Yıllar önce,
Sıradan bir aile kahvaltısının
Veyahut bir akşam yemeğinin kıymetini Bilebilir miydik?
Bazılarımız yaş aldı, Bazılarımız ise
Hep aynı yaşta kaldılar…
Geçmiş miydi hüzün veren, Yoksa mutlu anılarımız mıydı Hüznü inşa eden?
Nereden çekip alsam da Attırsam yeniden
Şu durmuş kalbimi…
Bu zaman mıydı
Yeni karakterler inşa eden?
Yoksa bir kedinin göz bebeğinde miydim Yeniden inşa edilen?
Tanımıyorum bu evi, Bu beni…
Eski bir müzikle Hatırlarım belki. Hatırla sevgili…
Kaçıncı rüya bu,
Ne zaman uyanırım, bilmiyorum. Geçmişe sünger çek, derler.
Sünger de benim, Geçen de…
Hangi çekimde çeksem olmuyor, “Past” diyorlar burada,
Ama ne desem pas oluyor.. Yan sokaktan koşarak geliyor
Gözleri gülen çocukluğum… Üst mahalle,
Sanki Selanik Sokak. Dershanelerden
Bir sürü öğrencisi çıkacak..
Klinikte arkadaşım Hatice…
Ne zaman öğrenmiş bu dili, bilmem. Tenin mi bronzlaşmış,
Seçemem…
Bazı geceler annem yoklar beni, Üzerimi örter,
Bilirim.
Ses edemem…
Karın altında üşümüş çocukluğum, Hangi kayakla gelir yanima Ayazdan alır beni,
Icimdeki en derin soluğum.. Göremem..
Geçenlerde kardeşime gittim, Genç bir kadın gördüm.
Kardeşimi nereye saklamış, Bilemem…
Arada arayan, Zayıf,
Sakallarına zaman yağmış, Yalnız amca…
Babam olduğunu söyler, Göremem…
Eyy zaman hapishanesinde, Prangalanmış yüreğim…
Vuslat olursa Esaretinin bedeli… Haydi durma,
Sen de kır o zaman kalemini!
Konuk Yazar: Seren Yıldız
