sonucunda otizmli çocuklarda anksiyetenin(endişe) azaldığı görülmüştür.

Otizm iletişimi zorlaştıran bir bozukluktur. Wan ve arkadaşlarının 2004 yılındaki çalışmasında beynin işitsel ve motor bölümlerini bağlayarak, sözlü komutların anlaşılmasının geliştirilmesine yardımcı olabilecek seslerin harekete geçirilmesini geliştiren bir müzik terapi uygulamış ve müziği eylemlerle eşleştirerek ve tekrarlayan eğitimle konuşmaya ihtiyaç duyan beyin yolları güçlendirilebilir ve geliştirilebilir sonucuna varmışlardır.3

Dikkat ve Hiperaktivite Bozukluğunda(DEHB) Müzik Terapi

Araştırmalar, zevkli müziklerin beyindeki dopamin düzeylerini arttırdığını gösteriyor. Dikkat, çalışma belleği ve motivasyonun düzenlenmesinden sorumlu olan bu nörotransmitter – DEHB sahip kişilerde düşük salınıma sahip. O halde DEHB olan çocuklar için, müzik terapisi dikkat ve odaklanmayı artırdığı, hiperaktiviteyi azalttığı ve sosyal becerileri güçlendirdiği söylenebilir.

Depresyonda Müzik Terapi

İngiliz Psikiyatr Dergisinde yayınlanan 2011 tarihli bir araştırmada, Finlandiyalı araştırmacılar, 18-50 yaş arası 79 kişiyi depresyon tanısıyla değerlendirdi. Kırk altı katılımcı, merkezi Finlandiya Sağlık Bakanlığı’na (çalışmanın yapıldığı yere göre) beş ila altı psikoterapi seansı, antidepresan ve psikiyatrik danışmanlık içeren standart bakımı aldı. Diğer 33 katılımcı aynı standart tedaviyi aldı ancak her biri 60 dakikalık iki haftada bir toplam 20 müzik terapisi seansı aldı. Oturumlardaki müzikal anlatım, bir palet aleti, bir vurmalı çalgı ve bir akustik djembe davul da dahil olmak üzere bir dizi müzik aletine dayanıyordu. Terapistin ve hastanın aynı enstrümantasyonu vardı ve tüm doğaçlamalar daha ileri işlem ve tartışma için kaydedildi. Depresyon skorları başlangıçta, müdahale sonrası üçüncü ve altıncı ayda ölçülmüştür. Üç ay sonra, müzik terapisi artı standart bakım alan katılımcıların, depresif belirtileri sadece standart bakım görenlere göre belirgin düzelme göstermiştir.

Velhasıl müzik ve ritim varlıktan bu yana var olmuş, insanın duygularıyla daha da yoğunlaşmıştır. Duyguların kelimelere sığmadığı hallerde insanın kendini ifade biçmi olmakla kalmamış, insanın ruh halini iyileştirmede bir araç olarak kullanılmıştır ve önemi git gide artacak şekilde kullanılmaya devam edecektir.  

 

Kaynakça

  • 1 Kim, J., Wigram, T., & Gold, C. (2009). Emotional, motivational and interpersonal responsiveness of children with autism in improvisational music therapy. Autism, 13(4), 389-409.
  • 2 See, C. M. The Use of Music and Movement Therapy to Modify Behaviour of Children with Autism. Pertanika J. Soc. Sci. & Hum., 20 (4): 1103 – 1116 (2012)
  • 3 Catherine Y. Wan, Loes Bazen, Rebecca Baars, Amanda Libenson, Lauryn Zipse, Jennifer Zuk, Andrea Norton, Gottfried Schlaug. Auditory-Motor Mapping Training as an Intervention to Facilitate Speech Output in Non-Verbal Children with Autism: A Proof of Concept Study, 2011
  • https://www.musictherapy.org/

1997’de güneyin doğusundaki Kilis’te doğdum. Doğmakla kalmadım büyüdüm de. Üniversite eğitimi için Ankara’da bulunuyorum. Ormantik biriyim, bir şeyler öğrenmekten ve öğretmekten çok haz aldığımı söyleyebilirim. Ayrıca uykunun fizyolojik önemini yeteri kadar kavradığımı düşünüyorum.

2 Yorum

  1. Bu yazı müzük ruhun gıdasıdır diyerekten evde keman çalıp(!) bizi gıda zehirlemesinden krizlere sokmaya devam edeceğin anlamına gelmiyordur inşallah. Amin

    • Müzik o kadar temiz ve narindir ki kimseyi zehirlemez, aksine zehirlenmiş ruhlarımıza bir panzehirdir 😉

Bir Cevap Yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*