Yazmak da Yorulur
Fatma Kübra

Yazmak da Yorulur

Toprak, 

Aslımız, yurdumuz ve sonumuz  
Toprak, 
Sevdiklerimize hasretimiz 
Toprak, 
Yağmur damlalarının sığınağı
Toprak, 
Her bir adımda ruhumuzdan kaçışımız 
Toprak, 
Emeğimiz, ekmeğimiz.  
Toprak,
Yazgımız ve yazdığımız.
 
Yazgısını bekleyen sahifemiz topraktan o sahifeyi dolduran kalem yine topraktan.
İşte şimdi,
toprağa yakarışta, 
kağıt ve kalemden kaçıştayım. 
İşte şimdi,   
Yazmanın da yorulduğu duraktayım. 
 
"Sevmek İnsanın En Büyük Acısıdır. 
 
Sevmek, bizim kendimize ve dünyaya karşı giriştiğimiz hırsızlığa, kendi gücümüzle karşı çıktığımız biricik haklılığımızdır. 
… Sevmek, özünde varolan  büyük bağlamaya karşı, insanı günlük ilişkilerin kişiliksizleştirdiği tutsaklıktan kurtaran en büyük özgürlüktür. İnsanı yalnızlığın hazineleri ne götüren bir arınmadır sevmek. Yalanın kirlettiği bir yüreği yağmur sularıyla yıkamak, sonra da içtenliğin rüzgarıyla durulayıp iğde kokularına sarmaktır. 
… Evlere karşı sokakların sokaklara karşı evlerin biricik zaferidir. Zorun, kanıksamanın ve alışkanlığın insan ruhunda açtığı yıkıma karşı, en ince,en güçlü, her zaman yeni, direnme duygusudur. Akıl ona bir olanak sağlıyorsa bir işe yarıyordur, güzeldir, değerlidir. Sevmek,  yaşamın bizi sürüklediği uçurumun kıyısında tutunduğumuz o incecik gelincik sapı, ölümle dirim arasındaki baş dönmesidir. Üstümüzde yürüyen duyarsızlığın o siyah ordusuna karşı, sesimizin en duru aktığı yataktır. 
… Sevmek barışın kişiye özel adıdır. Kalabalığa karşı bireyin özgeliği, kalabalığa kişilik veren biricik olanaktır. Bütün dillerin ortak şarkısı, bütün şarkıların sustuğu yerdir. Taşa ses veren duygusu insanın ;en kolay bağışlanacak kusuru ; ölümün eşiğinde bile dilinde çırpınan ıslığıdır. İki de bir camlarına düştüğümüz bizi bize en güzel gösteren hayal aynamızdır. 
 
Yine de insanın kendine en büyük ihanetidir sevmek. Sığlığın kolaylığından derinliğin başdönmesine geçmek bir zorlu yürek türküsüdür, içindeki binlerce gözü susturmayı gerektiren. İstemekle yapmak arasındaki o ince çizgi, binlerce yılın günah burgaçlarıyla bir uçuruma dönüşür.Dünya karşı tarafta biz bu tarafta kalmışızdır. Bir iki cılız sesten başka bir ses yoktur sesimizi karşılayan. Giderek bencilliğimizden söz etmeye, sevgimizden utanmaya, kendimizi aşağılamaya başlarız. Bu uçuruma verebileceğimiz kurban, içimizde yeni yeni kekelemeye başlayan sevincimizdir. Rüzgâr usul usul kesilir. Gündüzler yatışmıştır. Gece o eski gecedir artık. Tanrılar kazanmıştır. Mutluluğumuzu karşı ayaklanan çoğunluk geri çekilmiş, kimse mutsuzluğumuzla ilgilenmez olmuştur. Herkes içine gömdüğü yaralı bir hayvanla iyileşmeye çalışmakta, dünyayı düzene koymaya devam etmektedir.
Sevmek, insanın en büyük acısıdır. "
 
İnsanın Acısını İnsan Alır /Şükrü Erbaş


Önceki: Sevgiliye Sonraki: Bunlar Hep Amerika’nın “Oyun”ları

  • Mensure
    Mensure 13 Nisan 2017 at 13:01

    Sevgi tüm yorgunlukları göğüsleyebilecek yegane güçtür, ne için sevdiğini unutmadan.
    Çünkü unuttuğu anda yenilgiler kapısına diziliyor zaten insanın.
    Yazı için teşekkürler sayın yazar 🙂

  • Fatma Kübra
    Fatma Kübra 13 Nisan 2017 at 16:56

    “Sen oku, sen inan, hepsi geçecek. ”
    Ah bir güzel sevebilsek atıcaz üzerimizden yorgunluğun esaretini.

Yorum bırakın