bir fena manzara

Güzel Bir Ülkenin Çirkin Zamanlarında; Bir Fena Manzara İncelemesi

1

Bir Fena Manzara; Ahmet Utku Çetinkaya tarafından yazılan, 2022 yılında Mahal Kitaplığı etiketiyle yayımlanmış 92 sayfalık roman. Editörlüğünü ise Onur Özkoparan üstlenmiş.  Bu kısa roman kendisinden başka kimseyi sevmeyen, bencil ve sosyopat emekli noter Bilal Soygazi’nin evinin önündeki parkın imara açılacağını öğrenmesinden sonra manzarasını ve parkı korumak için entrikalarla dolu bir maceraya girmesini anlatıyor. Ülkenin belki her yerinde her gün dönen oyunlara ve yolsuzluklara, çıkarcı insanlara ayna tutuyor. Haberlerde sıkça gördüğümüz, “Onlarca ağaç kesildi.” veya “Sit alanı imara açıldı.” gibi haberlerin arka planında neler döndüğü hakkında fikir sahibi oluyoruz ve kitap beklediğimizden farklı yönde ilerleyerek bizi tahmin edilemez yerlere sürüklüyor. Ahmet Utku Çetinkaya kitabı zekice kurguladığı gibi bütün bunları akıcı, edebi ve cesur bir dille ortaya koymuş. Bir oturuşta rahatlıkla bitirilebilecek, merak unsurunu yitirmeyen, yalın ve edebi olarak minimalist bir eser.

Detaylıca işlenen karakterlerin, okurların her gün çevresinde gördüğü, içimizde yaşayan insanlardan bir farkı yok. Kitabı okudukça karakterler direkt gözünüzde canlanıyor ve onları yıllardır tanıyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. Protagonistimiz Bilal Soygazi girişte de belirttiğim gibi kötü biri, kitapta da kendisi bunun farkında. Birçok yerde kendisi ile şiddetli iç çatışmalar yaşıyor. Motivasyonlarını, hedeflerini, hatalarını sürekli kendisi ile tartışıyor. Ayrıca kendisi rutin takıntılı. Her gün aynı şeyleri aynı sırayla yapmazsa kendisini çok huzursuz hissediyor. O kadar bencil bir insan ki parkı kurtarmak için, sürekli daha yüce bir amaç için hareket ettiği illüzyonunu yaratsa bile en büyük motivasyonu bu rutin takıntısı. Aslında emekli olacak yaşlarda olmasına rağmen hiç evlenmemiş olması, hiç arkadaşı olmaması, lüzum görmediği zamanlarda hiç kimseyle muhatap olmaması bize kendisinden başka kimseyi sevmediği izlenimini akış içinde yaratıyor. Ancak amacına ulaşmak için mecburen sosyal ortamlara girdiği vakitlerde ise yapmacık olması gerekirken, iyi bir yalancı olduğu için diğer insanlara bu durumu yansıtmamayı başarıyor. Yalan söylemeyi manipülasyon yolunda en büyük yardımcısı olarak görüyor. İnsanlara her yerde her zaman yalan söylediği için rahatsız olmuyor aksine yalanlarının ortaya çıksa bile kimsenin yanıltılacak kadar enayi olmayı kabul etmeyeceği için bunun önemli olmadığını düşünüyor. Bir Fena Manzara’yı okurken Bilal Soygazi ile bir sevgi-nefret ilişkisi kuruyorsunuz. Kurgu ilerledikçe kendinizi birçok yerde “Hadi be!” derken buluveriyorsunuz.

Bir Fena Manzara, ismi anılmayan, denizi olan bir şehirde geçiyor. İster istemez buranın neresi olduğu hakkında tahminler yürütmek durumunda kalıyorsunuz bu da merak unsurunu perçinleyen durumlardan biri. Bir bölümde ise kitapta “Başkent” olarak bahsedilen şehre seyahat ediyoruz. Acaba Türkiye’de geçmiyor mu diye düşünürken bir yerlerde 1992 Erzincan depreminin bahsi geçince ülkemizde geçtiği netleşiyor. Kitabın açılışında, yazar Ahmet Utku Çetinkaya “Güzel bir ülkenin, çirkin zamanlarında.” diyerek kitaba başlıyor. Kitabın geçtiği yıllar da tam olarak verilmese bile benim tahminim 2010’lu yılların sonbahar aylarında geçtiği yönünde oldu. Ağaçların yapraklarını dökmesi hakkında verilen bilgiler, havanın Başkent’e gidince daha soğuk olması mevsim hakkında, karakterlerin yaşları ve geçmişleri hakkında bilgiler ise kitabın geçtiği yıl hakkında bu kanaate varmamı sağladı.

Ahmet Utku Çetinkaya’nın Bir Fena Manzara kitabı okumaya değer bir ilk roman olmuş. Takıntılı bir insanın, takıntıları uğruna kendi şahsiyeti dahil neleri feda edebileceğinin, insanların içlerindeki çirkinliklerin ve çıkar ilişkilerinin tam ortasında, sıra dışı ama bir o kadar da realist bir kurgunun ortasında kalıyoruz. Bir Fena Manzara’nın son cümlesini de okuduğumuzda dimağımızda farklı izler yer ediniyor.

1 Comment

Yorum bırakın

Your email address will not be published.

Kitap İncelemeleri Kategorisinde Son Yazılar