ankara devlet tiyatrosu
/

Açık Denizde Oyun İncelemesi – Ankara Devlet Tiyatrosu

Okuma Süresi 8 Dakika
1

8 Ocak 2020’de Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından prömiyeri yapılan Açık Denizde; Akün Sahnesi’nde seyirciyle buluştu.

Açık Denizde’nin 22 Ocak’ta ki gösterimini izledim. Oyunu değerlendirmeden önce siz değerli okurlara küçük bir sorum olacak: Uçsuz bucaksız denizdesiniz. Yanınıza aldığınız tüm yiyecekler tükenmiş. Ve siz açsınız… Ne yapardınız?

Böyle bir durumda mesela balık tutmayı yahut başka alternatifler aramayı düşünebilirsiniz. Tam olarak ne yapardınız bilemem ama en azından, aranızdan birini yeme fikrini ortaya atmazdınız sanıyorum. İşte Açık Denizde, böyle bir girizgah yapıyor. Ve bu açlığın sembolik olduğunu, oyunun ele aldığımız her kısmında görüyoruz. Nasıl mı? Çünkü kimse sadece doymak istemiyor. Hep daha fazlası isteniyor. Daha doğrusu, bir insanı yiyerek doyurmak istedikleri yalnızca mideleri değil. Eğer doyurmak istedikleri mideleri olsaydı… İyisi mi ben oyuna gidecekler için daha fazla ayrıntı vermeyeyim. Çünkü verdiğim her ayrıntı, merak unsurlarını devre dışı bırakarak bu absürt oyundan alacağınız hazzı düşürecektir.

Yazan: Slawomir Mrozek

Mimarlık ve felsefe eğitimi almış olan Mrozek’in oyunları, absürt tiyatro olarak nitelenir. Taşlama biçimindeki oyunları, bireyin totaliter sistemde yaşadığı problemleri konu edinmiştir. Absürt tiyatro tarzında kaleme aldığı ilk uzun oyunu Tango(1965), Mrozek’e, Polonya’lı çağdaş drama yazarları arasında önemli bir ün sağlamıştır.

Çeviren: Yücel Erten

Açık Denizde, Erten’in Almanca’dan yaptığı ilk oyun çevirisidir. Ve Açık Denizde’den şu şekilde bahsetmektedir: ”1961 yılında yazılmış Açık Denizde, iktidar, güç, ahlak ve benzeri yerleşik değerlere acımasız bir neşter vuruşudur. Bu neşter bir yanıyla adalet, özgürlük ve demokrasi gibi kavramların; propaganda, demagoji, manipülasyon ve entrikalarla nasıl içinin boşaltıldığını ortaya serer. Diğer yandan insan denen yaratığın, can pazarında ne kadar acımasız ve karanlık olabileceğini sergiler. Bireyin, iktidar odaklarının oluşturduğu çarpık mantık karşısındaki çaresizliği, bireysel özgürlük ve adalet duygusunun göreceliği, başkaldırma, boyun eğme, kurban olma… Mrozek oyununda tüm bunları ürkünç bir mizah üslubu ile önümüze döker.”

Yönetmen: İlham Yazar

Açık Denizden de önce Mrozek’in Policja’sını yönetmiş olan Yazar, oyundaki kritik düğümlerdeki seçimiyle oyunun kendi imzasını taşıdığını her anlamda belli etmiş diyebiliriz.

Açık Denizde:

Yazımın bu kısmında daha genel bir şeyler söylemek istiyorum.Tiyatro, muhakkak bir sahne sanatıdır. Yazanı da oynayanı da izleyeni de insandır. Bu üç temelin arasındaki herhangi bir kopukluk, oyunun başarılı yahut başarısızlığı olarak nitelendirilir. Peki neden bahsediyorum bunlardan?

Açık Denizde, bu kıstaslarla değerlendirebileceğimiz bir oyun. Genel anlamda, metaforlardan yararlanarak; insanın saklamaya çalıştığı  (ki bunlar ne kadar saklanmak istenirse o denli ayan beyan ortada oluyor) dürtüleri bir başka önlenemez dürtüsüyle anlatıyor. Zayıfı ezme, gücün ve güçlünün yanında yer alma gibi dürtüleri; tüketim, yemek gibi temel ihtiyaçların, önlenemez dürtüleri örnek gösterilerek anlatılıyor. Ve bu da oyunu seyirciden biraz daha uzaklaştırıyor.

