Ayrım Kavgası

in Eleştiri Yazar:

Ben kadınım. Müslüman bir kadın. Müslüman, beyaz bir kadın. Müslüman, beyaz ve Türk bir kadın.

Bunca sıfat. Beni, bizi tanımlayan diğer insanlardan bizi ayırdığını düşündüğümüz, bizi biz yaptığına inandığımız birçok sıfat. Ve buraya eklenebilecek birçok sıfat daha. Güzel ya da çirkin, zayıf ya da kilolu, uzun ya da kısa. İnsanları birbirlerinden ayırmak için o kadar farklı yollara başvuruyoruz ki. Bizden olmayana gavur diyoruz, hatta bazen bunu küfürleştiriyoruz. Zamanında ten rengine göre köle seçiyorduk. Şimdi hor görüyoruz. Çarşaflıyı çarşaflı diye, açığı açık diye yargılıyoruz. Kendine dindar diyen bir grup dinlerin hoş görücü tavrını unutup açığı, inanmayanı taşlar; kendine modern diyen bir kesim ise asla hiçbir tercihe saygı duymaz dinini yaşayanı yobazlıkla suçlar. Kadın, kadın olmanın zorluğundan dem vurur. Erkek, erkek olmakla üstün olduğuna inanır. Ve biz bir şekilde insanı yine ayırırız.

Hep ayırdık. Ne denirse densin ayırmaya devam edeceğiz ama en azından tarafımız belli olmalı.

Ben inanmıyorum. Dinlerin, dillerin, milletlerin, cinsiyetlerin ve hatta cinsen tercihlerin insanları ayırmak için bir yol olduğuna inanmıyorum. Bizim seçimimiz olmayan şeylerin insanları ayırmak için kullanılabileceğine inanmıyorum. Çünkü temelde hepimiz aynıyız. İnsanız.

Seçimlerimizle varız. Ve bu seçimler sadece iki türlü ayırır insanı. İyi veya kötü.

Belki çok temel ya da klişe gelecektir bu ayrım. Ama gerçek bu. Yaptımız tercihler bizi bir yola iterler. Kimliklerimiz, kişiliklerimiz ya da karakterimiz, istediğinizi söyleyin, bu şekilde oluşur. Bu tamamen bizim tercihimizdir. Çünkü birçok şeyin aksine insanı yargılayabileceğimiz tek konu seçimlerimizdir.

Biz insanız, unuturuz. Hep unuttuk. Çünkü bunları hep söyledik. Herkes söyledi. Ama iş icraata geldiğinde kimsenin gözü yemedi. Gözü yiyenlere iyi insan dedik zaten. Onlara güvendik, inandık, sevdik. Aynaya bakmadık. Onlar gibi olunması gerektiğinden dem vurduk ama asla olmadık. Zaten bir insan en çok neyden bahsederse o onda yoktur derler. Ee pek tabii doğru da söylerler.

Biz ayırırız. Doğamız bu. Seveceğimizi, güveneceğimizi ayırmak isteriz. Eh umarım doğru şekilde ayırabiliriz.

Sonbaharın başında doğmuş ve Laz kızı olmamın getirisidir belki; aslında hafif bulutlu, yeri geldiğinde fırtınalar koparan atmosferim. Yazılarıma oranla içim umut dolu, daha mutluyum. Mavi ve tonlarını ne kadar özgürse o kadar severim. Kendi hikayesini yazmaya çalışan o herkesten biri de benim.

Bir cevap yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*