5 Yıl Sonra Kendimizi Nerede Görüyoruz?

Bu soru iş başvurusunda bulunan birçok kişinin karşısına çıkarılmıştır mutlaka. Peki bu soru sadece onlar için mi geçerli?

Bilmiyorum, sizlerin nasıl gelecek planları var. Kendinizi 5 yıl sonra nerede görüyorsunuz? Bu sorunun cevabı kişisel fikrime göre yaşınızla yakından alakalı olacaktır. Neden mi? Kendimden örnek vereyim. İlkokuldayızdır, hani şu dünyayı değiştireceğinizi düşündüğünüz zamanlar, kalbinizin kötülükle karşılaşmadığı zamanlar. Dünyada savaşları bitirebilmeyi, açlıktan insanların ölmediği, haksızlıkların olmadığı, insanların ve diğer canlıların huzur içinde yaşayabileceği bir dünya için çaba harcamayı hayal ettiğimiz zamanlar…. Keşke hep o yaşta kalsaydım.

Ortaokul zamanları, birçokları için sıkıntının baş gösterdiği dönem. Gerek fizyolojik gelişimimizin getirdiği ergenlik dönemi olsun gerekse hayatın acı gerçeklerinin bizler tarafından kavranmaya başlaması olsun. Bu dönemde hayallerimizin kapsamının daraldığı hissederiz. Okul, sınav telaşesi günümüzde bu yaşlara kadar inmiş durumda maalesef; göğe bakıp hayal kurma yaşlarında bu çocuklara başlarında sürekli baskı uygulayan bu eğitim sistemi adını verdikleri saçmalık var. Ne oluyor bunun sonucunda birinci önceliği güzel bir liseye yerleşmek olan robotlar yetişiyor. Belki bir Mozart olacak genç bir fen lisesine yerleşmek için çabalayıp duruyor. Derseniz ki bunları herkes biliyor çözümün ne? Yani bu işi diğer ülkeler nasıl yapıyor akıl mantık neye yönlendiriyor bunlar sorulmalı işleri bu olan bir sürü insan var. Yıllardır deneme yanılmayla bir eğitim sistemi oturtulmaya çalışıyor. Bir yıl verilen müfredat, kitaplar gelecek yıl çöp oluyor (Malum ülkemizde yetkisi olanın bilgisi yok, bilgisi olanın ise yetkisi yok). Elbette bunların hepsine çözüm bulunabilir tabi istenirse…

Konuyu fazla dallandırmadan konumuza dönelim. Geldik lise yıllarına. Benim için en güzel zamanlardı lise yıllarım. Hayallerim mi? Onların yerlerinde yeller esiyordu. Artık o geniş çaplı hayaller yerini kendimi kurtarmaya kadar daralmıştı. Tek amacım güzel bir üniversiteye kapağı atmaktı. Hani hep öyle derler ya. Üniversiteye geçince rahatlarsınız diye ha işte eğitim sisteminin en büyük yalanı bir sonraki kademede rahat edeceğiniz yalanıdır. Siz hiçbir sonraki bölüme geçince kolaylaşan bir oyun gördünüz mü? Elbette hayat oyununda da sizi sürekli daha zor bölümler bekliyor. Final bölümünde huzura ereceğiz neyse ki.  Ama her şey geçiyor, her yeni eskiyor, her engel aşılıyor ve bir şekilde ilerliyoruz. Bazen engeller ayağınızı kaydırıyor kalkıp yürümeye devam ediyorsunuz çünkü buna mecburuz. Ben de hep öyle yaptım.

Geldik mi üniversiteye. Sonunda demi.  Hayat oyunun hard modundayız. Hayatın karşınıza neler çıkarabileceğini tahmin etme imkânınız yok. Aklınızın ucundan dahi geçmeyecek olaylar başınıza bu bölümde gelecek. Ama artık siz de güçlüsünüz yıllar sizi de güçlendirdi. Artık o çocuksu hayallerimden eser yok ama işte. Ne oldu? Tüm yazımda eleştirdiğim duruma döndüm dolaştım kendim de düştüm. Umarım sizler düşmezsiniz. Gelelim sorumuzun cevabına 5 yıl sonra kendimizi nerede görüyoruz? Ben kendime uzun süredir veremedim bunun cevabını artık küçük hayallerim küçük hedeflerim var çünkü…

Sahi… Siz kendinizi 5 yıl sonra nerede görüyorsunuz?

Not: Bir özeleştiri yazısıdır.

Her kitap ayrı bir dünya, keşfedilmeyi bekleyen ayrı bir kıtadır. İnsan kitaplarda kayıp olmalı... İnsan ömrünün sonuna kadar bir şeyler öğrenmeye devam edecektir. Ben de yeni şeyler yapmayı ve yeni şeyler keşfetmeyi seven birisi olarak bu sitede bir şeyler karalıyorum.

3 Comments

  1. Bizim yaş grubunun içinde bulunduğu yılların en büyük buhranlarından birine değinmişsin. Güzel yazı için teşekkürler.

  2. Kesinlikle konu muazzam. Yıllarca içselleştirdiğin ve üzerine düşündüğün için cümlelerin de muazzam. Ancak bana sorarsan biraz daha derlenseydi harika olurdu. Ve bir cümleyi farklı bir bakış açısıyla değiştirmek istiyorum. Kalbimizin kötülükle karşılaşmadığı zamanlar değil de. “Kalbimizde, kötülüğün karşılığının olmadığı zamanlar.” Ellerine sağlık.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Blog Kategorisinde Son Yazılar

Oktay Sinanoğlu

Türk Aynştaynı

Gönül insanı Sinanoğlu. 1935’te İtalya’da doğdu. Daha sonra ailesi ile Türkiye’ye döndü.