Oyunumuz vermek istediği mesajın neredeyse tamamını dolaylı yoldan verdiği için direkt mesaj kaygısı güden, seyirciyi oyuna bizzat dahil eden oyunlara göre anlaşılması daha zor bir oyun. Tabii bu tarz oyunlara ilgi duyanlar için bunun tam tersi bir etki söz konusu diyebiliriz.

Oyunculuklar:

Genel anlamda oyuncuları başarılı buldum. Enerjileri hayli yüksekti. Dinamik, genç bir ekiple çalışılması bence de doğru bir tercihti. Ama itiraf etmeliyim ki oyunda ara ara kendime şunları söyledim: Madem oyun absürt, madem anlatılmak istenen her şey metaforlarla anlatılıyor. Neden duygular bazı kısımlarda daha da abartılmıyor. Neden kısıtlandı. Tabii bu epey subjektif bir yorum. Emeklerine, yüreklerine sağlık. Alkışları bol olsun.

Dekor ve kostüm tasarımı:  Dekor ve kostüm tasarımını hayli başarılı buldum. Özellikle dekor oyunu epey yükseltiyor. Tasarımını çok ama çok beğendim. Hem hoş hem de efektifti. Ayrıntılı araştırma fırsatım olmadı ama eğer başka bir yerden örnek alınmadıysa bence hayli özgün bir tasarıma sahip. Tiyatro dekorlarıyla ilgilenen, bu konuda çalışan kişilerin görmesi gereken bir çalışma olmuş diyebilirim.

OYUNCULAR:

Pelin Şahin
Müjgan Aksoy
Elif Çetinel
Barkın Kenan
Ümit Atalay

Dekor Tasarımı: Murat Gülmez
Kostüm Tasarımı: Çevren Sarayoğlu
Işık Tasarımı: Mustafa Bal
Yönetmen Yardımcısı: Ulaş Ersoy
Asistan: Pelin Şahin

Sahne Amiri: Levent Kaloç
Kondüvit: Mehmet Uygur
Işık Kumanda: Tandoğan Özel
Suflöz: Müjde Yazar
Dekor Sorumlusu: Sinan Ogay
Aksesuar Sorumlusu: Umut Tufan Özkan
Kadın Terzi: Mihri Taşdelen
Erkek Terzi: Hakan Açıkgöz-Celal Dursun
Perukacı: Cumhur Temiz

Kaynak:

Açık Denizde Oyun Broşürü*

http://www.devtiyatro.gov.tr/DevletTiyatro/genelprogramlar/1

Not: Oyunlarda yaptığım eleştiriler akademik anlamda çözümlemeler içermemekle birlikte, herhangi bir tiyatro tutkunu gibi pratik eleştiri niteliğindedir. Bu nedenle ele alınan konular yüzeysel cümlelerle ve çözümlemelerle değerlendirilmektedir. Kısacası basit tiyatro anlayışıyla herkesin anlayabileceği basit analizler yapıyorum. Bu anlamda akademik açıdan eksiklerim olursa mazur görülmesini canı gönülden isterim. Amacım insanı anlatan tiyatro sevgisini aşılamak. Elimden geldiğince…

Umarım faydalı olmuştur. Ayrıca eksik gördüğünüz kısımları ya da oyun hakkında başka fikirlerinizi ve bakış açılarınızı yoruma yazarsanız çok memnun olurum.

Tiyatro kardeşliktir. 🙂

Gezmeye, okumaya, güzel bir tiyatro izlemeye aşığım. Gecenin bir yarısı eve giderken, sessizce yanınızdan geçebilirim. Sizinle aynı oyunda, yan yana aynı repliğe gülebiliriz. Evet, o gün bunun farkına varamayabiliriz. Ama belki bir gün, bir anıda, bir yazıda rastlaşırız sizinle. Kim bilir?

1 Yorum

  1. Güzel bir inceleme olmuş. Hep böyle esrarengiz yazarak merak ettiriyorsun ama sonrasında gidemiyorum. İnsanın içinde ukde olarak kalıyor 🙂

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz kimseyle paylaşılmayacaktır.

hezarfen ahmed çelebi
Önceki Yazı

Uçmak “Hezarfen Ahmed Çelebi“ Oyun İncelemesi - İstanbul Devlet Tiyatrosu

Sonraki Yazı

Beethoven ve Yaşamının Senfonisi

Blog Kategorisinde Son Yazılar

yalnızlık: veda#5

Yalnızlık: Veda #5

Söylediğimiz tüm veda sözleri biraz buruktur. Her vedada biraz daha eksiliriz. Kıyısından,