Daha (More) – Film Tanıtımı – Onur Saylak

in Film Yazar:

Öncelikle belirtmek isterim ki kitap yada film değerlendirmeleri adı üzerinde birer değerlendirme olup tamamen öznel yorumlar içermektedirler. Filmin izleniş zamanı, öncesindeki ruhsal durumumuz ve izleyen kişinin daha önce izlediği benzer filmler gibi birçok etmen değerlendirmeyi büyük ölçüde etkileyebilir. Bir insan kendisi dahi bir filmi ikinci kez izlediğinde ilkiyle aynı heyecanı duyguyu hissedemiyorken tabi ki herhangi bir filmi izleyen herkesin aynı ölçüde beğenmesi ya da beğenmemesi olanaksızdır. (aynı şeyler kitaplar için de geçerli)

Daha filmi, Hakan Günaydın’ın aynı isimli romanından uyarlanmış, yönetmenliğini Onur Saylak’ın üstlendiği filmdir. Onur Saylak’ın  yönetmen olarak çektiği ve Hayat Van Eck’in başrol olarak oynadığı ilk uzun metrajlı filmdir

Filmin konusuna gelecek olursak; film, insan kaçakçısı bir babanın kendince inandığı “hayattaki tek güç paradır ve parayı kazanmak için her yol mubahtır” mantığını oğluna zorla dayatması ve henüz bazı şeyleri yeni yeni kavramaya başlayan oğlunun babasının bu tutumuna, karşı tutumunu görmekteyiz. Film bize baştan sona hayattaki acı gerçekliklerden bahsediyor. İzlemeye başladığınız andan itibaren bir karamsarlık bulutunun içine giriyorsunuz. Öyle ki film içinde gerçekleşen çok küçük güzelliklerde dahi kendinizi sinirleri bozulmuş bir şekilde gülerken bulabiliyorsunuz. Özellikle festival filmlerine merakınız varsa ve karamsarlığın ön planda olduğu filmlere bir ilginiz varsa bu filmi de seveceğinize eminim.

Yönetmenlik açısından Onur Saylak’ı gerçekten çok başarılı buldum. Mültecilerin kaldığı mahzen ve evin denize bakan manzaralı çekimleri oldukça başarılıydı. Filmde gereksiz sahne uzatmaları yoktu ve çok fazla ana konudan uzaklaşılmamıştı. Oyunculuklar açısından zaten yıllardır bu işin içinde olan Ahmet Mümtaz Taylan’a ve Tuba Büyüküstün’e diyebilecek çok fazla bir şeyimiz yok fakat bir diğer başrol oyuncusu Hayat Van Eck’i övmeden de edemeyeceğim. İlk filmi olmasına rağmen gerçekten çok başarılı bir performans ortaya koymuş. Özellikle filmin ilerleyen kısımlarında psikolojik çöküntülerini ve  karakterinin farklılaşmasını bize çok güzel bir şekilde yansıtmış.

Film de birçok kez gerçekleşen olayların tahmin ettiğimizden daha farklı bir şekilde sonuçlandığını da görüyoruz. Bu konuda beni sürekli merakta bırakması filmden kopmamı sağlasa da sonlara doğru kafamda sürekli acaba nasıl toplayacaklar sorusu vardı. Ki zaten toparlamamışlardı da. Aslında herhangi bir mesaj verme kaygısı gütmeyen, bize tamamen hayatın gerçekliklerinin yansıtılmaya çalışıldığı filmlerde filmin sonunun açık bırakılmasını ve izleyicinin hayal gücüne bırakılmasını mantıklı bulsam da bu film özelinde bu durum filmin sonunda beni rahatsız etti. Açıkçası filmin son dakikalarında “hadi artık toparlayın, böyle bitmesin” gibi tepkiler vermedim değil.

Genel olarak toparlayacak olursak; filmimiz konusu, oyunculukları, yönetmenliği ve film içi ufak müzikal dokunuşlarıyla oldukça başarılı bir filmdi. Sadece son dokunuş olarak biraz zayıf kaldığı ve insana beklediğini vermeyip, ucu açık bir karamsarlığa sürüklediği söylenebilir.

Yazımda mümkün olduğunca az spoiler vererek film hakkında bilgi vermeye çalıştım umarım sizi seveceğiniz bir filmle tanıştırmışımdır. Sizde yazı ve film hakkındaki görüşlerinizi yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

Kahramanmaraşlı. 8 yılı Kahramanmaraş'ta 4 yılı Amasya'da 2 yılı Ankara'da olmak üzere profesyonel öğrenci. Teknolojiye ilgili, sporun her türlüsünü izleyen, Oğuz Atay ve Turgut Uyar hayranı ve en önemlisi ülkesine aşık bir Türk.

Bir cevap yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*