çocuklar ve tablet

Çocukluğumu Elimden Almayın

Kategori: Eleştiri Yazar:

Son dönemlerde yayınlanan bir reklamla başlamak istiyorum bu yazıya. Eminim birçoğumuz görmüştür. Hani şu yaşı küçük ama tarzı olan çocukların olduğu reklam. Reklamın etikliğini tartışmak değil amacım. Üzerinde durmak istediğim şey çocukların son durumu. Onların geldiği ya da zorla getirildiği nokta. Çocukluk hayal gücünün doruk noktalarda olduğu bir zamanken, özgürlüklerini sonuna kadar yaşamaları gereken en güzel, en önemli zamanken onları eve hapsetmemiz yetmezmiş gibi bir de ellerine birer tablet ya da telefon vermemiz ne kadar doğru acaba ?

Ebeveynlerin sussun, başımızı ağrıtmasın da ne yaparsa yapsın bakış açısı yüzünden çocukluklarını yaşamayan ya da yaşayamayan çocukların sonu ne olacak cocuklar ve tabletaçıkçası merak ediyorum. Eve su almak için bile gitmeyen, sokakta zile basmadan "anneee su atsanaa" diye bağıran çocukların yerini yeni tablet beyinler aldı. İnsanlarla konuşmasını bilmeyen, sokağa çıksa çevrede birçok çocuk olmasına rağmen sıkılıp 5 dakika sonra eve dönmek isteyen çocuklar… İçlerinde hiçbir kötülük olmadan hayal güçleriyle oyun oynamak yerine kıyafet, araba tartışan çocuklar var şuanda. Kıyafetinin güzelliğini, arabasının modelini insanları değerlendirmede kullanan çocuklar… Her gördüğünü isteyen ama bir türlü tatmin olmayan çocuklar… Bir araya geldiklerinde oyun skorlarıyla birbirlerine hava atmaya çalışan çocuklar… 
 

 Çocukların suçu yok, zaten hiç olmadı. Onlara bunu sözde "büyümüş" insanlar yaptı. Onlara merhameti değil aşağılamayı öğrettiler. Sevgiyi değil nefreti, yardımseverliği değil kibri öğrettiler. Çocukları ve çocukluk adı altında yatan masumiyeti kirlettiler. Üstü kirlenmesin, sesi çıkmasın diye diye anne babaları yaptı bunu. Peki sonra ? Bir veli toplantısıyla aklı başına gelen anne babalar daha doğru sandıkları şeyi yaptılar ve çocuğun elinden kendi elleriyle verdikleri bütün hayatını almaya çalıştılar. Sonra da psikolojisi bozuk, isyankar bir nesil… Hep daha ne kadar kötü olabilir diye düşünürüz ve daha kötüsü olur ya umarım bu sefer öyle olmaz.

Ankara’ya hapsolmuş bir İstanbul aşığıyım. Peki bundan şikayetçi miyim? Hayır. Çünkü ben mutluyum. Mutlu olmadan yapılan hiçbir şeyin doğru olmadığına inanan bir insanım. Mutlu insan umutludur, umudu olansa mutludur.

“İnsan; denizin olmadığı yerde, umut adına, martı olmalı.” N.H.R

1 Yorum

  1. "Koşuyor altı yaşında bir oğlan, uçurtması geçiyor ağaçlardan, siz de böyle koşmuştunuz bir zaman. Çocuklara kıymayın efendiler."
    Nazım Hikmet

Bir Cevap Yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*