Kişisel Blog Tadında Çok Yazarlı Blog

Satranç – Stefan Zweig

Kategori: Kitap Yazar:

Çok az sayfada çok şey anlatan nadir kitaplardan biri bence. Yani ben okurken gerçekten kendimi olayların içinde buldum, iliklerime kadar hissettim diyebilirim. Kişilerin fiziksel ve psikolojik olarak anlatımı çok başarılı. Yani olabildiğince kısa ama yolda görsem tanırım diyebileceğiniz kadar.

Tüm olay bir yolcu vapurunda geçiyor. Dünyaca ünlü satranç ustası Czentovic’le aynı vapura düşüyor yazarımız. Czentovic’in insanlar tarafından önceleri anlaması kıt olduğu düşünülürken sonra satranca özel yeteneği olduğu görülmüş. İnsanlarla fazla konuşmayan, onlara tepeden bakan, belki iki kelimeyi bir araya getiremeyen ve tek yeteneği satrançta yenilmemek olan bu insan yazarımızın dikkatini çekiyor ve onunla konuşmak istiyor. Ancak ne yaparsa yapsın Czentovic’le konuşamıyor. Yazarımızın onun dikkatini çekmek için oynadığı satranç oyunundaki rakibi ve çok hırslı olan McConnor, vapurda dünyaca ünlü satranç ustası oluğunu öğrenince Czentovic’e para karşılığında satranç oynamayı kabul ettiriyor. Bu satranç ustası karşısında birkaç insan bir oluyor ancak ilk oyunda yeniliyorlar. Çok hırslı olan McConnor, bir oyun daha istiyor. İşte bu oyunun ortasında oyuna biri dahil oluyor. Yine yenileceği çok belli olan bu insanlara yardım ediyor ve oyun berabere bitiyor. İşte kitap asıl burada başlıyor. Çünkü bu insan yani Dr. B. yazarımıza satranç hikayesini anlatıyor.

 

Aylarca psikolojik işkence görüyor Dr. B. Kimseyle görüşmesine konuşmasına izin verilmiyor.

“Bize hiçbir şey yapmadılar, bizi tümüyle hiçliğin içine yerleştirdiler, çünkü bilindiği gibi yeryüzünde hiçbir şey insan ruhuna hiçlik kadar baskı yapmaz. Her birimizi tam bir boşluğa sıkı sıkıya bir odaya hapsetmekle, eninde sonunda bizi çözecek olan baskı, dayak ve soğuk yoluyla dışarıdan değil içeriden yaratılacaktı.”

Psikolojisinin tamamen bozulduğu sırada bir satranç kitabı buluyor. Ve gizlice günlerini, aylarını bu kitapla geçiriyor. Uzun bir süre zihninde satranç ustaları tarafından oynanmış eski oyunları oynuyor, daha sonra ise kendine karşı oynamaya başlıyor. Ancak bu durumdan da psikolojisi iyice bozulmaya başlıyor, aklında durmadan istemsizce satranç oynamaya başlıyor. Bu sebepten sinir krizi geçirip hastaneye yatırılıyor ve işkenceden kurtuluyor. O günden sonra vapurda tesadüfen satranç tahtasına denk geliyor. Ve ısrarlar üzerine Czentovic’le bir kere oynamayı kabul ediyor.

Bu kitap, Stefan Zweig’ın intiharından önce yazdığı son eseri olarak göze çarpıyor. Bu kadar az sayfada ne kadar çok şey anlatılacağını, olayların ne kadar hissettirilebileceğini kanıtlayan bir kitap. Çok etkilendiğimi itiraf etmeliyim. İyi okumalar…

Ankara'ya hapsolmuş bir İstanbul aşığıyım. Peki bundan şikayetçi miyim? Hayır. Çünkü ben mutluyum. Mutlu olmadan yapılan hiçbir şeyin doğru olmadığına inanan bir insanım. Mutlu insan umutludur, umudu olansa mutludur."İnsan; denizin olmadığı yerde, umut adına, martı olmalı." N.H.R

1 Yorum

Bir Cevap Yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*

Kitap Kategorisinde Son Yazılar

Yukarı Çık