hayvan çiftliği

Hayvan Çiftliği Kitabı Tanıtımı

Kategori: Kitap Yazar:

    George Orwell’ın kasım 1943’te yazmaya başlayıp şubat 1944’te bitirdiği Hayvan Çiftliği’nde baş kahramanlar hayvanlardır ve kitabın isminin altında “Bir Peri Masalı” yazmasına rağmen bu kitap politik bir taşlamadır. Kitapta yer alan belli başlı hayvanların (Napoleon isimli domuz gibi), yazarın yaşadığı dönemdeki ünlü siyasi kişileri temsil ettiği açık açık belli oluyor. Napoleon isimli domuz, o dönemde yaşayan Stalin’e çok benziyor. Hatta kitabı okuduğunuzda “hayır benzemiyor, bu gerçekten o” diyeceksiniz.

    Öncelikle Orwell, kitapta komünizmi eleştirmiş. Kitabın konusuna göre, önceden insanlar tarafından yönetilen çiftlik, hayvanların isyan etmesiyle hayvanlar tarafından yönetilmeye başlanıyor. Buradaki insanlar ile Rusya’nın eskiden çarlıkla yönetilmesi, hayvanların başa geçmesiyle ise Bolşevik devrimi kastedilmiş.  Yazar kitapta, çarlık halindeki Rusya’nın haliyle, devrimden sonraki Rusya’nın halini eleştirisel-masalsı-mizahi bir yolla anlatıyor. Ama bu kitap için eleştirisel kelimesi az kalır. Masalsı diyorum ama bir çocuk kitabı değil bu kitap, tam tersine dediğim gibi bir politik taşlama. Ayrıca mizahi dedim ama tabiki bana göre. Daha çok trajikomik de denilebilir. Bu arada “Rusya” diyorum ama işte o dönemde ülkenin adı her neyse, SSCB idi galiba.

    Tabi komünizmi eleştirirken o dönemdeki diğer ülkelerin yönetimlerini de eleştirmeden geçemiyor Orwell. Kitapta yer alan diğer çiftlikler ile başka ülkeleri kast ediyor.

    1984 isimli ünlü distopyasını duymuşsunuzdur Orwell’in. İşte bu kitabı mutlaka ondan önce okuyun. Çünkü ben 1984’ü önce okudum ve Hayvan Çiftliği’nin resmen 1984’e hazırlık kitabı olduğunu anladım.

    Kitabın içeriğini yukarıda kısaca anlattım. Eğer bu kitabı okumazsanız (ve 1984’ü) çok şey kaçıracağınız kesin. 1984’ü de okumuştum ama orada kast ettiklerini şimdi daha iyi anlıyorum ve içimden diyorum, keşke ilk olarak bu kitabı okusaymışım.

    Yalnız kitabı okursanız eğer, “Sunuş” kısmını mutlaka atlayın. Çünkü çevirmen dediğimiz şahıs, sunuş kısmında resmen kitabı özetlemiş. Sunuş kısmına da önsöz diyemiyorum çünkü önsöz kitabı tanıtır, anlatmaz ki. Çevirmenin bu kısımda yazdığı yazı bir önsöz değil, analiz olmuş. Ama hakkı var, güzel analiz olmuş. O yüzden mutlaka kitabı bitirdikten sonra okuyun. Ve bu kitabı mutlaka okuyun.

Kitap okumayı seven ama bilgisayar oynamaktan kitap okuyamayan, bu devirde herkesin haklı olduğuna inanan bir şahısım. Gereksiz bilgilerle beynimizin işgal edildiğine ve bu yüzden çağ deviren fikirler üretemediğimizi anlayan, eğitim sistemini baştan yazmak isteyen bir insanım. Ne demiş atalarımız: Önce eğitim!

Bir Cevap Yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*