İnsan (!)

/

    Görme engellinin gözünden bakamadık. Onların gördüklerini göremedik, hissettiklerini hissedemedik, onların umut ettiklerini umut edemedik. Onlar her şeye sanki kainatin öbür ucundan bakıyorlardı. Ve görüyorlardı biliyor musunuz, görüyorlardı. Vicdanlarıyla görüyorlardı, kalpleriyle görüyorlardı. İşte böyle hissediyorlardı. Biz ise sanıyorduk sadece, maddiyatın içinde, geçici zevklerde boğulduk. Sadece derimizle hissettik, gözlerimizle gördük, ağzımızla seslendik, kulaklarımızla duyduk ama iç evrenimize, kalbimize indiremedik, idrak edemedik. Bu yüzden bi nevi kendimize ihanet ettik. Artık yaptığımız vicdanımıza dokunmadı. Vurdum duymaz olduk, bana dokunmayan yılan bin yaşasın dedik, evrenin kralı olduk ama kendimizi kaybettik, insanlığımızı kaybettik. Hayvandan bir farkımız kalmadı, yani ruhumuzu kaybettik. Kör olduk, kör, manevi kör. Dünya’yı Dünya olarak gördük, harcadık sonuna kadar. Şimdi de herkes şikayetçi. Aslında herkes kendinden şikayetçi de farkında değil. Çok mu kibirliyiz yoksa çok mu ruhsuz yoksa çok mu umutsuz? Onlar kadar şanslı değiliz maalesef.

Konuk Yazar: Asaf

Yorum bırakın

Your email address will not be published.

Edebiyat Kategorisinde Son Yazılar

Gem Vurmak

Gem’i vurdu yüreğine… Sustu. Susmaya inandığı kadar da susacaktı. Dalgalar çarpsa da yüreğinin kıyısına o dökmeyecekti

Yeşil Elmalar – Nazım Hikmet

Tesadüfen girdiğim bir kitapçıda en sevdiğim şair Nazım Hikmet’in romanlarıyla karşılaştım. “Yani sen elmayı seviyorsun diye