1 Mayıs Tarihi ve Bilinmeyenler

4

Yüzyılı çokça aşan bir tarihi olan 1 Mayıs, 1800’lü yıllarda tarih sahnesinde yerini almıştır. Emek ve Dayanışma Günü ya da İşçi Bayramı olarak da bilinir. İlk kez 1856 yılında Avustralya’da kısa bir yürüyüş ile başlamış ve 1886 yılında 12 saat olan çalışma saatlerini protesto etmek için ABD’de yaklaşık yarım milyon insanın harekete geçmesiyle devam etmiştir. O günlerde Amerika’da siyah-beyaz eşitliği olmadığına da dikkatinizi çekmek isterim. Bu protestolarla, bu işçi hareketiyle birlikte de bu eşitsizliği kaldırmak için ilk adımlar atılmış olmuştu. Ayrıca bu insanlar o sıralarda, siyahların giremediği bazı parklara da kol kola yürüyüp birlikte girmişler.

Haymarket Olayları anısına dikilmiş heykel

Amerika’daki işçiler çalışma saatlerinin 8 saate düşürülmesini istiyormuş. Bu yüzden protestolarını 1 Mayıs 1886’dan 4 Mayıs’a kadar devam ettirmişler. Ancak insanlar tam dağılmak üzereyken biri ve bir şey! kalabalığın ortasına bir bomba atmış. Bomba yüzünden hem güvenliği sağlamaya çalışan polislerden hem de protesto yapan işçilerden ölümler olmuş. Olaylar yüzünden bazı insanlar aslı olmayan ithamlarla tutuklanmış ve aralarından en genci haklarında verilen idam kararı yerine getirilmeden önce intihar etmiş. Bu olaylara da Haymarket Olayları ismi verilmiştir. Çünkü olaylar asıl olarak ABD’nin Chicago şehrinin Haymarket Alanı’nda gerçekleşmiştir.

Önceki gün, yani 3 Mayıs’ta da bir fabrika önünde grev yapan işçiler tam dağılmak üzereyken fabrikadan çıkan “grev kırıcı” tabiriyle betimlenen insanlar, işçilere saldırmış ve polis de işçilere ateş açmış. Bunun sonucunda da 4 işçi orada hayatını kaybetmiş.

1889 yılında da Fransız bir işçi temsilcisinin önerisiyle 1 Mayıs, Birlik ve Dayanışma günü ilan edilmiş. O günden sonra birçok ülkede 1 Mayıs hem bu isimle hem de İşçi Bayramı ismiyle kutlanır hale gelmiş.

İşçi Bayramı’nın Ülkemizdeki Tarihi

Coğrafyamıza bakacak olursak ilk olarak 1911 yılında Osmanlı Devleti’nde Selanik’te kutlanmış. Ve ertesi sene, yani 1912 yılında ise İstanbul’da kutlanmış. 1923 yılında ise İşçi Bayramı ilan edilmiştir.

1977 yılında Taksim Meydanında DİSK (Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu. Vikipedi bilgisi: 12 Eylül Askeri Darbesi ile kapatılmasının ardından 19 Ocak 1992 tarihinde yeniden kurulmuştur.) öncülüğünde 200 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Ama maalesef çevredeki bazı binalardan kimliği belirsiz kişilerce kalabalığın üstüne açılan ateş sonucu 34 kişi hayatını kaybetmiş, birçok kişi de yaralanmıştır.

Şu anda da bazı kuruluşlarca izin verilen alanlarda kutlanagelmektedir. 1 Mayıs, Türkiye’de resmi tatildir.

İşçi Bayramı kutlanırken ülkemizde zaman zaman ilginç görüntüler ortaya çıkmıştır. Mesela işçiler yürürken bir yandan yan taraftaki inşaatta ara vermeden çalışmaya devam eden inşaat işçileri kadraja girmiştir. Kim bilir, belki de fotoğrafı çeken kişi bilerek çekmiştir. Herkes tarafından bilinir ki bazen milli-dini bayram demeden çalışmaya devam eden işçilerimiz, emektar vatandaşlarımız vardır. Ben şahsen bunlar içine otobüs şoförlerini bile koyuyorum.

Mesela akrabalarımdan biliyorum, marketlerden biliyorum. Bu tür yerlerde, mağazalarda çalışanlar (mesela Ramazan Bayramı diyelim) 3 gün arka arkaya o bayramı evinde geçiremez. En az 1 günü çalıştığı yerde olmak zorundadır. Elden ne gelir? Patron izin verir mi hiç? Peki kepenk mi kapansın, özellikle günümüzde 1 müşteri bile değerliyken? Milli bayramlarda ise çoğu zaman çalışma devam ediyor.

Elçilik binasında çalışanlar biliyorum. 400-500 kişi aynı anda çalışıyorlarmış. Lakin paraları geç veriliyormuş. Sadece örnek olarak verdim. İşini bitirmeden parasını almayan memleket ustalarımız kim bilir daha kaç yerde böyle parasını alamadı.

Ben de inşaat kokusunu iyi bilirim. Daha sıvanmamış beton duvarların kokusu gerçekten bir hoştur, başka şeye benzemez. Bazen kırdığınız tuğla duvarlar, elinizi kırmızıya boyar. Gariptir ırgatlık, işçilik; bazen, belki de her zaman garipliktir. Bazen 40 liradır, bazen 50. Bazen ise karşıdaki izin verirse ücrette pazarlıktır. Bazen de seni mutlu eden fazladan verilmiş 5 liradır.

Tabiki bugünü, koronavirüs salgınından dolayı, 1 Mayıs İşçi Bayramını evlerden kutlayacağız. Tabi bu sene Taksim muhabbetleri dönmedi. İyi bayramlar.

Kitap okumayı seven ve bu devirde herkesin haklı olduğuna inanan bir şahısım. Gereksiz bilgilerle beynimizin işgal edildiğine ve bu yüzden çağ deviren fikirler üretemediğimizi anlayan, eğitim sistemini baştan yazmak isteyen bir insanım. Ne demiş atalarımız: Önce eğitim!

4 Comments

  1. Kısaca bilgi sahibi olmak adına, sade ve güzel bir yazı olmuş. Tabii açtığın her paragrafı uzatmak mümkün. Hatta ilerleyen süreçlerde bu konuda güzel bir podcast hazırlanabilir. Konuşmaya ve üzerine düşünmeye müsait bir konu. Hele ki dünyanın her yerinde, insanın ve emeğin her geçen gün daha çok değersizleştirildiğini düşünürsek; insana ve geleceğe değer veren camialar tarafından bu konu üzerine daha çok değinilecektir diye düşünüyorum. Tüm siyasi menfaatlerden uzak; işçinin boncuk boncuk terleyen alın terinin, emeğinin hakkını konuşabileceğimiz hatta bu konuda bir şeylerin değişeceği güzel günlerin özlemiyle…

    • Katılıyorum, daha güzel bir proje yapabiliriz.
      Hani alın terinin hakkını vermek deyimi vardır ya, işte bu konuda da eksik kalmış gibiyiz. Acaba biz mi eksik kalıyoruz, yoksa yetkililer mi? Yükü hafifletmek lazım. Yükü hafif olanların yükü paylaşması lazım. Bunu bilmeyenlere öğretmek lazım. Yapmak istemeyenlere “destek olmuyorsunuz, bari köstek olmayın” demek lazım.

Yorum bırakın

Your email address will not be published.

Tarih Kategorisinde Son Yazılar