Yazarlar

Uzayzaman boşluğunda incir çekirdeğinin hacmi kadar bilgi ve düşünce kaplıyorum.
Ve ayrıca gece vakitleri güneş ışınlarını görebiliyorum...
Parlak Jurnal internet sitesi yayım politikası gereği, her yazdığım yazıdan kendim sorumluyumdur. Eleştirilerinizi ve fikirlerinizi yazıların altındaki yorum kısmına yapabilir veya bana e-posta atabilirsiniz.
İletişim: nihatdogrul@outlook.com

Kitap okumayı seven ve bu devirde herkesin haklı olduğuna inanan bir şahısım. Gereksiz bilgilerle beynimizin işgal edildiğine ve bu yüzden çağ deviren fikirler üretemediğimizi anlayan, eğitim sistemini baştan yazmak isteyen bir insanım. Ne demiş atalarımız: Önce eğitim!

Doksan yedi doğumlu, küçüklüğünde mekanik ve elektroniğe meraklı, ergenliğinde bilgisayarıyla başbaşa, şimdilerde ise deyiş ve nefesler ile onların müzikal icrasına kafa patlatmakta olan okur, yazar veya yazmaz.

1997’de güneyin doğusundaki Kilis’te doğdum. Doğmakla kalmadım büyüdüm de. Üniversite eğitimi için Ankara’da bulunuyorum. Ormantik biriyim, bir şeyler öğrenmekten ve öğretmekten çok haz aldığımı söyleyebilirim. Ayrıca uykunun fizyolojik önemini yeteri kadar kavradığımı düşünüyorum.

Ankara'ya hapsolmuş bir İstanbul aşığıyım. Peki bundan şikayetçi miyim? Hayır. Çünkü ben mutluyum. Mutlu olmadan yapılan hiçbir şeyin doğru olmadığına inanan bir insanım. Mutlu insan umutludur, umudu olansa mutludur.

"İnsan; denizin olmadığı yerde, umut adına, martı olmalı." N.H.R

Dost istersen Allah yeter.

Düşler ülkesinden bir kaza sonucu sevgisiz insanlarla dolu dünyanıza düstüm. Kim oldugumu sorarsanız "Biraz rüzgarım biraz dalga" şairin dediği gibi. Aslında belki kendimi arıyorum ben de burda. Yaşım konusunda da farklı düşünceler var ama ben hepinizle akranım. Burdan çoğu zaman düşler ülkesine olan özlemini paylaşıyorum sizlerle. Herşeyin yeterince gerçek olduğu bu dünyada biraz da olsa hayallerimize sahip çıkalım ne dersiniz ? Unutmayın insan kardeşlerim: "İnsan Sevgi İle Yaşar "

Toplumun dayattığına esir olmak yerine farklılıklar peşine düşen, kimseyi iyi ya da kötü kategorisine sokmayan, şekillere değil fikirlere bakan içinizden herhangi biri.
İletişim için: selimcanpeker@gmail.com

Sonbaharın başında doğmuş ve Laz kızı olmamın getirisidir belki; aslında hafif bulutlu, yeri geldiğinde fırtınalar koparan atmosferim. Yazılarıma oranla içim umut dolu, daha mutluyum. Mavi ve tonlarını ne kadar özgürse o kadar severim. Kendi hikayesini yazmaya çalışan o herkesten biri de benim.

Sağlık,beslenme,spor

Yazdıkça gelişiyor, geliştikçe yazıyoruz.

Konuk yazarlarımız için oluşturduğumuz ortak profil.

Her kitap ayrı bir dünya, keşfedilmeyi bekleyen ayrı bir kıtadır. İnsan kitaplarda kayıp olmalı... İnsan ömrünün sonuna kadar bir şeyler öğrenmeye devam edecektir. Ben de yeni şeyler yapmayı ve yeni şeyler keşfetmeyi seven birisi olarak bu sitede bir şeyler karalıyorum.

Gezmeye, okumaya, güzel bir tiyatro izlemeye aşığım. Gecenin bir yarısı eve giderken, sessizce yanınızdan geçebilirim. Sizinle aynı oyunda, yan yana aynı repliğe gülebiliriz. Evet, o gün bunun farkına varamayabiliriz. Ama belki bir gün, bir anıda, bir yazıda rastlaşırız sizinle. Kim bilir?

Sitemizi sizlere daha iyi bir şekilde sunabilmek için destek amacıyla kabul ettiğimiz sponsor içerikler.

"Her şey üstüme üstüme geliyor" derdim ama bir akıllı çıkıp "Sen terse gidiyorsun" diyecek diye demiyorum.

Dünyanın başkentinden (İstanbul) Türkiye'nin başkentine gurbete gelen ben. Geldiğimden beri her şeyin gurbetini yaşar olmuş bedenim. Gönlümü aşkıyla yaralayan Sevdiğim'e Ah seslenişlerimdir çoğu yazım. Vah vah edecek sözde sevgililere eyvallahımız yok bizim. Onlar için ibret, gerçek sevenler için yürekten kelimelerdir kalemimden akan. Çok sevdiğim, eserlerini okumaktan daima keyif ve bir o kadar da ibret aldığım Sinan Yağmur'un imza gününde imzalattığım kitabına yazdığı şu sözlerle sesleniyorum kendime, hakiki aşkı arayana, aşkı için yanana: "Her köz ateş, her kadın gönlüne güneş olmaz. Önce YAN!"

Az biraz dadaş çokça geveze.
Burda benim babama yapılan şov nedir kardeşim?

Baharı beklerken kendi hikayemi biriktiyorum. Bu bekleyişte durmak yok; birbirine doladığım kollarımı çözdüm ve adımlarıma ritm kazandırmaya çalışıyorum. Beklenen bahar geldiğinde onu tanıyabilmek umuduyla yazıyorum.

Tıbbiyeden arttırdığım enerjimle kahve üzerine okuyup araştırıyorum. Kendi günümde kendi saatimde de sizlerle paylaşıyorum. Korkmayın sadece bilgi sunmuyorum. Boşluklara sohbet-muhabbet serpiştiriyorum. Katılımlarınızdan ziyadesiyle memnun olurum. Ayrıca merak ederseniz, sosyal medyanın bol fotoğraf paylaşılan malum mecrasında “zmbaykara” hesabında vakit öldürüyorum. Suç ortağı olmak isteyenleri beklerim.